İstanbul Boğazı'nın en gözde semtlerinden biri olan Emirgan; sahildeki çay bahçeleri, Sabancı ailesine ait Atlı Köşk ve yemyeşil korusuyla olduğu kadar, geçmişten günümüze taşıdığı tarihi yapılarıyla da dikkat çekiyor.
Semtin sokaklarında dolaşırken Osmanlı mimarisinin izlerine rastlamak mümkün. Yüzyıllar boyunca çok sayıda köşk ve yalıya ev sahipliği yapan Emirgan’da bazı yapılar zamanın acımasızlığına yenik düşerken, bazıları ise tüm ihtişamıyla olmasa da günümüze ulaşmayı başardı. Bunlardan biri de Boğaziçi’nin en önemli tarihi yapılarından biri olarak kabul edilen Şerifler Yalısı.
18. yüzyılda Boğaz kıyılarında gelişen sivil mimarlığın en önemli temsilcileri arasında gösterilen Şerifler Yalısı, özellikle iç mekân süslemeleriyle Rumeli yakasının en dikkat çekici yalılarından biri olarak biliniyor. Bugün kısmen ayakta kalabilmiş olsa da, geçmişin zarafetini ve ihtişamını hâlâ yansıtmaya devam ediyor.
EMİRGAN'IN HİKÂYESİ BİR HEDİYE İLE BAŞLADI
İstanbul’un fethinden sonra uzun yıllar boyunca fazla ilgi görmeyen Emirgan’ın kaderi, 16. yüzyılın ortalarında değişmeye başladı. Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa’nın nişancılarından Feridun Bey’e geniş bir arazi hediye edilmesiyle bölgedeki yerleşim hareketlendi. O dönemde bugünkü Emirgan’ın büyük bölümü Feridun Bey’in mülkiyetine geçti. Feridun Bey burada bir yazlık köşk yaptırdı. Ardından av köşkleri ve geniş bahçeler inşa edildi. Günümüzde İstanbul’un en önemli yeşil alanlarından biri olan Emirgan Korusu, işte bu tarihi bahçelerin mirası olarak kabul ediliyor.
EMİRGAN ADI NEREDEN GELİYOR?
17. yüzyıla gelindiğinde bölge yeniden bir devlet büyüğüne hediye edildi. Bu kez Sultan IV. Murad, bölgeyi İranlı komutan Emirgûneoğlu Tahmasb Kulu Han’a verdi. Padişah tarafından adı Yusuf Paşa olarak değiştirilse de halk onu eski lakabıyla, yani "Emirgûne" adıyla anmaya devam etti. Zamanla Yusuf Paşa'nın sahip olduğu bu topraklar halk arasında "Emirgân" olarak anılmaya başlandı ve semtin bugünkü adı ortaya çıktı. Yusuf Paşa burada kendisi için görkemli bir saray yaptırdı. Bu sarayın bulunduğu yerde bugün Emirgan Camii yükseliyor.
PADİŞAHLARIN GÖZDE SEMTİ
Emirgan, Osmanlı döneminde uzun yıllar boyunca padişahların yakın çevresindeki devlet adamlarına tahsis edilen özel bölgelerden biri oldu. 18. yüzyılın sonlarında Sultan I. Abdülhamid döneminde bölgenin bir kısmı hayır amaçlı bir imarete bağışlandı. Geriye kalan geniş araziler ise parsellere ayrılarak burada yaşamak isteyenlere satıldı. Böylece Emirgan, saray mensuplarının ve devlet erkânının yaşadığı bir sayfiye bölgesinden, Boğaz’ın en seçkin yerleşim merkezlerinden birine dönüştü.
Bugün Emirgan’ın sokaklarında yürürken karşımıza çıkan tarihi yalılar, köşkler ve korular; yüzyıllar boyunca şekillenen bu zengin geçmişin sessiz tanıkları olmaya devam ediyor. Şerifler Yalısı ise tüm bu hikâyenin en önemli simgelerinden biri olarak Boğaz’ın kıyısında zamana direniyor.