Günlük koşturmaca içinde, hiç beklemediğiniz bir anda gelen haksız bir eleştiriye ya da nedensiz bir öfkeye maruz kaldığınız oldu mu?
Günlük koşturmaca içinde, hiç beklemediğiniz bir anda gelen haksız bir eleştiriye ya da nedensiz bir öfkeye maruz kaldığınız oldu mu? İlk refleksimiz genellikle savunmaya geçmek, "Ben ne yaptım?" sorusuyla içimizi kemirmek ya da karşı tarafın bu adaletsiz tutumunu düzeltmek için enerjimizi tüketmektir. Oysa insan psikolojisinin en temel ama en çok unutulan gerçeklerinden biri şudur: Birisi size durduk yere öfkelendiğinde, mesele neredeyse hiçbir zaman sizinle ilgili değildir.
O an karşınızdaki insan; kendi zihnindeki çözülmemiş korkuları, bastırılmış yetersizlik hislerini veya geçmişten taşıdığı kırgınlıkları size yansıtıyordur. Siz sadece, onun kendi iç dünyasındaki fırtınayı dışa vurmak için seçtiği bir "ayna"dan ibaretsinizdir. Bu psikolojik mekanizmayı fark etmek, insan ilişkilerindeki tüm dengeyi altüst edecek kadar güçlü bir dönüm noktasıdır. Peki, bu idrak hayatımızda neleri değiştirir?
Sözleri Üstünüze Alınmazsınız
Öncelikle, karşı tarafın tepkilerinin ve zehirli sözlerinin size değil, tamamen onun kendi iç dünyasının bir özeti olduğunu anlarsınız. Bu idrak, ruhsal zırhınız olur. Eleştiriler kalkanlarınızdan içeri sızamaz; çünkü karşınızdakinin aslında kendi gölgesiyle kavga ettiğini bilirsiniz.
Tartışma İhtiyacınız Biter
Haklı çıkmak için enerjinizi harcama devri kapanır. İspat etme çabası, yerini sessiz ve emin bir geri çekilmeye bırakır. Çünkü bilirsiniz ki, mantıklı argümanlar veya kendini savunma çabaları, karşı tarafın yansıtma duvarını aşamaz. Enerjinizi tüketmek yerine korumayı seçersiniz.
Kendi Sınırlarınızı Korursunuz
Başkalarının taşıyamadığı duygusal yükleri, öfkeleri ve huzursuzlukları sırtlanmayı bırakırsınız. "Bu yük benim değil" diyebilmek, ruhsal bir detokstur. Kendi içsel alanınızı, başkalarının kaotik enerjisinden izole edersiniz. İnsanların tepkilerini, öfkelerini ya da karakterlerini değiştirmeye gücümüz yetmez. Hayatın en kurtarıcı derslerinden biri budur. Ancak onların gerginliğini üstlenmeyip kendi huzurumuzu korumayı her zaman seçebiliriz.
Unutmayın; insanlar sizinle değil, kendileriyle savaştıklarını fark ettiğiniz an, gerçek huzuru bulursunuz.
Hümeyra GÜR
Psikolojik Danışman ve Aile Danışmanı