Japon kültüründe İkigai, modern yaşam koşulları içinde insanın sürdürebilir bir iç huzuru modeline sahip olmasına dayanan felsefi bir kavram olarak öne çıkar.

Bazı insanlar varoluş amacını, günlük yaşam motivasyonunu ararken Japonlar bu arayışın sırrını ikigai dedikleri bir yaşam felsefesiyle açıklar. Japon kültüründe İkigai, modern yaşam koşulları içinde insanın sürdürebilir bir iç huzuru modeline sahip olmasına dayanan felsefi bir kavram olarak öne çıkar. Bu kavram tam anlamıyla sorgulamaya dayanır. Kişinin hayatında neyin önemli olduğunu, sabahları neden kalkmak istediğini, mutlu yaşamı sorgular. Bilimsel araştırmalar, ikigai felsefesini uygulayan bireylerin daha çok mutlu olduklarını, düşük depresyon semptomları gösterdiklerini ortaya koymuştur. Bazı çalışmalar, ikigai felsefesinin sadece psikoloji üzerinde olumlu etkiler değil genel sağlığa olumlu etkileri olduğunu ilişkilendirmiştir. Peki ya ikigai nasıl uygulanır? Bu kavramı detaylı bir şekilde inceleyelim.

Günlük Yaşamda ‘İkigai’ Yaklaşımı

Japonyada “mutlu ve uzun yaşamın sırrı”, olarak karşımıza çıkan ikigai hakkında yürütülen çeşitli araştırmalar, bu felsefeyle bütünleşen bireylerin yaşamlarını daha anlamlı algıladıklarını ortaya koymuştur. Daha net bir şekilde ifade etmek gerekirsek ikigai felsefesinin psikolojik iyi oluş üzerindeki etkisi bireyin günlük yaşamıyla doğrudan ilişkilidir. İkigaiye sahip olmak için ilk adım, bireyin kendisini için gerçekten neyin anlamlı olduğunu bilmesidir. Bu adımda, kendinize enerji veren, size zamanın nasıl geçtiğini unutturan, kendinizi değerli hissettiren faaliyetleri gözden geçirmelisiniz. İkinci adım amaç edinmek. Günlük rutin hayatınıza küçük amaçlar yerleştirerek kendinizi daha üretken ve işe yarar hissedebilirsiniz. Örneğin anlamlı bir iş ya da kişisel gelişiminizi destekleyen bir uğraş yaşamınıza yön vererek daha iyi hissetmenize yardımcı olur. İkigai uygulamasındaki diğer önemli bir unsur yapılan işte anlam bulmaktır. Japonyada bireyler yaptıkları işi topluma sundukları katkı üzerinden değerlendirir. Bu oluşum iş yaşamında tatmin duygusunu arttırarak psikolojik iyi oluşu destekler. Sosyal bağları güçlendirmek ikiga’nin desteklenmesine yardımcı olur. Aile ve arkadaşlıklar üzerinden geliştirilen bağlar, ikigai’nin güçlenmesine katkı sağlar. Kişinin kendisini yalnız hissetmemesi iyi oluşu destekler. Sonuç olarak, ikigaiye sahip bireylerin psikolojik olarak çok daha iyi durumda olduklarını, yaşamdan daha fazla zevk aldıkları bilimsel açıdan gerçektir.

‘İkigai’ Kavramanın Anksiyete, Dayanıklılık ve Stres Üzerinde Etkisi

Bireyin anlam arayışında olması ve hayatında bir amaca sahip olması, kaygı düzeyleri üzerinde belirleyici bir rol oynar. Araştırmalar, ikigaiye sahip bireylerin karşılaştıkları zorlu durumlar karşısında esnek ve daha dayanıklı tepkiler verdikleri gözlemlenmiştir. İkigai düzeyi düşük kişilerde anksiyete( kaygı) belirtilerinin daha yaygın olabileceği öne sürülmüştür.

Dünyada İnsan Ömrü Ortalamasının En Uzun Olduğu Yer Okinawa…

Japonyada yer alan Okinawa adası, dünya çapında uzun yaşam süreleriyle dikkat çeken bölgeler arasında yer almakta ve bu özelliği ile literatürde sıkça ele alınmaktadır. Bu bölgede yaşayan yaşlı bireylerin fiziksel açıdan sadece uzun yaşamadıkları aynı zamanda bu süre zarfında daha üretken ve aktif oldukları gözlenir. Bu durumun arkasında yatan en temel etken olarak ‘ikigai’ kavramı gösterilir. Okinawa yaşlıları için ikigai, yaşam boyu devam eden bir anlam duygusunu ifade eder. Soyut kavramdan çok somut olarak biçimde uygulanabilen bir yaklaşım olduğunu gösterir. Bilimsel araştırmalar neticesinde, Okinawa’da yaşayan yaşlı bireylerin yaşamlarını anlam amacı taşıyan küçük rutinler, güçlü sosyal bağlar ile şekillendirdikleri gözlenmektedir. Bu bireyler için yaşam, günlük hayat içerisindeki küçük alışkanlıklara bağlıdır. Birine yardım etmek, belirli bir işle meşgul olmak, sabah uyanmak için bir nedeninin olması, yaşlı bireyler için yaşam motivasyonunun devamlılığını sağlar. İkigai, yalnızca mutluluk aracı değil, aynı zamanda yaşlılık süresince psikolojik dayanıklılığı da arttıran bir uygulama olduğunu Okinawa örneğinden anlayabiliriz. Fakat Okinawa bölgesindeki yaşlıların uzun yaşam sırrını tabii ki sadece ikigai kavramı ile açıklamak doğru olmaz. Fiziksel hareketlilik, beslenme alışkanlıkları, genetik faktörler bu sürecin önemli unsurlarıdır. Bu nedenle ikigayi tek başına bir “uzun yaşam formülü” olarak değil sağlıklı ve anlamlı bir yaşamı destekleyen tamamlayıcı ve güçlendirici bir model olarak ele alınmalıdır. Bu yönüyle ikigai, sadece Japon kültürüne özgü bir kavram olmanın ötesinde, evrensel bir yaşam alışkanlığı olarak değerlendirilebilir.

Hande AKSU