SARIYER HABERLERİ

Sarıyer’in yıllardır çözülemeyen mülkiyet sorunu TBMM gündeminde!

Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Kaya, Sarıyer’in onlarca mahallesinde yıllardır çözülemeyen tapu ve mülkiyet sorunlarını Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı.

Abone Ol

Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Kaya, Sarıyer’in onlarca mahallesinde yıllardır çözülemeyen tapu ve mülkiyet sorunlarını Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı.

Kaya; tapu tahsis belgelerinden Hazine ve belediye arazilerine, hisseli parsellerden izale-i şuyu davalarına, Boğaziçi’ndeki yapılaşma ve deprem güvenliği sorunlarından eski köylerin kırsal kimliğinin korunmasına kadar Sarıyer’in temel sorunlarına dikkat çekti. Kaya, 2024 yılında İBB Meclisi’nde oy birliğiyle kabul edilen 1/5000 ölçekli imar planlarının Bakanlık onayının da bir an önce tamamlanmasını istedi.

İstanbul’un Boğaz’a açılan en önemli ilçelerinden Sarıyer’in yıllardır çözülemeyen mülkiyet, tapu ve imar sorunları TBMM gündemine taşındı. Saadet Partisi İstanbul 2. Bölge Milletvekili Mustafa Kaya, Meclis’te yaptığı konuşmada Sarıyer’in yalnızca Boğaz kıyısındaki mahalleleriyle değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, ilçenin önemli bir bölümünde devam eden imar ve mülkiyet problemlerine dikkat çekti. Yaklaşık 350 bin nüfusa ve 177 kilometrekarelik yüzölçümüne sahip Sarıyer’in önemli bir bölümünde imar ve tapu sorunlarının devam ettiğini belirten Kaya, ilçedeki mülkiyet sorunlarının kentsel dönüşüm ve deprem güvenliğiyle birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.

“SARIYER DENİLDİĞİNDE AKILLARA BOĞAZ GELİYOR AMA BAŞKA BİR SARIYER DAHA VAR”

Sarıyer’in İstanbul’un en gözde ilçelerinden biri olmasına rağmen çok ciddi sorunlarla karşı karşıya bulunduğuna işaret eden Kaya, ilçenin kamuoyunda genellikle Boğaz, sahil ve doğal güzellikleriyle anıldığını, ancak bunun Sarıyer’in tamamını anlatmadığını ifade etti. Kaya, Sarıyer’in aynı zamanda yıllardır çözüm bekleyen mülkiyet sorunları, depreme dayanıksız yapıları, kırsal mahalleleri, ormanları, kıyıları ve farklı statülerdeki arazileriyle çok daha kapsamlı şekilde değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.

TAPU TAHSİS, HAZİNE, BELEDİYE VE HİSSELİ PARSEL SORUNU

Sarıyer’in en önemli problemlerinin başında mülkiyet belirsizliğinin geldiğini vurgulayan Kaya; tapu tahsis belgeleri, Hazine arazileri, belediye mülkiyetindeki taşınmazlar, özel mülkiyet alanları ve hisseli parseller nedeniyle birçok mahallede hak sahipliği sorunlarının uzun yıllardır çözülemediğini söyledi. Bu sorunların yalnızca hukuki veya teknik bir mülkiyet meselesi olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çekilirken, belirsizliğin doğrudan vatandaşların barınma hakkını, kentsel dönüşüme katılımını ve depreme karşı güvenli konutlara kavuşmasını etkilediği belirtildi.

MADEN MAHALLESİ’NDEKİ 912, 913 VE 914 ADALARA DİKKAT ÇEKTİ

Mustafa Kaya’nın gündeme getirdiği önemli başlıklardan biri de izale-i şuyu, yani ortaklığın giderilmesi davaları oldu. Hisseli mülkiyet yapısının bulunduğu bölgelerde açılan bu davaların yalnızca parsellerin hukuki durumunu değil, yıllardır aynı mahallede yaşayan vatandaşların geleceğini de etkileyebildiğini belirten Kaya, bu durumun mahalle dokusunu ve barınma güvenliğini tehdit ettiğini ifade etti. Kaya, Maden Mahallesi’ndeki 912, 913 ve 914 adaları bu sorunun Sarıyer’deki somut örnekleri arasında gösterdi.

