Yeni bir film izlerken sonunu tahmin edemiyorsan, genelde kaliteli bir film olduğunu anlarız. Hep bir sürprizli finaller olur. Oysa biz artık bu filmin senaryosunu sezon başı yazıyoruz. Sezon ortasındaki gelişmelerle de gidişata bakıp finalinde dediğimiz gibi olacağını görüyoruz. Finali yazmıştım. Ve yanılmayı da ne kadar istediğimi...

Sarıyer Spor Kulübü devre arası kampına gidiyor. Kamp süresince hiçbir yönetici kampa katılmıyor. Kafile Başkanı Ömer Çakmak. Play-off bandında olan bir takımı başıboş bırakmanın ve kulübün emrinde çalışan teknik ekibe istediğinizi yaptıramamanın bedelini ödersiniz böyle.

Bu kampın raporunu yönetime kim verecek? Kim diyecek ki takım bugün şöyle çalıştı, yarınki program bu diye. Yada moral motivasyon için kim bir extra bir program yapacak orada? Tabi ki Ömer Çakmak.

Sağda solda konuşulan şey başkanın kimseyi göndermek istemediği. Bu doğruysa çok kötü. Oysa ben kimsenin gitmek istemediğini tahmin etmiştim. Transfer zamanı fotoğraf karelerine girerken saçlarını tarayanlar, kamp zamanı maskeyi takip korona korona, orana burana şiirleri okuması hiç doğru bir şey değil. Sahip çıkılmayan, hesap sorulmayan ekipten başarı beklemek beyhudedir. Futbol sadece sahada yapılan mücadele değildir, topyekûn mücadele edilir başarı için.

Serdar Hoca zamanında yönetici olarak ben ve Genel Kaptan Serkan Torun ile beraber sezon başı ve devre arası kamplarda adeta görevli memur gibi adeta askerlik yaptım. Serkan Torun'un yaptığı fedakarlıkları ben biliyorum. Peki hasat neydi? Parmaklar sokulmasaydı üst ligdeydik.

Yiğidi öldürelim hakkını verelim. Saffet Başkan bıraksın, yönetim istifa etsin. Bunlar olabilecek şeyler .Ya sonrası...? Kime bırakacak? Yemekçiye mi? Bu kulübün sadece köyün çocuklarında kalan ruhunu da yok edersiniz. Sebebi mi? Günü gelince onu da açıklarız.

Peki yapılması gereken nedir? Önce futboldan anlayan 4 yönetici. Sonra para verecek 5 yönetici. Sonra mesaisini kulüpte harcayacak ve yetkili bir genel kaptan ve 1 yönetici .Sonra işi sadece bürokrasi olan devlet, belediye ve federasyonla ilişkileri zinde tutabilecek 2 yönetici. Ve son olarak bunların hepsinin vizyonu olması.

Soğuk ve şiddetli yağmur altında oynanan maçta iki konu çok önemli. Birincisi çamur deryasında ki İlyas'ın bembeyaz forması ikincisi de bu takımın bu sahada 90 dakika saldırması. Ne hakemin yanlışlarını nede oynanan futbolu yazmayacağım. Ahmet Hocanın ısrarla santrafor istemediğini duydum. İnanmak istemiyorum. Ama hatırlarsanız yazmıştım bunu. Santrafor alamazlar diye. Üçüncü santrafor demek diğer ikisinden birini göndermek demektir. İlyas'ı kim gönderecek?

Bu arada diğer konu çok önemli. Hiçbir Allah'ın kulu Sarıyer Spor Kulübü'nü sahada yada dışarıda rezil edemez. Hele yedek kulübesinde hiç edemez. Orayı boks ringine çevirip sonrada sallanan yumrukları halının altına süpürmek tehlikeli bir oyundur. Başkan dahil yöneticilerin şahit olduğu bu ahlaksızca harekete umarım gereken cevap verilir. Sonuç olarak Allah korusun Afyon'dan kötü bir sonuç kulüpte anafor yapar. Yarınlar nelere gebe göreceğiz.

Vesselam...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.