GENÇ: "DEVLET ACİLEN HAREKETE GEÇMELİ"

Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç, Halk TV'de katıldığı Şirin Payzın ile Deprem Özel programında önemli açıklamalarda bulundu. Devletin mülkiyet ve deprem için en kısa sürede eylem planı oluşturması gerektiğini ifade eden Genç, "Mülkiyet sorununu çözmeden dönüşüm yapamazsınız" vurgusu yaptı.

GENÇ: "DEVLET ACİLEN HAREKETE GEÇMELİ"

Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç, Halk TV'de katıldığı Şirin Payzın ile Deprem Özel programında önemli açıklamalarda bulundu. Devletin mülkiyet ve deprem için en kısa sürede eylem planı oluşturması gerektiğini ifade eden Genç, "Mülkiyet sorununu çözmeden dönüşüm yapamazsınız" vurgusu yaptı.

Sarıyer Posta
Sarıyer Posta
12 Kasım 2020 Perşembe 11:09
529 Okunma
GENÇ: "DEVLET ACİLEN HAREKETE GEÇMELİ"

Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç, Halk TV'de katıldığı Şirin Payzın ile Deprem Özel programında önemli açıklamalarda bulundu. Devletin mülkiyet ve deprem için en kısa sürede eylem planı oluşturması gerektiğini ifade eden Genç, "Mülkiyet sorununu çözmeden dönüşüm yapamazsınız" vurgusu yaptı.

'İstanbul depreme hazır mı?' sorusuna yanıt arandığı programa Başkan Şükrü Genç'in yanı sıra; Avcılar Belediye Başkanı Turan Hançerli, Adalar Belediye Başkanı Erdem Gül, Bakırköy Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, Şişli Başkanı Belediye Başkanı Muammer Keskin, Kadıköy Belediye Başkanı Şerdil Dara Odabaş, Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi, Esenyurt Belediye Başkanı Kemal Deniz Bozkurt ve Sarıyer Belediyesi Bilim Kurulu Üyesi Yer Bilimci Prof. Dr. Naci Görür katıldı.

İŞTE GENÇ'İN YAPTIĞI KONUŞMADAN SATIR BAŞLARI

"En başından beri yanlışlıklar yumağı içerisindeyiz. 1999 yılından bu güne geçen zaman zarfında nelerin yapılıp yapılmadığını irdelememiz gerekiyor. Bunu bir takım kesimlerin konuşmalarını ile değil, bilimsel araştırmalar sonucu ortaya çıkan verilere dayanarak yapmalıyız. KONDA'nın araştırmasına göre, vatandaşın yüzde 80'i 1999 yılındaki depremin ardından devletin bir önlem almadığına veya herhangi bir çalışma yapmadığına inanıyor. Yaşamda başarılı olabilmenin temel aktörü bir eylem planı hazırlamak. Devletin çıkardığı bazı yasalar var. 6306 Afet Yasası gibi.. Peki bunun uygulandığı noktalara bakalım. Dönüşüm için seçilen arazilere bakıldığında maalesef bu yasa bir rant yasasına dönmüş durumda.

Yapı denetimden söz ettik fakat orada çalışan mühendislerin liyakat sahibi olup olmadığını konuşmadık.  Bu durumun personel kalitesini düşürmesinin yanı sıra öğrencilerin üniversitede o bölümü seçmekten kaçınmalarına ve bunun akabinde de devletin bu bölümün kontenjanını düşürmesine yol açıyor. 2018 yılında inşaat mühendisliği bölümünün kontenjanı 12 bin 900 iken kazanan öğrenci sayısı 11 bin 200. 2020 yılında ise kontenjan 8 bin 500, kazanan öğrenci sayısı ise 5 bin. Devletin yaptığı çok tuhaf bir durum da var. TOKİ’yi sadece TOKİ kontrol edebiliyor. Bir tane kontrol mühendisi yok. Yapan kontrol ediyor. 2 bloğundan biri yıkılan Yağcıoğlu apartmanının müteahhitti Şerafettin Ağar, Elazığ depremi arından sosyal medyada yaptığı paylaşımda ‘ 6,8 büyüklüğünde bir deprem İzmir’deki yapıların yarısını yıkıp geçer, yani bir mezarda oturuyoruz’ diyor. Tüm Avrupa’da müteahhit sayısı 25 bin, sadece Türkiye’de 450 bin. Bunların büyük bir çoğunluğu kontrolsüz, liyakatsiz, mühendissiz çalışıyor. Kalite inanılmaz düştü. Bunun çözümü sokaktır. Belediye başkanlarının yeri de makamı da sokaktır yani halkın içidir. 40 kat ruhsat almış, 60 kat yapılmış binalar var. Bu binalar imar barışıyla affedilmeye çalışılıyor. Peki ne olacak bunlar? Gelen 20 katın yükü ne olacak? Acilen bu işin bir eylem planı içerisinde devlet ve yerel yönetimlerle çözülmesi gerektiğini düşünüyorum.

