Türkiye Alevi Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Eğitim – Yazar Hülya Gür Güntaş 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü" çiçeklerle, börtü böceklerle, hediyelerle geçiştirilecek bir günün ötesinde, işçi sınıfının kapitalizme karşı vermiş olduğu mücadelesine örnek alınıp öyle anılmalı.

Amerika Birleşik devletleri'nde 40.000 kadın dokuma işçisi 8 Mart 1857'de bir tekstil fabrikasında başlattıkları grevde çıkan yangında 129 kadın işçi yanarak can verdi. İşte o yangın dünya kadınlarının seslerini duyurabilmesi için yakılan ateşin ilk kıvılcımı oldu. Bu olaydan 54 yıl sonra Alman sosyal demokrat partisi liderlerinden Clara Zetkin bir Kadın Konferansında; " 8 Mart'ın Dünya kadınlar günü" olarak anılmasını önerdi. Öneri kabul edildi, bundan 10 yıl sonra, üçüncü uluslararası kadınlar konferansında adı "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" olarak değiştirildi.

8 Mart Türkiye'de ilk kez 1921'de kutlandı, 1975 yılından sonra kitlesel kutlamalar başladı. 12 Eylül askeri darbesiyle ara verilen kutlamalara 1984'ten bu yana devam ediliyor.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, kadınların eşitlik mücadelesinin simgesi haline gelmiş bir gündür. Bu özel günde, dünyadaki ve Türkiye'deki kadınların karşılaştığı zorlukları ve elde ettikleri kazanımları hatırlamak büyük önem taşır. Türkiye'de kadınların durumu, yıllar içinde önemli değişiklikler ve gelişmeler göstermiş olsa da hâlâ pek çok alanda eşitsizlikler ve zorluklar devam etmektedir.

KADININ İŞ GÜCÜNE KATILIMI VE EKONOMİK EŞİTSİZLİKLER

Kadınların iş gücüne katılım oranı Türkiye'de erkeklere göre çok daha düşüktür. 2025 verilerine göre kadınların iş gücüne katılım oranı %36,3 civarındadır. Bu oran, gelişmiş ülkelere kıyasla oldukça geridedir. Kadınların çalışma hayatındaki yerini güçlendirebilmek için daha çok kadın dostu iş politikaları ve aile dostu düzenlemelere ihtiyaç vardır. Ayrıca, kadınların iş yerinde karşılaştığı cinsiyet ayrımcılığı, düşük ücretler ve cam tavan engelleri de önemli sorunlar arasında yer almaktadır.

KADINA YÖNELİK ŞİDDET VE AYRIMCILIK

Kadına yönelik şiddet, Türkiye'deki en ciddi toplumsal sorunlardan biridir. 2025 yılında en az 400'ün üzerinde kadın cinayeti işlenmiş ve yüzlerce kadın, şiddet mağduru olmuştur. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden beslenen bu tür şiddet vakaları, kadınların sadece fiziksel değil, psikolojik olarak da zarar görmesine yol açmaktadır. Devletin ve toplumun, kadına yönelik şiddete karşı daha güçlü bir tavır sergilemesi, kadınların güvenliğini sağlamaya yönelik yasal ve toplumsal yasaların çıkartılması ve önlemlerin artırılması gerekmektedir.

KADININ EĞİTİMİ VE TOPLUMSAL KATILIMI

Kadınların eğitim seviyeleri son yıllarda artmış olsa da hala kadınların eğitimde erkeklere göre daha az fırsat bulduğunu söylemek mümkündür. Özellikle kırsal alanlarda kız çocuklarının eğitimi, ekonomik zorluklar ve toplumsal baskılar nedeniyle engellenebilmektedir. Kadınların eğitimli olması, sadece kendi hayatlarını iyileştirmeleri açısından değil, toplumsal kalkınma ve ekonomik büyüme için de büyük bir fırsattır.

Erkeklerin siyasetteki oranı, kadınlara kıyasla çok daha yüksektir. Türkiye'deki kadınların TBMM temsil oranı %17, belediye başkanları oranı %5 civarındadır. Kadınların siyasette ve yönetimde daha fazla yer alması gerektiği gibi, toplumsal yaşamın her alanında daha güçlü bir şekilde yer almaları da önemlidir. Kadınların fikirlerinin ve çözümlerinin politikada ve toplumsal kararlar alırken dikkate alınması, toplumun eşitlikçi bir şekilde ilerlemesine olanak sağlayacaktır.

Sonuç olarak, kadınların toplumsal ve ekonomik hayatta eşit haklara sahip olması için atılacak adımlar, Türkiye'nin geleceğini şekillendirecek en önemli unsurlar arasında yer alıyor. 8 Mart, sadece kadınların geçmişteki mücadelesini kutlamakla kalmamalı, aynı zamanda toplumsal cinsiyet eşitliğini savunarak daha adil bir toplum yaratmak için hep birlikte hareket etme çağrısı yapmalıdır

Biz kadınlar; ne yapmamız gerektiğini ne yapmamamız gerekiyor kuşbakışı genel baktığımızda kadının insan hakları bakımından hep yükselmiş bir kadın mücadelesi görürüz. Bu böyle de devam edecek. Biz kadınların; Şiddetsiz, sömürüsüz, eşit, özgür bir hayat kurana dek bitmeyecek bu kavgası. Hayatın her alanında, her yerde eşitlik istiyoruz. İnsanca çalışma koşulları, temsilliyette eşitlik ve ücretlerde eşitlik istiyoruz! Üzerimize yıkılan bakım hizmetlerinin karşılanmasında eşitlik istiyoruz. Hakkını arayanların yargılandığı, şiddet faillerinin cezasızlıkla ödüllendirildiği bir sene daha geçti ama biz kadınlar... sokaklar da adalet talep etmekten vazgeçmedik.

Tüm kadınları, haklarımız, özgürlüğümüz, hayatımız için 2026'da mücadelenin kadın dayanışmasının ve bu kalabalığın bir parçası olmaya çağırıyoruz. Yola çıkarken dediğimiz gibi tek başına olmaz kadınlar birlikte güçlü! diyoruz ve tüm KADINLARI birlikte mücadeleye çağırıyoruz.