ECRİMİSİL ÖDEYEN VATANDAŞLARIN DURUMU DA MECLİS GÜNDEMİNDE

Sarıyer’in birçok noktasında uzun yıllardır ecrimisil ödeyerek yaşamını sürdüren vatandaşların durumuna da dikkat çekildi. Yıllara dayanan kullanım ve fiilî durumun kalıcı, adil ve öngörülebilir bir statüye dönüştürülememesinin önemli bir sorun oluşturduğunu belirten Kaya, vatandaşların geleceğini sürekli belirsizlik içerisinde bırakmayacak bir mülkiyet politikasına ihtiyaç olduğunu vurguladı.

SARIYER’İN BİRÇOK MAHALLESİ İÇİN ÖZEL ÇÖZÜM PROGRAMI ÇAĞRISI

Mustafa Kaya, mülkiyet ve imar sorunlarının Sarıyer’in farklı mahallelerinde farklı nitelikler taşıdığına işaret ederek tek tip çözüm yerine mahallelerin özelliklerini dikkate alan kapsamlı bir program oluşturulması gerektiğini söyledi. Kazım Karabekir, Pınar, Ferahevler, Reşitpaşa, Fatih Sultan Mehmet, Rumelihisarı, Kocataş, Derbent-Çamlıtepe, Sarıdağ, Baltalimanı, Emirgan, Çayırbaşı ve Poligon başta olmak üzere mülkiyet ve imar sorunlarının yoğun olduğu bölgeler için özel çalışma yapılmasını isteyen Kaya, kurumların ortak hareket etmesi gerektiğini ifade etti.

BOĞAZİÇİ’NDE KORUMA İLE CAN GÜVENLİĞİ BİRLİKTE ELE ALINMALI

Sarıyer’in önemli bir bölümünün Boğaziçi mevzuatından doğrudan etkilendiğine dikkat çeken Kaya, tarihî ve doğal dokunun korunmasının vazgeçilmez olduğunu ancak koruma politikalarının vatandaşların can güvenliğini geciktiren bir yapıya dönüşmemesi gerektiğini söyledi.

2960 sayılı Boğaziçi Kanunu’nun Boğaziçi’nin kültürel ve tarihî değerleri ile doğal güzelliklerini kamu yararı doğrultusunda korumayı ve nüfus yoğunluğunu artıracak yapılaşmayı sınırlamayı amaçladığını hatırlatan Kaya, uygulamada ise koruma mevzuatı ile deprem güvenliği, bakım, güçlendirme ve yenileme süreçlerinin her zaman eş zamanlı yürütülemediğine dikkat çekti.

Özellikle öngörünüm ve sit alanlarındaki yapılarda bakım, güçlendirme ve yenileme izinlerinin uzun süreçlere dönüşebildiğini belirten Kaya, koruma kurulları, belediyeler ve ilgili Bakanlık arasında daha güçlü bir koordinasyon kurulmasını istedi. Kaya, tarihî ve doğal dokunun korunmasıyla vatandaşların can güvenliği arasında tercih yapmak zorunda kalınmaması gerektiğini belirterek, her iki hedefi birlikte gerçekleştirecek özel bir teknik ve idari model geliştirilmesi çağrısında bulundu.

“KENTSEL DÖNÜŞÜM SADECE BİNAYI YENİLEMEK DEĞİLDİR”

Konuşmanın önemli başlıklarından biri de İstanbul'un en önemli gündem maddelerinden olan kentsel dönüşüm oldu. Kaya, kentsel dönüşümün yalnızca mevcut binaların yıkılıp yeniden yapılması veya bina kalitesinin artırılması şeklinde değerlendirilmesinin yeterli olmayacağını vurguladı. Kentsel dönüşümün bir bütün olarak ele alınması gerektiğini belirten Kaya; mülkiyet belirsizliklerinin çözülmesi, vatandaşların yaşadıkları mahallelerden koparılmaması, doğal alanların ve üretim bölgelerinin korunması, kıyıların kamu yararı doğrultusunda değerlendirilmesi ve mahalle sakinlerinin karar süreçlerine dahil edilmesi gerektiğini ifade etti.