İmar barışı çıkarıldı. Oradaki yanlışlıklar ortada. 40 kat için ruhsat almasına rağmen 60 kat bina yapanlar var. Fazlalık olan 20 katın getireceği yük ne olacak? Bu gibi yapılar bu imar barışı ile affediliyor. Ayrıca bizim gecekondu bölgelerinde vatandaşa getireceği bir şey yok. Devlet bir takım yasalar çıkarmaya çalışıyor. Ama bunun için bir gayret yok. Bizler depremin ne zaman olacağını bilmiyoruz. Bu yüzden çözüm alanda. Acilen gerekli tüm eylem planlarını hazırlayıp devletin ve yurttaşın da içerisinde olduğu ortak akılla çözülmesi gerekiyor. Tabi bunu yaparken de en büyük dayanak olan yerel yönetimleri de yanlarına almaları gerekiyor.

İstanbul'da çok fazla kaçak yapı var. Özellikle mülkiyet problemi yaşanan gecekondu bölgeleri bulunuyor. Bu yüzden mülkiyet sorununun da çözülmesi gerekiyor. Bu sorunu ortadan kaldırmadan herhangi bir dönüşümü yapma şansınız yok."

"DEPREM KONUSU KONUŞULMASIN İSTİYORLAR"

Programda belediye başkanlarını ve vatandaşın sorularını yanıtlayan yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür ise risk yönetimi konusunda merkezi hükümet, yerel yönetim ve vatandaşlara düşen görevleri bir bir sıraladı. “Türk hükümetlerinin hemen hemen hiçbiri depremi ön plana almamış, yapılması gerekeni yeterince yapmamıştır” diyen Görür, "Deprem olsun, biz gideriz, halkı toplarız, başsağlığı dileriz, Allah’tan geldi bu tehlike yapacak bir şey yok deriz, ölenlere Allah’tan rahmet dileriz. Sizi aç, susuz bırakmayacağız, hükümet güçlüdür, yaralarınızı saracağız deriz.” Bu güzel bir şey ama testi kırıldıktan sonra hükümetin olaya müdahale ettiğinin göstergesi. Günümüzde deprem afet yönetimi önemlidir. Deprem olmadan önce gereken yapılmalı ki ölenlerin sayısını azaltabilelim. Bu, bilgi toplumlarında, bilim toplumlarında mümkündür. Deprem öncesi çalışmalarına kısaca risk yönetimi deniyor. Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinin hiçbirinin bu konuda bir talebi olmamıştır. Aksine, bu konu hiç konuşulmasın istiyorlar. Bir deprem olsun o zaman gereken yapılır diye bakılıyor. Türkiye Cumhuriyeti yönetimleri, risk yönetimini talep etmiyorlar. Bu nedenle deprem öncesinde herhangi bir çalışma yapmak yerine bir sonraki seçimde yeniden kazanmak için çalışma yapıyorlar. Biz yönetimlerimizden risk yönetimine tabi olmalarını, olası bir deprem durumunda ölü sayısını azaltacak çalışmalar yapmalarını bekliyoruz" ifadelerini kullandı.

"YAPSATÇILARA RUHSAT VERMEYİN"

Deprem öncesi alınacak önlemler konusunda yerel yönetimlere de büyük görevler düştüğünü belirten Görür, "İstanbul’da, deprem beklenen bir kentte hiç yapılmaması gereken şey nüfus yoğunluğunu ve ya bina yoğunluğunu artırmaktır. Depreme hazırlanmanın en temel prensipleri budur. Yapsatçılara ruhsat vermeyeceksiniz. İhtiyaca binaen bina yapılabilir. Ama sizin bir ruhsat vermeme yetkiniz varsa bunu kullanacaksınız. Aynı şekilde fabrika kuracağım diyene de ruhsat vermeyeceksiniz. Öyle bir talebi varsa buyursun Anadolu’ya gitsin. Bizim en büyük projemiz İstanbul’dan Anadolu’ya göçü sağlamak olur. Ama tam aksi yapılıyor. Arsa geliştirmeye asla müsaade etmeyeceksiniz. Arsalarda rant yaratmayacaksınız, buna müsaade etmeyeceksiniz. Belediyelerin, binaların başlangıcından sonuna kadar ciddi anlamda denetim ve gözetim yapması lazım. Binalara deprem güvenliği kimlik kartları hazırlanmalı. Çünkü insanlar artık ev alırken de korkuyor, kiraya giderken de korkuyor" diye konuştu.

