Siyasette insanı en çok etkileyen etkenler; siyasi çevre, başarısızlıklar, alışagelmiş alışkanlıklar ve deforme olmuş sinir hatlarıdır. Bunlar eğer bizi kontrol altına almış ise artık sağlıklı karar vermemiz çokta mümkün değildir. O nedenle bu etkenleri kontrol altında tutabilir ve bunların bizim kararlarımıza etkisini azaltabilirsek başarmamız için önümüzdeki tek engel kendimiz kalacaktır.

Siyasette bazen insan kaybettiğinde öğrenilmiş çaresizlik kuramıyla başarısız olacağım, kanaati ile ataletle davranabiliyor. Bu tip bir davranışta karşısındaki rakibin kazanmasını kolaylaştırıyor ya da kazandırıyor. Hani bir söz vardır ya biz gerçeği arayanlar yere düşünce tekrar deneriz, ama onlar yere düşerse kaybederler. O düşen ve kalkmayan biz olmamalıyız. Bu nedenle tekrar ayağa kalkacağız ve tekrar deneyeceğiz. Kazanmak işin doğasında ne kadar varsa kaybetmekte o kadar var. Bunu bilerek hareket edip, amacı, hedefi ya da her şeyin daha iyi olmasını isteyenleri organize edip, çok daha iyisini yapabileceğimize inandırıp kazanacağız.

Kazanmak kavramından bahsediyorum ama şu soruyu duyar gibiyim. Peki, neyi kazanacağız? Kötüye gittiğine inandığımız tüm değişkenleri çünkü onların orda ne kadar süre geçirdiğinin hiçbir önemi yok. Çünkü bu onların değişken olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Koltuk kimseye mülk değil, devre mülktür.

Sokağın son yıllarda mutsuzluk oranları rekor oranlara vardı. Bunun siyasete yansıması ise nefret ve rövanşist duyguların ön plana çıkması olarak gösterdi. O bana geçmişte böyle yapmıştı. Bende kazanınca ona öyle şeyler yapacağım demekte moda oldu. Hâlbuki koltuk dediğimiz şey baki bir varlık değil. Sahipleri değişse de yapılan hata ve yanlışlar aynı. Önemli olan o koltuğa oturduğunda kucaklayıcı olabilmektir. Unutulmamalıdır ki iyiler karşılarına kim çıkarsa çıksın mutlaka kazanır.

Mahallerde birçok siyasetle uğraştığını bildiğimiz ama siyasetin ne yazık ki kötü gerçeklerinden biri olan şovenizm nedeniyle daha başlamadan biten siyasi hayatlar vardır. Bunlara da bu siyasi çalışmada yer açmak gerekir. Çünkü bazen insanın istediği ve aradığı şey farklı bir ses ya da düşüncedir. Çünkü siyaset zaten farklı enstrümanların bir araya gelmesi ile lezzetli ve güzel bir orkestra performansı ortaya koyar.

Eee peki bu kadar kolay mı? Tabi ki hayır. Şimdi yapacaklarımıza gelelim. Önce dinleyeceğiz, daha önce siyasi çalışmalarda yaptıklarımızla ilgili bir öz eleştirimiz varsa vereceğiz yoksa insanların bize geçmişle ilgili kusura bakma diyecekleri konularda ise affedici olacağız. Bilmelisiniz ki olumlu başlayan, sonucu olumlu olarak alır. Mutlaka diyalektik ve duygudaşlık yapacağız. Dokunacağız insanların içine konuşmalarımızda bir soğukluk değil, bir sıcak intiba bırakacağız. Ulaşılabilir olduğumuzu bilmelerini sağlayacağız.

Çünkü kazanmak için her şey seninle başlar. Bunu unutmadan güzel bir çalışma programı ortaya koyup, işin finalinde herkesin kazandığı kimsenin kaybetmediği en iyinin yapılabileceğine inancı oluşmuş bir topluluk haline geleceğiz. Kaybeden sadece öğrenilmiş çaresizlik olacaktır…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.