EN BÜYÜK ENDİŞE: “BİZLERİ BURALARDA YAŞATMAYACAKLAR”

Dar ve orta gelirli vatandaşların kentsel dönüşüm sürecinde yaşadığı ekonomik sorunlara da dikkat çekildi. İstanbul’daki inşaat ve konut maliyetlerinin geldiği nokta nedeniyle mevcut kredi, kira yardımı ve hibe mekanizmalarının birçok vatandaş açısından yeterli olmadığı belirtilirken, dönüşümün ekonomik boyutunun çözülmemesi durumunda hak sahiplerinin yaşadıkları mahalleleri terk etmek zorunda kalabileceği uyarısı yapıldı.

Kaya, vatandaşların en büyük endişesini “Bizleri buralarda yaşatmayacaklar” sözleriyle aktardı. Bu nedenle dönüşüm modelinin yalnızca teknik ve finansal değil, sosyal boyutuyla da ele alınması gerektiğini vurgulayan Kaya; yerinde dönüşümün esas alınmasını, hak kaybının önlenmesini ve mahallelinin sosyal ve ekonomik bağlarının korunmasını istedi.

PARSEL BAZLI DÖNÜŞÜM ALTYAPI SORUNLARINI BÜYÜTEBİLİR

Kaya, yalnızca parsel bazında yürütülen ve emsal artışına dayanan dönüşüm uygulamalarının da Sarıyer gibi altyapı ve ulaşım kapasitesinin hassas olduğu ilçelerde yeni sorunlar doğurabileceğini söyledi. Nüfus ve yapı yoğunluğunun plansız biçimde artırılmasının ulaşım, eğitim, sağlık, yeşil alan ve altyapı ihtiyacını büyütebileceğine dikkat çekilirken, dönüşümün mahalle ve bölge ölçeğinde planlanması gerektiği vurgulandı.

SARIYER’İN ESKİ KÖYLERİ İÇİN AYRI UYARI

Mustafa Kaya’nın TBMM gündemine taşıdığı bir diğer önemli konu ise Sarıyer’in kırsal mahalleleri oldu. 2012 yılında çıkarılan 6360 sayılı Kanun sonrasında İstanbul’un kırsal niteliğe sahip 11 ilçesindeki toplam 151 köyün mahalle statüsüne dönüştüğünü belirten Kaya; bu düzenlemenin İstanbul’un kırsal alanlarında önemli sonuçlar doğurduğunu ifade etti. Verilen rakamlara göre Arnavutköy’de 8, Başakşehir’de 1, Beykoz’da 20, Çatalca’da 27, Çekmeköy’de 4, Eyüp’te 7, Pendik’te 5, Sancaktepe’de 1, Sarıyer’de 8, Silivri’de 13 ve Şile’de 57 köy mahalle statüsüne geçti. Kaya, söz konusu değişikliğin ortak taşınmazlardan tarımsal üretime, mera kullanımından kırsal kültüre ve doğal mirasa kadar çok sayıda alanı etkilediğine dikkat çekti.

SARIYER’İN 8 ESKİ KÖYÜNÜN HER BİRİNDE FARKLI SORUN VAR

Sarıyer’in kırsal mahallelerinin tek bir başlık altında değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Kaya, her mahallenin kendine özgü doğal, ekonomik ve kültürel özellikleri bulunduğunu belirtti. Demirciköy’de orman, kıyı ve kırsal yerleşim bütünlüğü; Garipçe’de Boğaz-Karadeniz geçişi ve büyük altyapı projelerinin oluşturduğu baskı; Gümüşdere’de tarımsal üretim, su ve toprak varlığının korunması; Kısırkaya’da mera, kıyı ve ekolojik koridorlar öne çıkan başlıklar arasında sıralandı.

Kumköy (Kilyos) için kıyı, turizm ve yapılaşma baskısına; Rumelifeneri’nde balıkçılık, kıyı kültürü ve tarihî dokuya; Uskumruköy’de mera ve ortak köy varlıklarına; Zekeriyaköy’de ise kırsal karakterden düşük yoğunluklu kentsel alana dönüşüm sürecine dikkat çekildi. Bu mahallelerde yapılacak planlama çalışmalarının yalnızca yapılaşma koşullarına indirgenmemesi, kırsal üretimin, doğal varlıkların, ortak kullanım alanlarının ve bölgenin tarihsel kimliğinin de korunması gerektiği ifade edildi.

SARIYER İÇİN KURUMLAR ARASI SÜREKLİ ÇALIŞMA MEKANİZMASI ÖNERİSİ

Kaya, yıllardır farklı kurumların yetki ve sorumluluk alanında kalan Sarıyer sorunlarının çözümü için kalıcı bir koordinasyon mekanizması kurulmasını istedi.

