Tarabya Koyu’na hâkim bir yamaçta, yaklaşık 12 dönümlük korunun içinde yükselen Zarifi Köşkü, Boğaziçi’nin en dikkat çekici tarihî yapıları arasında yer alıyor. Bir dönem Sarıyer Hükümet Binası olarak kullanılması gündeme gelen ancak girişimden sonuç alınamayan tarihî köşk, bugün korusuyla birlikte zamana direniyor.
Tarabya’nın geçmişine tanıklık eden Zarifi Köşkü, mimarisi, konumu ve tarihî önemiyle bölgenin en değerli kültür varlıklarından biri olma özelliğini taşıyor. Yıllar boyunca mülkiyet davalarına konu olan ve farklı amaçlarla kullanılan yapı, zaman içerisinde büyük ölçüde yıprandı.
YORGO ZARİFİ’NİN YAZLIK KONUTUYDU
Sultan Abdülaziz döneminde inşa ettirildiği belirtilen köşk, Osmanlı Devleti’ne borç veren ve Sultan II. Abdülhamid’in mali danışmanlığını yapan ünlü banker Yorgo Zarifi’nin yazlık konutu olarak kullanıldı. Dört katlı ana yapısı, ikinci köşkü, geniş korusu ve Tarabya Koyu’na açılan manzarasıyla döneminin görkemli yaşamını yansıtan Zarifi Köşkü; Rum bankerlerin, yabancı elçilerin ve Osmanlı yöneticilerinin bir araya geldiği kozmopolit Tarabya’nın önemli simgelerinden biri oldu.
HÜKÜMET BİNASI OLMASI GÜNDEME GELDİ
Zarifi Köşkü’nün bir dönem Sarıyer Hükümet Binası olarak değerlendirilmesi gündeme geldi. Dönemin Sarıyer Kaymakamı Yaşar Gül tarafından ele alınan girişimden olumlu bir sonuç çıkmadı. Bu girişimin sonuçsuz kalmasının ardından tarihî köşk yeniden kaderine terk edildi. Uzun yıllar boyunca devam eden mülkiyet tartışmaları ve bakımsızlık, yapının giderek yıpranmasına neden oldu.
TESCİLLİ KÜLTÜR VARLIĞI OLARAK AYAKTA
Geçmişte farklı amaçlarla kullanılan Zarifi Köşkü, bugün yaklaşık 12 dönümlük korusuyla birlikte tescilli kültür varlığı olarak ayakta duruyor. Ancak tarihî yapının mevcut durumu, korunması ve geleceğe taşınması konusundaki beklentileri yeniden gündeme getiriyor. Zarifi Köşkü yalnızca tarihî bir bina değil; Tarabya’nın sosyal, kültürel ve ekonomik geçmişini günümüze taşıyan sessiz bir tanık olarak Boğaziçi’nin hafızasında yaşamayı sürdürüyor.





