Salı, 21 Şubat 2012 20:22

Doktorluğa toprak sahalarda başladı

Bu Öğeyi Derecelendir
(0 Oylar)

A Milli Basketbol Takımı doktoru Op. Dr. Adnan Bağrıaçık, gençliğinin yarısını kamplarda geçiren bir sağlık adamı olarak tembelliği kabul etmiyor.

Akıllı spor yapmayı savunan Dr. Bağrıaçık, işi ve yaşam tarzıyla basının ilgisini çekiyor. İnsanlara yüzme, bisiklete binme ve yürüme gibi sportif faaliyetleri öncelikle tavsiye eden Bağrıaçık, sağlıklı ve uzun bir hayat için, yaşamın kıymetini bilmemiz gerektiğini ve tehlike anında açılacak bir paraşütümüzün olması gerektiğini belirtiyor.

Spor hekimliğine kendini adamış biri olarak tanıdığımız Gazetemizin Genel Yayın Yönetmeni Levent Pehlivanoğlu’na samimi açıklamalarda bulundu.

Spor hekimliği nasıl başladı?

Spora ve spor hekimliğine hayatın hemen size açılan yarış kulvarlarında başladım. Öğrencilik yıllarımda para kazanmak için toprak sahalarda doktorluk yaptım. Beni sevdiler ‘üşüme, ıslanma’ dediler, kapalı salona aldılar. Allah hepsinden razı olsun. Orda güreş doktorluğuna başladım, gençliğimin yarısı kamplarda geçti. Futbolu takiben son durak basketbola geldim. Heyecan bana iyi geliyor, maaş almıyorum ama bana heyecanı yetiyor, doyuyorum. Beklemeyi sevmem, basketbolda kısa sürede her şey olabiliyor, yenilgi de zafer de.

Basketbolcularla günleriniz nasıl geçiyor?

Benim her yerde arkadaşlarım var. İyi vakit geçiririm. Burada da öyle. Ben arkadaşlarımı iyi seçerim, gerçek olmayanları taş gibi atarım. Ama yine de her zaman kapıları sonuna kadar kapatmam. Yalnız kalmayı pek sevmem, ama kalırsam, onun da tadını çıkartırım.

Çok ağır sakatlıklarla karşılaşıyor musunuz? 

Takım doktoruysanız, hem fiziksel hem psikolojik çok sakatınız olur. Ama hepsi bir gün iyileşecektir.

YAŞLI HASTALAR BENİM AŞKLARIM

Yeniköy’de Orthopaedia Center isimli klinikte hizmet veriyorsunuz. Burada ne tür uygulamalar yapıyorsunuz?

Uygulamamız insanları sevmek ve memnun etmek. Dinlenmek ve güler yüzlü olmak. Yarısı böyle iyileşiyor. Diğer yarısı da Allah ne verdiyse, ne biliyorsak onları sunuyoruz. Önce zarar vermemeyi hedefliyoruz.

Basının size ilgisi nasıl?

İşimle, tarzımla gündemde olmak isterim. Diğerleri de sizin insafınıza kalmış. Aşkla-işi karıştırmayı sevmiyorum. Medyanın hoşlandığı, bazen bizim yıkılışımız oluyor. Ama hemen yeniden ayağa kalkıyorum ve ileri doğru yola devam ediyorum. Bende galiba bir ‘şeytan tüyü’ var, ama nerde bilmiyorum.

 SPOR HER YAŞTA YAPILABİLİR

Spor için ‘vakit yok’ demek, sizce bir bahane mi?

Sağlıklı yaşam ve olmazsa olamazımız spor. ‘Vaktim yok’ mazeretini kabul etmiyorum. Spor yapma isteği insanın içinde olmalı. Yeri, kıyafeti, zamanı yok. Nasıl yemek yemeye, tuvalete zaman ayırabiliyorsak spora da ayırabilmeliyiz. Masada, yatakta, evde, işte, TV seyrederken, parkta yani her yerde yapılabilecek spor vardır.

Sigara ve alkol kullanımı konusundaki düşünceleriniz nedir?

Sigara içmiyorum ve çok karşıyım. Hem sağlığa, hem keseye zararlı. Ama bırakamayanlar da fazla dert etmesin. ‘Rakı içen öldü de su içen ölmedi mi’ derler. İçmesini bilenler, daha doğrusu içtikçe güzelleşenler dozunda içebilir. Kırmızı şarabın kansızlığa iyi geldiği artık tüm tıp birimlerinin kabul ettiği bir gerçek.

İlaçların yan etkileriyle ilgili neler söylemek gerekir sizce?

Kimyasallardan uzak durun. İlacı zorunlu değilseniz almayın. Hipertansiyon, şeker gibi hastalıklarda tabii ki doktorunuzun verdiği ilaçları alacaksınız. Ama ufak bir baş, diş ağrısı, hafif kırgınlık, eklemlerde sıkıntının çözümü ilaç değildir. Başka çözüm yolları arayın. Vitaminleri de doğadan alın. Hem daha ucuza gelir.

ÇİĞ YEMEKLERİ SEVİN

Okuyucularımıza, nasıl bir beslenme şekli önerirsiniz?

Beslenmeye de dikkat edelim. Çiğ yemeyi sevin. Kızartmadan, mangaldan uzak durun. Üç beyaz; şeker, un ve tuza dikkat edin. Her zaman için kendi ilacınızı, kendi yiyeceklerinizi siz bulun, keşfedin. Doktora çok iş bırakmamış olursunuz. Öcü diye gösterilen güneşten korkmayın. Son yıllarda her şey suçlu ilan edildi. Güneş, yiyecekler, hava, yollar, merdiven, asansör, çalışmak-çalışmamak  her şey suçlu. Felaket tellallarına fazla kulak vermeyin. Kendi doğrularınızı kendiniz bulun. Hayvanları ve bitkileri sevin. Mutlaka bir hayvanınız olsun. O sizin en güvenilir, en sırdaş dostunuz olacaktır. Bitkileri, toprağı, ağaçları sevin, uğraşın. Doğanın hediyeleri sütü, zeytinyağını, balıkları ve yeşil sebzeleri sofranızdan eksik etmeyin.

Spor dışında nasıl bir yaşam ömrümüzü uzatabilir?

Sevmediğiniz işi yapmakta çok ısrarcı olmayın, başarılı iş hayatı ‘işi sevmekle’ doğru orantılıdır. Yaşlıları sevin, okşayın. Onları sizin yaşlarınızı ‘yaşayarak öğrendiğini’ kabul edin. Siz yaşamadan yaşlılığı bilemezsiniz. Sizi hayata bağlayacak ipleriniz olsun. Bir köpek, kuş, çocuk, diktiğiniz bir ağaç sizi hayata bağlayabilir. Trafikten kaçın, sağlığa zararlıdır. Köyleri, kasabaları şehirlerden çok sevin. Kendinizi sevin, gülümseyin. Gülmek bedava ve faydalıdır. Ağlamanın da kaybetmenin de tadını çıkarmayı bilin. En azından tecrübe kazanmış olursunuz. Ve lütfen az konuşun. Benim 40 yılda öğrendiğim en büyük tecrübe susmayı bilmektir.

Yorum Ekle


banner1_580_135
sariyer_rehberi