logo

HALK OYUNLARI GÜNAH DEĞİL!

HALK OYUNLARI GÜNAH DEĞİL!

Kendini halk bilimine adayan Sarıyer Halk Eğitimi Merkezi’nde folkloru akademisyen kimliğiyle sürdüren Selim Cihanoğlu kültürel farklılıkların kaybolmaması için mücadele veriyor. Kurduğu dernekle Sarıyer’de halk oyunları kültürünü yaygınlaştırmayı hedefleyen Cihanoğlu, “Halk oyunları yalan söylemez, halk oyunları kimsenin hakkını yemez. Halk oyunları tarladaki kadını, kuşu, balığı anlatır.”diyor.

Sarıyer Halk Eğitimi Merkezi’nde 20 yıldır folklor eğitimi veren ve son iki yıldır Sarıyer Folklor Gençlik ve Spor Kulübü Derneği Başkanlığı’nı da yürüten Selim Cihanoğlu Sarıyer Posta’ya konuştu. Genel Yayın Yönetmeniz Levent Pehlivanoğlu’na folklorun ne olduğunu örnekler vererek anlatan Cihanoğlu, “Halk oyunlarını günah olarak benimsetmemeliyiz. Halk oyunları günah değil. Halk oyunları tarladaki kadının buğdayının toplamasını, bir orakla beraber otunu biçmesini anlatır. Halk oyunları yalan konuşmaz, halk oyunları hırsızlık yapmaz, halk oyunları kuşu anlatır, balığı, kartalı anlatır. Günah bunun neresinde!”dedi.

KENDİNİ FOLKLORE ADADI

Bugünlerde , folklor üzerine 5’nci kitabını çıkarmaya hazırlanan Sarıyer Halk Eğitimi Merkezi Folklor öğretmeni, akademisyen, yazar, kendi deyimiyle ‘Halk bilimine adamış’ bir isim, Selim Cihanoğlu! 1988’de konservatuar okumak için İstanbul’a gelen Cihanoğlu, 20 yıldır Sarıyer’de folklor öğretiyor, Halk Eğitimi Merkezi ile birçok başarıya imza attı. “Konservatuara geldiğimde bir hayalim vardı” diyen Cihanoğlu, şöyle devam etti:  “İyi bir halk bilimci,  iyi bir folklorcu olmaktı! O yolda bir adım daha atayım dedim mastırımı yaptım. Halk bilimi üzerine, hep kendi görevimi yaptım. Trabzonlu olarak Trabzon kültürünü anlatmak için, ‘Trabzon’da oynan oyunlar’ diye bir kitap çıkardım. Trabzon yöresi kıyafetleriyle ilgili ikinci kitabımı çıkardım. Üçüncü kitabımda kemençeyi anlattım. 500 yıllık bir Türkü sazı olan kemençe metodunun Türkiye’deki ilk yazarıyım.  4. kitabımı bütün Doğu Karadeniz  illerinde oynayan oyunular, kıyafetleri, müzikleri, çalgıları, notaları ile hiç derlenmemiş yüze yakın türküyü oyun müziğini derleyip kitabımıza koyduk. Şu anda beşinci kitabımı da bitirdim. İnşallah onu da bu yıl içinde yayınlayacağım.”

FOLKLOR YANLIŞ BİLİNİYOR

Folklor deyince insanların sadece halkoyunlarını anladıklarını belirten Cihanoğlu, “Folklor dediğimiz de halk oyunları gibi algılanıyor. Folklor bu değil. İnsanın doğumundan ölümüne kadar geçirdiği bütün evreler aslında folklor! Bunun içinde halk türküleri var, halk oyunları var çalgıları var. Folklor halk bilimi!”dedi.

