Annene ve babana kırgın mısın? Onlarla görüşmüyor musun? Hatta onlardan nefret ettiğini düşündüğün zamanlar bile oluyor mu?

ANNENE VE BABANA KIRGIN MISIN? PEKİ, SİZ ÇOCUĞUNUZA KIRGIN MISINIZ?

Annene ve babana kırgın mısın? Onlarla görüşmüyor musun? Hatta onlardan nefret ettiğini düşündüğün zamanlar bile oluyor mu?

Seni o kadar çok iyi anlıyorum ki… Çünkü ben de benzer duyguları yaşadım.

Şimdi senden bir ricam var. Lütfen beni sonuna kadar dinle. Çünkü sana anlatacaklarım yalnızca okuyup araştırdığım bilgiler değil, kendi hayatımda yaşadığım, bugün bile düşündüğümde içimi acıtan deneyimlerim.

Annene ve babana ne kadar kırgın olursan ol, eğer aranızdaki sorunları çözmek mümkünse, erteleme. Konuşmayı, birbirinizi anlamayı dene. Çünkü çözülmeden içimizde kalan bazı sorunlar, yıllar geçse de hayatımızı etkilemeye devam edebiliyor.

Ben bunu yaşayarak öğrendim.

Anneme ve babama öyle kırgındım ki yaşadığımız sorunları çözmek yerine onlardan uzaklaşmayı tercih ettim.

“Aman boş ver.” dedim.

İşimle ilgilendim, arkadaşlarımla vakit geçirdim, kendimi günlük hayatın telaşına verdim. Böylece yaşadığım sorunları geride bıraktığımı düşündüm.

Hatta bazen, “Keşke bayramlar olmasa da annemi, babamı aramak zorunda kalmasam.” dediğim zamanlar oldu.

Bayramlarda ve özel günlerde aramadığım, ziyaret etmediğim zamanlar da oldu.

Ama işin ilginç tarafı neydi, biliyor musun?

Aramadığım zaman da üzülüyordum.

Hem onlara kırgındım hem de onları özlüyordum. Hem uzak durmak istiyordum hem de içten içe aramızdaki sorunların çözülmesini bekliyordum.

Şimdi düşünüyorum da insan bazen kendi duygularını bile anlamakta zorlanıyor.

Bir tarafta kırgınlık, diğer tarafta sevgi. Bir tarafta öfke, diğer tarafta özlem.

Ve ben bu duygularla yıllarca yaşadım.

Sonra ne oldu, biliyor musun?

Annemle babam yaklaşık yedi ay arayla vefat ettiler.

İşte benim hayatımın en ağır dönemlerinden biri o zaman başladı.

Onların kaybından sonra ruhsal açıdan çok zor bir süreç yaşadım. Bipolar bozuklukla karşı karşıya kaldım.

Burada bir şeyi açıklamak isterim. Bipolar bozukluk yalnızca üzüntü veya anne-baba kaybı nedeniyle ortaya çıkan bir hastalık değildir. Genetik, biyolojik ve çevresel etkenlerin rol oynayabildiği bir ruh sağlığı durumudur. Ben sana kendi hayatımda yaşadığım kayıpların ve o dönemdeki duygularımın üzerimde bıraktığı etkiyi anlatıyorum.

Peki, beni en çok ne yaraladı, biliyor musun?

Annem de babam da vefat etmeden önce benden özür dilediler. Helallik istediler ve haklarını helal ettiler.

Yıllarca aramızda yaşanan sorunlardan sonra birbirimize yaklaşmaya başlamıştık.

Ben annemle anne-kız, babamla baba-kız ilişkisini, özlemini duyduğum o yakınlığı ancak onların hayatlarının son döneminde yaşayabildim.

Ve o kısacık zaman bana yetmedi.

Onlar vefat ettikten sonra kendi kendime sürekli aynı soruları sordum.

Keşke daha önce konuşsaydık. Keşke birbirimizi anlamaya çalışsaydık. Keşke uzaklaşmak yerine çözüm arasaydık. Keşke şöyle yapsaydım, böyle yapsaydım…

Bu düşünceler beni çok yordu.

Bugün bayramlarda, özel günlerde annemi ve babamı görmek istediğimde artık evlerine gidemiyorum.

