Biz Meridyen Eğitim’de öğrencilerimizle yaptığımız koçluk görüşmelerinde önce onları tanımaya çalışıyoruz.

Son yılların en moda kelimelerinden biri "koçluk."

Eğitim koçluğu…

Öğrenci koçluğu…

Yaşam koçluğu…

Neredeyse herkes koç!

Ama gelin, dürüst olalım.

Çocuğunuza "Akşam 7'de masaya otur.", "Bugün 200 soru çöz.", "Telefonu bırak.", "Bu hafta matematik bitmeli." demek koçluk değildir.

Bu, olsa olsa talimat vermektir.

Geçenlerde bir veliyle sohbet ediyorduk.

"Hocam," dedi, "Benim oğlum günde beş saat çalışıyor ama netleri bir türlü artmıyor."

"Aslında çalışıyor mu?" diye sordum.

"Nasıl yani?"

"Masanın başında oturuyor olması gerçekten öğrendiği anlamına gelir mi?"

Bir an durdu.

Çünkü aslında birçok evde aynı manzara yaşanıyor.

Çocuk odasına giriyor.

Kapı kapanıyor.

Bilgisayar açık.

Video dersler ekranda, defterler masada.

Saatler geçiyor.

Anne-baba içini rahatlatıyor:

"Çalışıyor."

Peki gerçekten çalışıyor mu?

Yoksa sadece ders çalışıyormuş gibi mi görünüyor?

İşte bütün mesele burada başlıyor.

Eğitimde en pahalı hata, çok çalışıp yanlış çalışmaktır.

Çünkü her öğrenci aynı değildir.

Kiminin dikkati kırk dakikada dağılır.

Kimi dinleyerek öğrenir.

Kimi yazarak.

Kimi soru çözerek.

Kimisi matematikte zorlanır ama Türkçede uçar gider.

Kimisi başarısız olduğunda hırslanır.

Kimisi ise içine kapanır.

Buna rağmen binlerce öğrenciye aynı program veriliyor.

Aynı çalışma listesi...

Aynı saatler...

Aynı hedefler...

Sonra da neden aynı sonuç çıkmıyor diye şaşırıyoruz.

Asıl mesele, çocuğa daha fazla ders yüklemek değildir.

Asıl mesele, çocuğu tanıyabilmektir.

Nasıl öğreniyor?

Nerede hata yapıyor?

Neden aynı yanlışları tekrar ediyor?

Motivasyonunu ne düşürüyor?

Başarısını ne artırıyor?

Bu soruların cevabını bilmeden yapılan yönlendirmelerin çoğu tahminden ibarettir.

İşte gerçek koçluk tam da burada başlar.

Öğrenciye emir vermekle değil...

Onu anlamakla.

Sadece deneme sonucuna bakmakla değil...

O sonucun neden ortaya çıktığını analiz etmekle.

Biz Meridyen Eğitim’de öğrencilerimizle yaptığımız koçluk görüşmelerinde önce onları tanımaya çalışıyoruz.

Rasyonel Beyin Analizi ile öğrenme biçimlerini, dikkat yapılarını, güçlü ve gelişime açık yönlerini belirliyoruz.

Ardından düzenli deneme analizleri yapıyor, eksik konuları tespit ediyor, birebir etütlerle destekliyor ve gelişim sürecini hem öğrenci hem de ailesiyle birlikte yakından takip ediyoruz.

Çünkü bir öğrencinin başarılı olması yalnızca daha fazla soru çözmesine bağlı değildir.

Doğru planlama...

Düzenli takip...

Eksiklerin zamanında fark edilmesi...

Ve en önemlisi, kişiye özel bir yol haritası...

Başarı çoğu zaman bu dört adımın sonunda gelir.

Sevgili veliler...

Çocuğunuzun odasında veya kütüphanede geçirdiği saatlere değil, o saatlerin nasıl değerlendirildiğine bakın.

Çünkü bazen iki saat doğru çalışmak, altı saat plansız çalışmaktan çok daha değerlidir.

Unutmayın...

Her çocuk aynı kitap değildir ki aynı yerden açılsın.

Onları birbirine benzetmeye çalışmak yerine, önce tanımaya çalışalım.

Belki de başarıya giden en kısa yol, daha çok çalışmak değil; doğru kurumda doğru sistemle, doğru yöntemi bulmaktır.