DELİLER, VELİLER, BEYAZ YELEKLİLER

Abone Ol

Sarıyer Kaymakamlığı filyasyon ekibindeyim. Bu amaçla bir toplantı için kaymakamlıktayken Kaymakam Bey'in yanındaki bir beyefendi ile tanıştık. İsminin Ali Denizci olduğunu öğrendiğim beyefendiyi daha önceden gözüm ısırıyordu. Kaymakam Bey tanıştırınca mutlaka sizlerin de tanımasını istedim.

Kısaca ben tanıtacağım ancak mutlaka YouTube'da hayat hikayesini izlemelisiniz. Sarıyer'de Deliler ve Veliler Derneği Kurucusu Ali Denizci ve gönüllü arkadaşları bir iyilik hareketi başlatarak her akşam saat 19.00'da, sokakta yaşayan insanları doyuruyor, evsizlere kıyafet ve barınma desteği veriyor. 2009 yılında Musa Dede ve Tayyar Usta ile beraber sokaktaki yardıma muhtaç insanlara yardım eli uzatmak üzere Derviş Baba Deliler Abdallar ve Meczuplar Kahvehanesini kuran Ali Denizci, yola 2016 yılında kurduğu Deliler Kahvehanesi adı ile devam etmektedir. Binlerce gönüllüyü peşine takan bu gönül birliği giderek büyümüş ve yardımın her alanına uzanmıştır.

İyilik yolcularına rehber olmak istediğini belirten Denizci, şunları söyledi bize; "İyi insan olmak için kural bellidir, iyi işler yapmak gerekir. İnsanlar, çok karmaşık olarak algılıyor fakat cevabı basittir. Allah'ın emirleri bellidir, ne yapman ve ne yapmaman gerektiğini çok net bir şekilde ortaya koymuştur. Hazreti Peygamber demiş ki 'İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır.' Daha ben neyi düşüneceğim? Faydalı olmam gerekiyor. Gördüğüm, duyduğum her şeyden kendimi sorumlu tutuyorum."

Sarıyer Kaymakamı Sayın Mehmet Özer'in ricasıyla bu iyilik hareketinin Sarıyer'de de artarak devamı için istişarede bulunduk. Sadece sokakta kalan, evsiz, yardıma muhtaç insanlara değil sokak hayvanları için de proje üstüne proje geliştiren koca yürekli kaymakamımız bizi Ali Denizci ile baş başa bıraktı. Biz de İlçe Müdürümüz Hüseyin Özcanlar ile uzaktan eğitimin önem kazandığı bu günlerde tablet ihtiyacı had safhada iken öksüz ve yetim öğrencilerimize tablet desteğinde bulunur musunuz önerisini getirdik.

Kaymakam Bey ve Ali Bey sayesinde Şebnem Hanım ve yanındaki 5 beyefendi ile tanıştık. Üzerlerinde beyaz yelekleri ve yanlarında beyaz melekleriyle bizim talebimize kocaman gülümseyerek koşan bu güzel yürekli insanlar sayesinde ilçemizdeki 7-8 ve 11-12. sınıflardaki bütün öksüz yetim öğrencilerimize tablet hediye ettik. İlçe Milli Eğitim Müdürümüz Sayın Hüseyin Özcanlar diyor ki bu yazıdan sonra geri kalan öksüz ve yetim çocuklarımıza da onlar ellerini uzatacaklar, evlatlarımız tabletleri ile buluşacaklar. Yani bir iyilik hareketi daha başlıyor; Beyaz Yelekliler Hareketi.. Başlarındaki Beyaz Meleğe ve yanındaki o beş kocaman yüreğe sesleniyorum iyi ki varsınız.

Bir öykü ile devam edelim mi?... Alışveriş merkezinin birinde kasada sıra beklerken iki sıra önümdeki çocuğun parasının aldığı şeye yetmediğini duydum. Kasadaki kız" İçlerinden birini seçmek zorundasın." dedi. Çocuk bir elindeki çikolataya bir de ucuz kolaya baktı, çikolatayı bıraktı kolayı alıp göğsüne bastırdı. Çikolatası belki 50 kuruş bile değildi. Hiç seslenmedim. Kasadan geçtim dışarıda çocuğu yakaladım.

"Bu kola öyle kuru kuru içilir mi, gel bir şeyler alalım yanına, dedim. Tuttum elinden ,daldık tekrardan alışveriş merkezine. Kucağına doldurabildiğin kadar çikolata alabilirsin,dedim.

 -Kucağım küçük koynuma koyayım mı?dedi.

-İyi fikir neden olmasın dedim.

Gördüğü ne varsa aklına düşenden ikişer tane aldı. Kasaya gittik... Yürüyen bandın üzerine oturttum.. Kasadaki kıza bandı yürütmesini istedim. Elinde kola ile bandın sonuna kadar gülerek geldi. Ayağa kalktı karnını açtı çikolataları tezgaha düştü. Kız güldü ,çocuk güldü, dünya güldü. Neyse hesabı ödedik, poşet alıp ne aldıysak koyduk içine. Dışarı çıkınca bana boynunu geriye atarak baktı...

"Keşke iki tane de bardak olsaydı" dedi.

-Ne yapacaksın kolayı beraber mi içeceğiz, sağ ol ben içmem kola, dedim. Hadi şimdi doğru evine..

-Yok sana değil. Her şeyden iki tane ama kola bir tane. Kız kardeşim ağlar, dedi.

Bir daha daldık markete. Bir kola daha aldık. Bir daha güldük. Bir daha mutlu olduk... Çocuk arkasına bakmadan koşarak eve gitti. Market kapısının önünde, arkasından bakarken kasadaki kız yanıma geldi.

-Tanımıyorsunuz değil mi bu çocuğu? dedi.

-Yoo dedim.

-Neden böyle bir şey yaptınız o zaman? dedi.

-Çünkü çok zenginim ben, dedim.

-Haa o zaman tamam, dedi. Size dokunmaz. Ne iş yapıyorsunuz ki ? dedi.

-Çocukların gülüşlerini satın alıyorum, dedim.. Çocukların gülüşleri keşke eczanelerde kapsül olarak satılsa...

*Simyacı...

*Alıntı.

Biz yazıyı bir çağrı ile bitirelim; Çocuk gülüşlerini satın alan güzel insanlar ... Deliler, veliler, beyaz yelekliler...

Şebnem, Mehmet, Ertunç, Dinçer, Firdevs, Buğra, Bülent, Özcan, Onur, Göksel, Şenol, Ferdi...

 Biz buradayız .. Çocuklar burada.. Bekliyoruz efendim.