Yazar ve Aile Danışmanı Şeyma İslamoğlu, Eğitimci Gürkan Kap ile hazırladığı çocukları duygularını keşfetmeye ve farklılıkları anlamaya davet ediyor. İslamoğlu, çocukların kendilerini ifade edebilmelerinin ve başkalarının duygularını anlayabilmelerinin, şiddetten uzak bir toplumsal yaşam için önem taşıdığını vurguluyor.
Çocuk Eğitim Akademisi Yayınevi tarafından yayımlanan “Can ile Felix – Güneşin Ardında”, korku, merak, dostluk ve keşif duygularını çocukların dünyasından ele alıyor. Yazar ve Aile Danışmanı Şeyma İslamoğlu ile Eğitimci Gürkan Kap tarafından hazırlanan kitap, Can’ın Felix ile kurduğu ilişki üzerinden çocuklara kendi duyguları ve çevreleriyle ilişkileri üzerine düşünme fırsatı sunuyor. Çocukların duygusal gelişiminde dinlenmenin ve anlaşılmanın önemine dikkat çeken İslamoğlu, şiddet ve akran zorbalığıyla mücadelede duygusal farkındalığın da dikkate alınması gerektiğini belirtiyor.
“YALNIZCA DOĞRU VE YANLIŞ DAVRANIŞLARI ÖĞRETMEK YETERLİ DEĞİL”
Çocukların öfke, korku, kıskançlık, üzüntü ve hayal kırıklığı gibi pek çok duyguyu yaşadığını ancak bunları ifade edecek kelimeleri her zaman bulamadığını anlatan İslamoğlu, bu durumun çocukların kendileriyle ve çevreleriyle kurdukları ilişkileri etkileyebildiğini ifade ediyor. İslamoğlu, çocukların duygularını tanımalarına yardımcı olmanın önemini şu sözlerle dile getiriyor: “Şiddetle mücadelede çocuklara yalnızca doğru ve yanlış davranışları öğretmek yeterli değil. Duygularını tanımaları, empati kurmaları, başkalarının sınırlarına saygı duymaları ve sorunlarını şiddete başvurmadan çözebilmeleri de gerekiyor.”
Şiddetin nedenlerinin çok yönlü olduğuna işaret eden İslamoğlu, duygusal farkındalık ve sağlıklı iletişim becerilerinin çocukların gelişimini destekleyen önemli unsurlar arasında yer aldığını vurguluyor.
“DUYGULARINI YARGILAMADAN İFADE EDEBİLECEĞİ BİR ORTAM OLUŞTURMAK GEREKİYOR”
Çocukların duygularını keşfetme sürecinde ailelerin ve eğitimcilerin yaklaşımının belirleyici olduğunu belirten İslamoğlu, yetişkinlerin yalnızca davranışa odaklanmak yerine o davranışın ardındaki duyguyu anlamaya çalışması gerektiğini söylüyor. İslamoğlu, bu yaklaşımı şöyle açıklıyor: “Öfkelenen bir çocuğa yalnızca sakin olmasını söylemek yerine, neden öfkelendiğini anlamasına yardımcı olmak; üzüldüğünde onu dinlemek ve duygularını yargılamadan ifade edebileceği bir ortam oluşturmak gerekiyor.”
Çocuk kitaplarının da bu iletişimi destekleyebildiğini ifade eden İslamoğlu, hikâye kahramanlarının yaşadıklarının çocukların farklı duyguları tanımalarına, empati kurmalarına ve kendi deneyimleri üzerine düşünmelerine alan açtığını belirtiyor.
CAN’IN KORKUSU MERAKA VE DOSTLUĞA DÖNÜŞÜYOR
“Can ile Felix – Güneşin Ardında” kitabında Can’ın başlangıçta Felix’e duyduğu korku, zamanla meraka ve dostluğa dönüşüyor. Bu değişim, farklı olana ön yargıyla yaklaşmak yerine onu tanımaya ve anlamaya çalışmanın önemini hikâyenin merkezine taşıyor.
İslamoğlu, kitap boyunca yaşanan olayların gözlem yapma, değişen koşullara uyum sağlama ve çevredeki canlılara karşı sorumluluk geliştirme gibi konulara da kapı araladığını anlatıyor. Kitabın yaklaşımını, “Çocuğa hazır cevaplar vermek yerine onu düşünmeye ve keşfetmeye yöneltmesi” sözleriyle açıklayan İslamoğlu, çocukların karakterlerin deneyimleri üzerinden kendi duygularını ve davranışlarını değerlendirme fırsatı bulduğunu ifade ediyor.
EBEVEYNLERE DE BİRLİKTE KEŞFETME ÇAĞRISI
Kitabın yalnızca çocuklara değil, ebeveynlere de seslendiğini belirten İslamoğlu, birlikte okunan bir hikâyenin çocukların dünyasını anlamak için bir iletişim fırsatına dönüşebileceğini söylüyor. Can’ın korkuları, merakı ve Felix’e yaklaşımı üzerinden yapılacak sohbetlerin, yetişkinlerin çocuklarını dinlemesine ve onların bakış açısını fark etmesine yardımcı olabileceğini dile getiren İslamoğlu, ebeveynlerin çocuklarıyla birlikte düşünmesinin önemini vurguluyor.
İslamoğlu’na göre bu süreçte amaç, çocuklardan sürekli mutlu olmalarını beklemek değil; zorlayıcı duygularını da ifade edebilecekleri bir alan oluşturmak: “Çocukların duygularını tanımalarına yardımcı olmak, her zaman mutlu olmalarını beklemek değil; öfke, korku ve üzüntü gibi duygularını başkalarına zarar vermeden ifade edebilmeleri için onlara alan açmak anlamına geliyor.”
“BUGÜN NE HİSSETTİN?”
Çocuklarla kurulacak iletişimde basit bir sorunun önemli bir başlangıç olabileceğini belirten İslamoğlu, ailelere “Bugün ne hissettin?” sorusunu hatırlatıyor. Bu soruyu sormak kadar, verilen cevabı gerçekten dinlemenin de değerli olduğunu ifade ediyor. Çocukların yaşadıklarını kendi bakış açılarıyla anlatabilmelerine fırsat verilmesi gerektiğini vurgulayan İslamoğlu, şu değerlendirmede bulunuyor: “Çocukların dünyasını anlamak, onların her davranışını onaylamak değil; davranışlarının ardındaki düşünce ve duyguları fark etmeye çalışmaktır.”
İslamoğlu, duygularını ifade edebilen, başkalarının hislerini anlamaya çalışan ve farklılıklara saygı duyan çocukların gelişimini desteklemenin, şiddetten uzak bir toplumsal yaşam açısından da önem taşıdığını belirtiyor.






