SİYASET

Kentli Hakları ve Yerel Demokrasi Kongresi’nin ilk hazırlık çalıştayı Sarıyer’de gerçekleşti

Sürdürülebilir Kalkınma ve Kent Araştırmaları Derneği (SÜRKAD) tarafından, Sarıyer Belediyesi Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde gerçekleşti.

Abone Ol

Sürdürülebilir Kalkınma ve Kent Araştırmaları Derneği (SÜRKAD) tarafından, Sarıyer Belediyesi Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen çalıştay, Kadın Adayları Destekleme Derneği (KA-DER), Modern Araştırmalar ve Stratejik Kalkınma Derneği (MASKDER), Türk Kadınlar Birliği başta olmak üzere kongre paydaşlarını bir araya getirdi.

SÜRKAD BAŞKANI LEHİMLER; “ 2030 KALKINMA HEDEFLERİNİN SİYASETÇİLER TARAFINDAN SAHİPLENİLMESİ KAÇINILMAZ”

Çalıştayı düzenleyen, Uluslararası Kentli Hakları ve Yerel Demokrasi Kongresi ana paydaşı SÜRKAD Başkanı Hüseyin Murat Lehimler açılış ve panel konuşmasında, kentlerde toplanan dünya ve ülkemiz nüfusuna sunulan hizmetlerin sürdürülebilir kalkınma küresel hedeflerini gerçekleştirecek şekilde planlanması gerekiyor. Kentte yaşayan insanların da yerel yönetimlerden bunu talep etmesi kaçınılmaz durumda.” dedi. Lehimler, 2024’de düzenleyecekleri Uluslararası Zirve’nin, dünyanın ve ülkemizin saygın kurumlarını, üniversite ve düşünce kuruluşlarını, sivil toplum örgütlerini biraraya getireceğini belirerek “Zirve, tıpkı Davos zirvesi gibi sürdürülebilir kalkınma konusunda ülkemizin katkısını ortaya koyacak” dedi.

KA-DER BAŞKANI KARALOĞLU: “KENTLERDE ÖYLE YAŞAMSAL, KRİTİK  SORUNLARLA KARŞI KARŞIYAYIZ Kİ KADIN NÜFUSU KATMADIĞIMIZ SÜRECE ÇÖZÜM BULAMAYIZ”

Çalıştay katılımcılarından Kadın Adayları Destekleme Derneği (KA-DER) Başkanı Nuray Karaloğlu ise yaptığı konuşmada kadınların siyasete katılımının artmasının sürdürülebilir kalkınma ve yerel demokrasinin güçlendirilmesinde artık hayati öneme sahip olduğunu belirterek “Demokraside kadınların temsili ve yönetsel makamlara, organlara seçilmesinin estetik mesele kabul edildiği dönemleri geride bıraktık. Özellikle kentlerde öyle yaşamsal, kritik sorunlarla karşı karşıyayız ki kadın nüfusu katmadığımız sürece, çözüm bulamayız” dedi.

Karaloğlu, içinde bulunduğumuz yerel seçim atmosferinde kadın adayların azlığı, aday yapılanların da seçilme şansı az olan sıralara konulması, meselenin ciddiyetinin tüm siyasi partilerce anlaşılmadığını gösterdiğini belirtti. Karaloğlu, “Herkesi, kenti yönetmeye talip olanların kentli kadını temsil edecek mekanizmaları kurmaktan neden çekindiklerini düşünmeye davet ediyorum” dedi.

“GÜÇLÜ KADIN PROFİLİ SİLİNİP GİDECEK”

Türk Kadınlar Birliği Sarıyer Şube Başkanı Gülden Demircioğlu ise 1930’lardan beri geliştirilmeye çalışılan kadınların sosyal yaşamdaki konumlarının erkekler tarafından sürekli olarak baskılandığını belirterek “hayatın her alanında topluma destek veren, sorumluluklar alan, aile ve toplumu ayakta tutan kadınların sıra haklarını kullanmaya gelince arka sıralara atılması kabul edilemez bir durum dedi. Demircioğlu “Eğer en azından yaşadığımız çağın sorunlarını çözebilecek bir ortak akıl ortaya çıkarmaya çalışıyorsak, kadınları sürece katmalıyız. Aksi halde pandemide yaşadığımız gibi krizlerde erkeklerin sırtlarını dayanabileceği güçlü kadın profili silinip gidecek” dedi.

PROF. DR. MUSTAFA ILICALI: “DEPREME KARŞI DİRENÇLİ KENT TALEP ETME HAKKI, KENTLİ HAKLARININ EN ÖNEMLİSİDİR. YAŞAM HAKKIDIR.”

Çalıştayda deprem ve yaşam hakkı bağlamında kentli haklarını konuşan Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı ile Mimar Alim Baş,  depreme karşı dirençli kent politikaları, hizmetleri talep etmenin artık kentli haklarına ve yaşam hakkına sahip çıkma anlamı taşıdığını belirttiler.

Mustafa Ilıcalı,  “akademik ve mesleki kariyerimin her aşamasında kent yaşamının kalitesini artıran hizmetleri üretmeye çalıştım ama kentli insan bu kaliteli hizmetleri hak olarak görmeli ve talep etmeli” dedi. Ilıcalı, Afet ve özellikle deprem olgusunun kent insanı tarafından sahiplenilmesi gerektiğini belirtti.

MİMAR ALİM BAŞ: “SARIYER, FAY HATTINA YAKINIZ UZAĞIZ TARTIŞMASINI AŞMALIDIR. TARİHİ ESERLER ACİL OLARAK GÜÇLENDİRİLMELİDİR”

Katılımcılardan Alim Baş ise mimarinin sadece yapılaşma konusu olarak görülmesinin yanılgı olduğunu belirterek “kent, ait olduğu toplumun belleğini saklıyor. Eğer kentte yaşayan insanlar bu belleğe sahip çıkmaz ve çıkılmasını kentli hakkı olarak yerel yönetimlerden, merkezi hükümetten talep etmezlerse, deprem gibi bir afette kaybedecekleri sadece binalar olmayacaktır” dedi.

Alim Baş, Sarıyer’in İstanbul ve ülkemizin mimari zenginliklerine sahip olduğunu belirterek “fay hattına yakınız, uzağız tartışması yanılgıdır. Sarıyer ve İstanbul’da çoğu tarihi eser olan yapılarımızı acil olarak güçlendirmeliyiz” dedi.