Mezarlarına gidiyorum.

O soğuk mezar taşlarının başında dua ediyorum, onlarla konuşuyorum, bazen ağlıyorum.

Bir zamanlar telefonlarını aramak istemediğim annemle babamın bugün seslerini duyamıyorum.

Benim acımı anlayabiliyor musun?

Aslında bu acıyı yaşamanı hiç istemiyorum.

İşte sana bunları anlatmamın nedeni de bu. Belki benim yaşadıklarımdan kendin için bir şeyler çıkarırsın. Belki annenle, babanla arandaki sorunlara farklı bir gözle bakarsın.

Ama şimdi burada biraz duralım.

Çünkü bu konu yalnızca çocukların anne ve babalarına duyduğu kırgınlıklarla ilgili değil.

Anne ve babaların da çocuklarına karşı sorumlulukları var. Hatta çocukluk yıllarında ilişkinin sorumluluğu öncelikle anne ve babaya ait.

Şimdi biraz da anne ve babalarla konuşmak istiyorum.

Sevgili anneler, babalar…

Çocuğunuz size kırgın mı? Sizi aramıyor mu? Bayramlarda, özel günlerde ziyaret etmiyor mu? Sizinle konuşmak istemiyor mu?

Peki, hiç düşündünüz mü neden?

Belki siz de ona kırgınsınız. Belki yıllarca onun için yaptığınız fedakârlıkları düşünüyor ve karşılığında böyle bir uzaklığı hak etmediğinize inanıyorsunuz.

Sizi de anlamaya çalışıyorum.

Çocuk büyütmek kolay değil. Anne ve baba olmak da kolay değil. Hepimizin hayatında zorluklar, yanlış kararlar, pişmanlıklar olabiliyor.

Ama bir şeyi düşünmenizi rica edeceğim.

Çocuğunuzun sizin için yaptığınız fedakârlıkları bilmesi, yaşadığı kırgınlıkları ortadan kaldırmayabilir.

Belki siz ona güzel bir hayat sunduğunuzu düşünüyorsunuz ama o çocukluğunda yeterince sevildiğini hissetmedi.

Belki siz onu korumak için bazı kararlar aldınız ama o kendisini anlaşılmamış hissetti.

Belki siz onun iyiliği için eleştirdiniz ama o kendisini sürekli yetersiz gördü.

Belki de sizin hatırlamadığınız bir olay, onun hayatında çok derin bir iz bıraktı.

Bunlar mümkün değil mi?

Psikolojide çocukluk döneminde anne, baba veya bakım veren kişilerle kurulan ilişkinin, insanın güven duygusu ve sonraki ilişkileri üzerinde etkili olabileceği anlatılıyor.

John Bowlby’nin bağlanma kuramı da bu konunun önemini açıklıyor. Çocuk, kendisini güvende hissettiği bir ilişki içinde büyüdüğünde dünyaya ve insanlara daha güvenli yaklaşmayı öğrenebiliyor.

Psikolog Alice Miller ise çocuklukta yaşanan duygusal yaraların yetişkinlikte de etkilerini sürdürebileceğini anlatıyor.

Ben bu konuları araştırdıkça şunu daha iyi anladım: Bir çocuk büyüyüp yetişkin olduğunda, çocukluğunda yaşadığı her duyguyu geride bırakmış olmuyor.

Şimdi anne ve babalara bir sorum var.

Çocuğunuz size, “Anne, senin şu davranışın beni çok üzmüştü.” veya “Baba, senin yüzünden kendimi değersiz hissettim.” dediğinde nasıl karşılık veriyorsunuz?

“Ben senin için neler yaptım, sen hâlâ bunları mı söylüyorsun?” mu diyorsunuz?

Yoksa gerçekten dinlemeye çalışıyor musunuz?

Belki de o anda kendinizi savunmak yerine çocuğunuzu dinleseniz, yıllardır aranızda duran bir sorunun nedenini anlayabilirsiniz.

Hatta gerekirse özür dileyebilirsiniz.

Anne ve baba olmak, hiç hata yapmamak anlamına gelmiyor. Hata yaptığında bunu kabul edebilmek de anne ve babalığın kıymetli bir parçası.