HERKESE KENDİ KÜLTÜRÜNÜ SEVDİRMEYİ AMAÇLADIK

Türkiye’de birçok birincilik alan Cihanoğlu, Halk Eğitimi Merkezi’ndeki öğretmenliğiyle de kurduğu ekipler, yine Türkiye’de birincilikler elde etti, derecelere girdi. Cihanoğlu, şunları anlattı:  “Doktora için İstanbul’a geldiğimde birçok ‘Türkiye birinciliği olan biri niye Sarıyer’de bu işi yapmasın’ dedim.  13 kişiyle başladığımız macerada binlerce öğrenci yetiştirdim. 20’ye yakın öğrencim usta öğretici oldu.  5-10 tane öğrencimiz konservatuarı kazandı. Halk kültürünü yaygınlaştırmaktı amacım Sarıyer’de, bunu da başardım. Trabzonlular, Rizeliler ve Sivaslılardan ağırlıklı oluşan bir nüfusu var Sarıyer’in. Bunlarla biz ne yaparız? Dedik.  Trabzonluyum bunu öne çıkarıyım arkadaş demedim. Gelen öğrenciler ne yapabilir? Bunu düşündüm.  Zeybek’te öğrettim, Kırklareli’de, Artvin’de. Van, Diyarbakır öğrettim. Birçok yöreyi Sarıyerliler benden öğrendi, bu konuda mütevazi olmayacağım. Sarıyer’de, Bir adım daha önde olduğumuz Trabzon yöresi ile Türkiye birincilikleri kazandık. En centilmen takım seçildik,  en iyi kostüm seçildik.  Biz kültür empoze edelim diye düşünmedik. Hangi memleketliyse, onu öne çıkartalım istedik. Yozgatlı mı Yozgat kültürüyle ilgili bir farkındalık oluşsun istedik. Herkese kendi kültürünü sevdirmeyi amaçladık. Bunun için de birinci derecede sevgi, sonra kendi kültürünü nasıl taşıyabilir, sonraki kuşağa aktarabilir yaptığımız bu! Zaten halk bilimi denilen şey budur. Kültüre aşık olmak, bunu yaymak!”

ÇALIŞABİLECEĞİMİZ BİR ALAN TALEP EDİYORUZ

Tüm zorluklarına rağmen Sarıyer’de halk oyunlarını, folkloru yaşatan ve bunu da başarıyla sürdüren Selimoğlu, yerel yönetimlerden de bazı taleplerde bulundu. Selimoğlu, şunları dedi: “İki yıl önce 2015’te derneğimizi kurduk. İsminin başına da Sarıyer koyduk. Kendini Sarıyerli hissedenlerle bir şey yapmak istiyoruz.  70-80 dansçımız var. Halk oyunlarına hizmet eden! Burada ailelere öncelikle teşekkür ediyorum. Bu başarıda en çok onların katkısı var. Çocuklarını bize gönderiyorlar, kültürlerini, halk oyunlarını öğrenmelerini istiyorlar. Çalışabileceğimiz, 70-80 metrekarelik bir alan talep ediyoruz. Sadece istediğimiz bu. Bize gelen sadece dans etmiyor. Müzik öğretiyoruz, solfej öğretiyoruz, sağlıklı spor yaptırıyoruz, kültür öğretiyoruz, enstrüman çalmayı öğretiyoruz. Bunların olabilmesi içinde dernek yerimiz yeterli değil. 25-30 metrekare. Dans etmek için daha geniş alanlara ihtiyacımız var. Kapalı spor salonları da olabilir.  Bir lisede salonunu bize açabilir. Gençlik Spor Müdürlüğü de bize yardımcı olabilir. Belediye atılda bulunan bir katını da bize açabilir. Ama, bu desteği gördüğümüzü söylersem yalan söylemiş olurum. Biz dernek olarak para gütmüyoruz, sadece çocukları yetiştirelim amacındayız. 14 yaşından küçüklere halk oyunları kursu vermek zaten yasak. Peki biz, bu çocukları içkiden, sigaradan kötü alışkanlıklardan nasıl koparacağız!”

 

BELEDİYE KONSERVATUARI KURACAKTIK!

Sarıyer’de Belediye Konservatuarı kurulması için söz aldığını ancak bugüne kadar herhangi bir adım atılmadığını anlatan Selimoğlu, “Sarıyer Belediyesi ile birlikte 2010 yılında 1. Halk Oyunları Çocuk Şenliği’ni düzenledik. O şenliği üç yıl Sarıyer’in içindeki okullarda yapacaktık sonra İstanbul ilçelerine, 9 yıl sonrada Türkiye’ye yaymak istemiştik. Bu bağlamda yine bir çalışma yapabiliriz. TİM’de yaptığımız gösteri ayakta alkışlanmıştı. O zaman, kayıtlarda da vardır. Belediye Başkanımız ‘Belediye Konservatuarı kuracağız. Selim Hocam bunu seninle yapacağız’ demişti. Demirciköy’de bir yer var. Burasını verecekti. Bu yerle alakalı hala belediyeye geçecek geçmeyecek muhabbetleri olduğu için, hiçbir şey yapamadık. Biz orda üç şey kurmayı planladık. Halk müziği, halk oyunları ve halk tiyatrosu! Bunu yapabilecek potansiyel Sarıyer’de var. Niye yapmayalım.”

