İstanbul Büyükşehir Belediyesi Boğaziçi İmar Müdürlüğü’nün 22 Eylül 2026 tarihinde gerçekleştireceği belirtilen yıkım ihalesiyle ilgili Sarıyer’de tartışmalar sürüyor. Kamuoyuna yapılan yazılı açıklamada, ihalenin Sarıyer’de 1.982, dört ilçede ise toplam 4.141 yapının 200 gün içerisinde yıkılacağı şeklinde yorumlanmasının ihale dokümanlarının kapsamını tam olarak yansıtmadığı savunuldu. Açıklamada ayrıca yapı maliklerinin isim ve taşınmaz bilgilerinin yayımlanmasına kişisel verilerin korunması açısından tepki gösterildi.
Sarıyer kamuoyunda son günlerin en çok konuşulan konularından biri olan Boğaziçi İmar Müdürlüğü’nün yıkım ihalesi yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. 2026/768011 ihale kayıt numaralı yıkım ihalesine ilişkin haberler ve yayımlanan listeler üzerine yapılan açıklamada, ihale dokümanlarının incelendiği belirtilerek kamuoyuna yansıyan “binlerce yapı 200 gün içerisinde yıkılacak” değerlendirmesine itiraz edildi.
“4 BİN 627 ENCÜMEN KARARI İLE İHALE KAPSAMI AYNI ŞEY DEĞİL”
Açıklamanın en dikkat çeken bölümünü, ihale kapsamına ilişkin değerlendirmeler oluşturdu. Açıklamaya göre teknik şartnamenin “Kapsam” başlıklı ikinci maddesinde, 2960 sayılı Kanun kapsamında alınmış 4 bin 627 encümen kararından nüfus tahliyesi sağlananlar ile 775 sayılı Kanun’un 18. maddesi kapsamındaki yapılardan 15 bin metreküpe kadar yıkım yapılması öngörülüyor. Bu nedenle geçmiş yıllarda hakkında encümen veya yıkım kararı bulunan her yapının söz konusu ihaleyle birlikte derhal yıkılacağı sonucunun çıkarılamayacağı savunuldu. Açıklamada, 15 bin metreküplük ihale miktarı nedeniyle kesin olarak kaç yapının yıkılacağının da önceden söylenemeyeceği belirtilerek, yapı sayısının binaların büyüklüğüne ve yıkılacak bölümlerin niteliğine göre değişebileceğine dikkat çekildi.
“1.982 YAPININ TAMAMI YIKILACAK ANLAMI ÇIKARILAMAZ”
Tartışmanın merkezinde Sarıyer’de 1.982 yapının yıkılacağı yönündeki haberler bulunuyor. Açıklamada, Sarıyer’deki 1.982 yapının ya da Sarıyer, Üsküdar, Beykoz ve Beşiktaş’taki toplam 4.141 yapının tamamının mevcut ihale kapsamında 200 gün içerisinde yıkılacağı yönündeki yorumun ihale şartnamesinden doğrudan çıkarılamayacağı ifade edildi. Bu noktada, “Bir taşınmaz hakkında geçmiş yıllarda alınmış encümen/yıkım kararının bulunması ile o yapının 22 Eylül 2026 tarihli ihale kapsamında derhal ve mutlaka yıkılacak olması hukuken ve fiilen aynı şey değildir” değerlendirmesi yapıldı.
MALİKLERİN İSİMLERİNİN YAYIMLANMASINA TEPKİ
Açıklamada yalnızca ihale kapsamına değil, yıkım kararlarıyla ilişkilendirilen kişilerin isimlerinin ve taşınmaz bilgilerinin yayımlanmasına da tepki gösterildi.Söz konusu yayınlarda gerçek kişilerin isimlerinin taşınmaz ve adres bilgileriyle ilişkilendirildiği ve bu kişilerin “kaçak yapı sahipleri” şeklinde nitelendirildiği öne sürüldü.