Bu kapsamda ilgili Bakanlık, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Sarıyer Belediyesi, üniversiteler, meslek odaları, Sarıyer Kent Konseyi, muhtarlıklar ve mahalle temsilcilerinin yer alacağı sürekli bir çalışma mekanizmasının hayata geçirilmesi önerildi. Böylece mülkiyet, imar, deprem güvenliği, koruma, altyapı ve kırsal alanlara ilişkin kararların birbirinden kopuk şekilde değil, ortak bir program doğrultusunda yürütülmesinin sağlanabileceği belirtildi.

1/5000’LİK SARIYER PLANLARI İÇİN BAKANLIĞA ÇAĞRI

Konuşmanın Sarıyer açısından en dikkat çekici bölümlerinden biri ise ilçenin uzun süredir beklediği imar planlarına ilişkin oldu. Mustafa Kaya, 2024 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nde oy birliğiyle kabul edilen 1/5000 ölçekli imar planlarının Bakanlık onayının bir an önce sağlanması gerektiğini söyledi. Planlama sürecinin tamamlanmasının Sarıyer’in yıllardır devam eden mülkiyet ve imar sorunlarının çözümü açısından büyük önem taşıdığına işaret eden Kaya, ilgili kurumların İBB Meclisi’nde alınan kararın gereğini yerine getirecek hazırlıkları gecikmeden tamamlaması gerektiğini ifade etti.

SARIYER’İN MÜLKİYET HARİTASI HALKA AÇIK HALE GETİRİLSİN

Kaya’nın çözüm önerileri arasında ilçeye ilişkin kapsamlı bir veri sisteminin oluşturulması da yer aldı. Sarıyer’deki mülkiyet durumu, yapı riski, altyapı koşulları, sosyal kırılganlık, tarım ve mera alanları ile kamusal alanlara ilişkin verilerin tek bir sistem altında toplanması ve vatandaşların erişimine açılması önerildi. Böyle bir sistemin hem planlama süreçlerinin şeffaflaşmasına hem de vatandaşların yaşadıkları bölgeyle ilgili alınacak kararlara daha etkin katılmasına katkı sağlayacağı ifade edildi.

KİRACILAR DA DÖNÜŞÜM SÜRECİNİN DIŞINDA BIRAKILMAMALI

Kentsel dönüşümün yalnızca taşınmaz sahipleri üzerinden planlanmaması gerektiğine dikkat çeken Kaya, kiracıların da sürecin önemli bir parçası olduğunu vurguladı. Hak sahipliğini koruyan, kiracıların taleplerini dikkate alan ve tahliyeyi son seçenek haline getiren sosyal bir dönüşüm modelinin hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Kaya, kira, kredi ve hibe desteklerinin de İstanbul’daki gerçek maliyetler dikkate alınarak güncellenmesini istedi.

“YERİNDE DÖNÜŞÜM VE HAK KAYBI OLMADAN ÇÖZÜM”

Sarıyer’in mülkiyet ve imar sorununun artık ertelenmemesi gerektiği mesajını veren Mustafa Kaya, çözümün vatandaşların yaşadıkları mahallelerden uzaklaştırılması üzerine kurulmaması gerektiğini vurguladı. Kaya’nın ortaya koyduğu çözüm çerçevesinde; mülkiyet sorunlarının çözülmesi, hak sahiplerinin korunması, kiracıların gözetilmesi, deprem riski taşıyan yapıların güvenli hale getirilmesi, Boğaziçi’nin tarihî ve doğal değerlerinin korunması ve kırsal mahallelerin üretim ve yaşam kültürünün devam ettirilmesi öne çıktı.

Sarıyer’in yıllardır biriken sorunlarının farklı kurumlar arasında parçalanmış şekilde ele alınması yerine bütüncül bir model oluşturulmasını isteyen Kaya, yerinde dönüşüm, hak kaybının önlenmesi ve vatandaşın karar mekanizmasına doğrudan katılımının temel ilke olması gerektiğini söyledi. Sarıyer’in onlarca yıldır devam eden tapu, mülkiyet ve imar problemlerinin TBMM gündemine taşınmasıyla birlikte gözler şimdi ilgili Bakanlıklar, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Sarıyer Belediyesi’nin atacağı adımlara çevrildi.