MÜZİĞİ KAPATIN KORKU FİLMİNDEN KORKMAZSINIZ!

Resim, müzik gibi okullarda verilen derslerin önemsenmediğini dile getiren Selimoğlu, şöyle devam etti: “İnsan matematikten, kimyadan, fizikten bilgi alır. Bir de insanın ruh bölümü var.  İkinci bölümü destekleyen de güzel sanatlardır, müziktir, danstır. Veliler olarak da müzik dersini önemsersek o zaman ülkedeki eğitimde çok çabuk sıçrama yapacak. Şu an maalesef bunlardan yoksun bir eğitim var. Diyoruz ki siz iki bölümsünüz, ruh bölümünü gelin bizle doldurun. Öğrencilerime söylüyorum. Korku filminin bile müziğini kapatın izleyin hiç bir şey anlamazsınız. Hiç korkmazsınız. Asıl size gerilimi katan müziği, o notalar.”

SERGİ GEZMEYİ BİLİMYORUZ

Okullardaki eğitimle ilgili sözlerini sürdüren Selimoğlu, “Herkes sanatçı ama sergiyi gezmeyi dahi bilmiyoruz. Okullarda o sanatla ilgili hiçbir eğitim vermiyoruz. Çocuk sergiyi bile gezmesini bilmiyor. Üç rengi görüyor, bunu bende yaparım diyor. Adam renkleri birleştirmek için 30 yılını vermiş siz orda iki dakikada görüp bende yaparım diyorsunuz. Bu kadar basit bir sanat anlayışımız var. İşte bu nereden kaynaklanıyor. Eğitimimizden kaynaklanıyor. Bunlar resim, müzik öğretmenlerinden geçiyor. O çocuklara doğrudan ulaşamadığımız için böyle oluyor. Sergi gezmeyi çocuklarımıza anlatmayım.”diye konuştu.

HALK OYUNLARI NEDEN GÜNAH OLSUN!

Sanata bakış açısının değişmesi gerektiğini vurgulayan Selimoğlu, şunları kaydetti: “ Bir oyunun niye var olduğunu anlatmalıyız. Halk oyunlarını günah olarak benimsetmemeliyiz. Halk oyunları günah değil! Halk oyunları ne yapar ya? Halk oyunları tarladaki kadının buğdayını toplamasını, ya da bir şeyi toplayıp beline koymasını, bir orakla beraber otunu biçmesini anlatır. Halk oyunları yalan konuşmaz, halk oyunları hırsızlık yapmaz. Halk oyunları kuşu, balığı, kartalı anlatır. Halk oyunları nasıl günahtır ki, kimin hakkını yiyor kime yalan söylüyor.”

KÜLTÜREL FARKLILIKLARIMIZ NEREDE?

Kültürel farklılıkların gitgide kaybolduğunu söyleyen Selimoğlu, “Kültür dediğin zaman Türkiye’de anlaşılması gereken halk oyunlarıdır. Türküler söylemek için de oyunlar oynanmıştır. Kına geceleri bunun için yapılmıştır, damat bunun için traş olmuştur. Bunu konuşmazsak, kendi kültürümüzden utanırsak, kendi kilimimizden utanırsak, kara lastiğimizden, kabalağımızdan, puşimizden utanırsak olmaz! Nerden gelip nereye gittiğimizi bilmemiz lazım. Gelecek kuşaklara aktarmamız lazım. Bugün Trabzon’da da kot pantolon giyiliyor İstanbul’da da. Peki hani o kültürel farklılık nerede? Bundan 30 yıl önce farklı kıyafetler giyiliyordu, farklı türküler söyleniyordu düğünlerde, ama bugün Trabzon’daki düğün nasıl yapılıyorsa İstanbul’da, Erzurum’da da aynı yapılıyor.”dedi.

ÖNEMLİ BAŞARILAR ELDE ETTİ

Sarıyer Folklor Gençlik ve Spor Kulübü Derneği, kurulduğu ilk yıl THOF düzenlediği, Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi’nde İstanbul Kulüplerarası Gençler Geleneksel Dal İstanbul il yarışmasında 2. olarak grup yarışmasına gitme başarısı gösterdi. İkinci yılında ise, THOF düzenlediği, Maltepe Spor Kopleksi’nde (GHSİM) İstanbul Kulüplerarası Gençler Geleneksel Dal İstanbul il yarışmasında 1. olarak Edirne’de yapılacak olan grup yarışmasına katılma başarısı gösterdi.

http://www.sariyerposta.com

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » » » »
1820 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.