"HALK, DEPREM GÜVENLİĞİ HAKKINDA HİÇBİR ŞEY YAPMIYOR"

"Bizim milletimiz korkuyorum diyor ama maalesef bir bilgi toplumu gibi kendine yakışan davranışları yok" diyen Görür, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Önce ağlayıp üzülüyor, on gün sonra aynı koşullarda, hiçbir şey değişmediği halde rahatlıkla hayata devam ediyoruz. Buradan sesleniyorum. Halkın iradesinden daha üstün bir irade yok. O zaman bu kadar yüksek iradeye sahip bir halk neden kendini yönetenlerden can güvenliği konusunda ısrarcı olmaz? 99’da 20 bin kişi öldü. O günden bu yana kaç tane yerel seçim ya da merkezi seçim geçti. Hangi seçimde halkın pankartlarla meydanlarda çıkıp ‘Depremde can güvenliğimizi sağlayın’ dediğini gördünüz? Bu halkın kendi can güvenliği için demokratik yollardan örgütlendiğini gördünüz mü? Bu halk deprem güvenliği hakkında bir şey yapmıyor. Deprem programını seçimlerde önünüze getirmeyen partilere oy vermeyin. Siyasetçiden ne istediğini söyleyeceksin ki o da halkın nabzına göre hareket etsin."

"CAN GÜVENLİĞİMİZİ SAĞLAMANIN YOLU DEPREM ODAKLI KENTSEL DÖNÜŞÜM"

Kentin bileşenlerini; halk, yönetim, altyapı, çevre, yapı stoku ve ekonomi olarak sıralayan Görür konuşmasının sonunda, şunları söyledi: "Önce halkı bilinçlendireceksiniz deprem konusunda. Yönetimlerin kendileri de eğitilecek. Bir belediye başkanı veya bir vali afet yönetimini bilecek, risk yönetimini bilecek. Bunun yollarını bilecek. Risk yönetimini bilmeyen bir yönetici nasıl o karmaşanın içerisine girecek? Üçüncüsü altyapı. Kentsel dönüşüm sadece binaları yapmak değildir. Bütün bu altyapının elden geçmesi gerekir. Yapı stokunun da ciddi bir şekilde incelenmesi, envanterinin çıkarılması gerekir. Sürekli yıkıp yapmak gibi bir mantık yok. Deprem en büyük çevre felaketi. Her bir ilçede atık maddeler ortaya çıkacak. Patlayıcı, toksin maddeler, inşaat atıkları gibi. Eğer bunlar usulüne göre bertaraf edilmezse burada başlayacak kimyasal olaylarla meydana gelecek ağır metaller ve diğer kirleticiler suya, havaya, toprağa karışıp besin zinciri vasıtasıyla tekrar bize gelecek. Bunların nasıl geri dönüşümü yapılacak, nasıl ekonomiye kazandırılacak bu konu belediyelerin görevi. Bir başka bileşen de ekonomi. Beklenen İstanbul depremi gelirse Türkiye Cumhuriyeti ekonomik bağımsızlığını yitirir. Siz duydunuz mu bizim iş insanlarının; iş gücü kaybımızın, ekipman kaybımızın, üretim tesislerinin kaybının önlenmesi konusunda konuştuğunu? Sadece kentsel dönüşüm değil, yapı stoku değil bu saydığımız her şeyi depreme dayanıklı hale getirmelisiniz. Deprem odaklı kentsel dönüşüm can güvenliğimizi sağlamanın en birinci yolu."

SARIYER POSTA GAZETESİ


Son Güncelleme: 12.11.2020 13:24
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin Cevahiroğlu 2020-11-12 14:10:33

Ben canlı dinledim. Vatandaş gibi konuştu. Halbuki yerel yönetim gibi konuşmalıydı. Yapamadı çünkü 2021 de AFET bütçesi olarak yanlızca broşür basmak için 56.000 TL ayıran bir başkan okursan bunların yerine suçu başkasına atarsın. Gidin de başka ilçelerde nasıl dönüşüm yapılırmış görün. Uzağa da değil komşu ılceye. Örneğin Kâğıthane, Esenler.
Hamasi konuşmalar bunlar, yerel yönetici gibi değil

Avatar
Hüseyin Cevahiroğlu 2020-11-12 14:11:56

Ayrıca eleştirdiği imar barışını ilk yapanlardan olduğunu unutmayalım. Hem de yöneticileri ile birlikte

Avatar
Hüseyin Cevahiroğlu 2020-11-12 14:13:16

Herşeyi devlet yapacaksa halk seni niye Sarıyer e seçti. Seçilmeden önce verdiğin şeref sözleri nerede?

Avatar
Feride 2020-11-20 23:53:59

Sayın Şükrü Genç konuştugunuz gibi sizi sahada biraz görsek keşke gerçekçi sorunları çözmek için şiir günleri ve açılışlar dışında hiç bir iş yapmadan yapıyormuş gibi gösteren tek belediyesiniz

<