Özür dilemek sizi çocuğunuzun gözünde küçültmez.

Tam tersine, çocuğunuza onun duygularını önemsediğinizi gösterebilir.

Ben bunu kendi hayatımdan biliyorum.

Annemin ve babamın benden özür dilemesi, helallik istemesi benim için çok kıymetliydi.

O sözler sayesinde aramızdaki ilişki değişmeye başladı.

Keşke o konuşmaları çok daha önce yapabilseydik.

Keşke onların da benim de birbirimizi anlamak için daha fazla zamanımız olsaydı.

Sevgili anneler, babalar…

Çocuğunuz sizden uzaklaştığında yalnızca onun davranışlarına bakmayın. Aranızdaki ilişkinin nasıl bu noktaya geldiğini de düşünün.

Belki sizin fark etmediğiniz bir kırgınlık vardır. Belki onun anlatmak isteyip de anlatamadığı şeyler vardır.

Ve lütfen, çocuğunuz konuşmaya başladığında hemen kendinizi savunmak zorunda hissetmeyin.

Önce dinleyin.

Çünkü bazen insan karşısındakinden bir çözüm bile beklemiyor. Sadece anlaşıldığını hissetmek istiyor.

Şimdi yeniden anne ve babasına kırgın olan arkadaşlarıma dönmek istiyorum.

Sen de bir şeyi düşünür müsün?

Annenin ve babanın da bir çocukluğu vardı.

Onlar da bir ailede büyüdüler. Belki sevgiyi yeterince görmediler. Belki kendilerini ifade etmeyi öğrenemediler. Belki anne ve babalarından gördükleri bazı davranışları, doğru olduğunu düşünerek sana da uyguladılar.

Elbette bunlar yapılan yanlışları haklı çıkarmaz.

Ama neden böyle davrandıklarını anlamana yardımcı olabilir.

Ben bugün geçmişime bakarken bunu da düşünmeye çalışıyorum.

Annemle babamın yaşadıklarını, yetiştikleri şartları, onların da insan olduklarını anlamaya gayret ediyorum.

Peki, bu düşünce benim yaşadığım kırgınlıkları yok mu ediyor?

Hayır.

Ama geçmişime daha farklı bakabilmeme yardımcı oluyor.

Burada özellikle belirtmek istediğim önemli bir konu daha var.

Her ailede yaşanan sorun aynı değil.

Kimi insan annesine veya babasına küçük kırgınlıklar taşıyor. Kimi insan ise şiddet, ağır ihmal, istismar veya başka ciddi zararlar yaşamış olabiliyor.

Bu nedenle herkese “Git, annenle babanla barış.” demek doğru olmaz.

Affetmek başka, yeniden görüşmek başka, güven duymak ise bambaşka bir şey.

İnsanın kendi sınırlarını koruması, kendisine zarar veren bir ilişkiden uzak durması da bazen gerekli olabilir.

Benim anlatmak istediğim, kimsenin kendisini zorlayarak bir ilişkiye dönmesi değil.

İçimizde taşıdığımız duyguları anlamak, mümkünse iyileştirmek ve sağlıklı bir ilişki kurulabilecekse bunun için karşılıklı çaba göstermek.

Çünkü aile içindeki sorunların çözümü yalnızca çocuğun görevi değil.

Anne ve babanın da sorumluluk alması gerekiyor.

Bir çocuk yıllarca kendisini anlatmaya çalışmış olabilir. Anne ve babası onu hiç dinlememiş olabilir. Böyle bir durumda bütün sorumluluğu çocuğa yüklemek haksızlık olur.

Aynı şekilde anne ve babasıyla yaşadığı sorunları çözmek isteyen bir yetişkinin de karşı tarafı dinlemeye, kendi davranışlarını değerlendirmeye açık olması faydalı olabilir.

Yani benim düşüncem şu:

Birbirimizi suçlamaya odaklanmak yerine, birbirimizi anlamaya çalışsak neler değişebilir?

Bir anne çocuğuna, “Ben seni böyle hissettirdiğimi bilmiyordum, özür dilerim.” dese…

Bir baba, “Ben de hata yapmış olabilirim, gel konuşalım.” dese…

Bir çocuk, “Size çok kırgınım ama neden böyle davrandığınızı da anlamak istiyorum.” dese…

Acaba bazı ailelerde yıllardır süren küslükler sona erebilir mi?