Açıklamada, incelenen ihale dokümanının “Ek: Encümen Kararları Listesi” bölümünde maliklerin ad ve soyadlarının bulunmadığı; listede ilçe, pafta, ada, parsel, sokak ile encümen kararlarının sayı ve tarih bilgilerinin yer aldığı belirtildi. Bu nedenle malik isimlerinin Boğaziçi İmar Müdürlüğü tarafından EKAP üzerinden resmen yayımlandığı yönündeki iddianın, incelenen ihale dokümanları üzerinden doğrulanamadığı savunuldu.
“MALİK OLMAK, YAPIYI YAPAN KİŞİ OLMAK ANLAMINA GELMEZ”
Açıklamada dikkat çekilen bir diğer nokta ise günümüzde bir taşınmazın sahibi olan kişi ile geçmişteki imar uygulamasının sorumlusu arasında doğrudan bağ kurulamayacağı oldu. Taşınmazın miras yoluyla edinilmiş veya daha sonra satın alınmış olabileceği, encümen kararının yapının yalnızca belirli bir bölümüne ilişkin bulunabileceği ve bazı kararların onlarca yıl öncesine dayanabileceği hatırlatıldı. Bu nedenle güncel maliklerin isimlerinin yayımlanarak topluca “kaçak yapı sahibi” şeklinde tanımlanmasının kişilik hakları, şeref ve itibar ile kişisel verilerin korunması açısından hukuki sorunlar doğurabileceği ileri sürüldü.
GEÇMİŞ YILLARDA DA YIKIM İHALELERİ YAPILDI
Açıklamada Boğaziçi bölgesindeki yıkım ihalelerinin yeni olmadığına da dikkat çekildi. 22 Ekim 2024 tarihinde 200 günlük ve 12 bin metreküplük bir yıkım ihalesinin haberleştirildiği, 21 Mayıs 2025 tarihinde başka bir yıkım ihalesinin gündeme geldiği, 17 Kasım 2025 tarihinde ise 13 bin birimlik bir yıkım işi için yeniden ihaleye çıkıldığının duyurulduğu ifade edildi. Açıklamayı yapan taraf, 2026 yılındaki tartışmanın önceki yıllardan farklı olarak yapı sahiplerinin isim ve taşınmaz bilgilerinin yayımlanması ve listedeki yapıların tamamının kısa süre içerisinde yıkılacağı izlenimi oluşturulması nedeniyle büyüdüğünü savundu.
Açıklamada yayımlanan kişisel bilgilerin hangi resmî belge ve hukuki kaynaktan elde edildiğinin açıklanması, gereksiz ve ölçüsüz olduğu değerlendirilen kişisel verilerin yayından kaldırılması veya anonimleştirilmesi istendi. Ayrıca 2026/768011 sayılı ihalenin 15 bin metreküplük sınırı ve nüfus tahliyesi yapılmış yapılara ilişkin hükümleriyle birlikte kamuoyuna aktarılması ve kişisel verileri yayımlanan vatandaşlardan özür dilenmesi çağrısı yapıldı.
SARIYERLİLERE ÖNEMLİ UYARI
Açıklamanın sonunda ise yıkım tartışmaları nedeniyle endişe yaşayan vatandaşlara seslenildi. Bir listede bir taşınmazın ada ve parsel bilgilerinin bulunmasının, söz konusu yapının 22 Eylül’den sonra mutlaka yıkılacağı anlamına gelmediği belirtildi. Her taşınmaz için encümen kararının tarihi ve kapsamı, kararın hangi yapı veya eklenti hakkında verildiği, tebliğ ve tahliye süreci, yapının mevcut hukuki ve fiilî durumu ile yeni ihale kapsamına gerçekten alınıp alınmadığının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
Açıklama, “Sarıyer'in ihtiyacı korku değil, doğru bilgidir. Sarıyerlinin ihtiyacı sansasyon değil, hukuki güvencedir” ifadeleriyle sona erdi.