Ben bunun mümkün olabileceğine inanıyorum.

Tabii ki her sorun tek bir konuşmayla çözülmeyebilir. Bazen zaman gerekir, bazen karşılıklı emek, bazen de bir psikologdan veya aile terapistinden destek almak gerekebilir.

Ama iki taraf da gerçekten istiyorsa, yeni bir başlangıç için fırsat doğabilir.

Ben bugün anne ve babam hayatta olsaydı, onlarla daha fazla konuşmak, onları daha iyi tanımak, kendimi daha iyi anlatmak isterdim.

Birlikte geçiremediğimiz zamanların yerini dolduramıyorum.

Ama yaşadıklarımdan öğrendiklerimi başkalarıyla paylaşabiliyorum.

Tûba Ağacı’nı oluştururken de amacım buydu. Kendi hayatımda yaşadıklarımdan yola çıkarak insanlara farklı bakış açıları sunabilmek, bireysel farkındalığı toplumsal faydayla buluşturabilmek.

Tûba Ağacı – Kökler ve Tûba Ağacı – Dönüşüm kitaplarımda annemle ve babamla yaşadıklarımı, neden kırgın olduğumu, kendi duygularımı ve hayatımın farklı dönemlerini anlattım.

Okuma imkânın olursa belki benim hikâyemde kendinden bir şeyler bulabilirsin.

Ben kendi içimdeki yaraları anlamak ve iyileştirmek için anne-baba-çocuk ilişkileri üzerine çok araştırma yaptım. Öğrendiklerimle kendi deneyimlerimi bir araya getirmeye çalıştım.

Bugün de bunları seninle paylaşmak istedim.

Sevgili arkadaşım, annen veya baban hayattaysa, aranızda çözülmemiş sorunlar varsa ve bu ilişki senin için güvenliyse, belki bugün küçük bir adım atabilirsin.

Sevgili anneler, babalar, siz de çocuklarınızla aranızdaki mesafeyi yalnızca onların hatası olarak görmeden bir kez daha düşünebilirsiniz.

Belki ilk telefonu siz açarsınız.

Belki ilk özrü siz dilersiniz.

Belki de yıllardır söyleyemediğiniz bir şeyi bugün söyleme fırsatı bulursunuz.

Ben kendi hayatımda bu yakınlığı çok geç yaşadım.

Sizin de geç kalmanızı istemiyorum.

Ama lütfen bunu bir korku olarak değil, hayatınızda hâlâ değiştirebileceğiniz şeyler olabileceğini hatırlatan bir deneyim olarak görün.

Ve anne ya da babasını kaybetmiş arkadaşlarım…

Sizin de içinizde keşkeleriniz olabilir. Söyleyemediğiniz sözler, yaşayamadığınız güzel günler olabilir.

Kendinizi sürekli suçlamayın. O günün şartlarında, o günkü duygularınızla yaşadınız. Bugün geçmişe daha farklı bakıyor olabilirsiniz.

Geçmişte olanları değiştiremeyiz ama bugün o yaşadıklarımızla kurduğumuz ilişkiyi değiştirebiliriz.

Ben de bunu yapmaya çalışıyorum.

Annemle babamı bugün sevgiyle anıyorum. Yaşadığımız güzel günleri de zor günleri de hayatımın bir parçası olarak kabul etmeye çalışıyorum.

İnşallah bu anlattıklarım bir annenin çocuğunu daha iyi anlamasına, bir babanın kendi davranışlarını sorgulamasına, bir çocuğun içindeki kırgınlığı fark etmesine veya bir ailenin yeniden konuşmaya başlamasına katkı sağlar.

Eğer bu sözlerim hayatınızda güzel bir değişime vesile olursa, lütfen benimle paylaşın. Gerçekten çok mutlu olurum.

Son olarak hem çocuklara hem de anne ve babalara bir soru sormak istiyorum.

Birbirinizi kaybetmeden önce, birbirinize söylemek istediğiniz ama bugüne kadar söyleyemediğiniz bir şey var mı?

Belki bugün onu konuşmanın zamanıdır.

Sevgiyle,

Tûba Kadik