logo

Güven’den sağlıklı beslenme önerileri!

Güven’den sağlıklı beslenme önerileri!

Dünya nüfusunun önemli bir bölümü, yetersiz ve dengesiz beslenme sonucu oluşan hastalıklarla mücadele ediyor. Öte yandan, aşırı ve dengesiz beslenme sonucu oluşan obezite (aşırı şişmanlık), birçok insan için önemli bir sağlık sorunu olmayı sürdürüyor.

Sarıyer Merkez’de açılan Boğaziçi Diyet’ in kurucusu, beslenme ve diyet uzmanı Ayşe Gül Güven, bireysel hedeflere ulaşılırken deneyimlerini ve beslenmeye bakış açısını gazetemizle paylaştı. Diyetisyen Güven’le Obezite’den, Diyabet’e, metabolik hastalıklardan Online Diyet’e kadar pek çok konuya değindiğimiz röportajımız şu şekilde:

1) Hedefe giden yolda uyguladığınız yaklaşımlar nelerdir?

En önemlisi bireye özgü olmak ve yaşam tarzını iyi algılayıp sağlığına zarar veren alışkanlıkların olumlular ile yer değiştirilmesini sağlamaktır. Kişi bu sayede hayattan soyutlanmadan ve severek uygulanan davranış değişikliğini hayatına yerleştirebiliyor ve nasıl kullanacağını öğreniyor. Birey zaten değişmek istediği için bize geliyor. O halde değişiklikler süreç içinde karşımıza çıkan olaylar içinde çözülüyor. Örneğin kişiye, arkadaş toplantılarında özenle hazırlanan yiyecekleri, kutlamalardaki pastayı ya da özel akşam yemeklerindeki alkolü, spor yaptığı günlerde tüketeceği besinlerin miktarı ve çeşidini nasıl kullanması gerektiğini gösteriyorsunuz ve tekrarlayan davranışlar alışkanlıklara dönüşüyor.

Yolumuzu aydınlatan testler olmazsa olmazımız

Beslenme programınız hazırlanırken başlıca gerekli biyokimyasal kan testleriniz uzman hekimlerin yönlendirmesiyle dikkate alınır. Örneğin demir eksikliği anemisinin, bazı vitamin veya hormon değerlerinizin metabolizmanız üzerine olan etkileri dikkate alınmalıdır. Bu sayede genel sağlık durumunuz, modunuz, kilonuz ve enerji dengeniz iyileştirilir. Ayrıca hayatta bir kere yapılması yeterli olan gıda intoleransı testi veya nutrigenomik testlerden de arzuya bağlı olarak yararlanılması sağlanır.

Beslenme programınız yenilenir

Danışanlarımın takibinde asıl aracımız olan vücut analiz cihazı ile uygulanan program sonrasında gerçekleşen değişim temel alınarak beslenme programınız yenilenir. Programınız, tercihleriniz ve sağlığınız göz önünde bulundurularak gelecek hafta ya da döneme yönelik olarak revize edilir. Takibinizde profesyonel vücut analiz cihazı ve antropometrik ölçümler kullanılır. Bu sayede bazal metabolizma hızı, metabolizma yaşı, obezite derecesi, iç yağlanma derecesi, vücut yağ kilogramı ve yüzdesi, vücut kas kilogramı ve yüzdesi, kas ve yağ kütlesinin segmental dağılımı (Gövde, Kol ve Bacaklar), faz açıları, kemik mineral ağırlığı ve hücre İçi-dışı Sıvı kilogramı ile ödem takibi yapılır. Beslenme biliminin her geçen gün hastalıklar ve ruhsal durumla ilişkisinin çözümlendiği günümüzde hedeflerinize ulaşmak bir o kadar kolaylaşırken hesaplayamadığınız şekilde de karmaşıklaştı. Herkesin bir fikrinin olduğu bu konuda gerçek bilgi aranır oldu. Yeni beslenme ve yaşam tarzınız elinizdeki kartlarla oyunu en iyi şekilde oynamanızı sağlar.

2) Light ürünler kilo vermeye yardımcı mı?

Light ürünler kalori değeri referans ürünlere göre %30-45 arasında azaltılmış ürünlerdir. Yazdığım beslenme programlarında light ürün tercih etmiyorum. Çünkü bu besinin doğal formatından uzaklaştırılmış olması demek oluyor. Örneğin süt, yoğurt, peynirin yağı azaltılmış halleri onların karbonhidrattan gelen enerjisinin artmasına neden oluyor. Üstelik yağı azaltılırken MCT yani orta zincirli yağ asitlerini de uzaklaştırmış oluyoruz. Kimi diyet ürünlerde sadece şeker yerine tatlandırıcı kullanılır ki böyle ürünler içinde şeker bulunanlardan daha zararlı hale gelir. Kaldı ki bu gibi ürünler genellikle kurabiye, kek gibi ana malzemesi un yani şeker olan unlu yiyeceklerdir. Kepekli ürünlerin beyaz unlu yiyeceklerden dikkate değer bir kalori farkı yoktur sadece bu tarz gıdalarda sıklıkla daha az yağ kullanılır ve biraz daha lifli oldukları için kan şekerini daha yavaş yükseltir. Bu da kolay acıkmanızı bir ölçü engeller.

gh

3) Yüksek proteinli diyetler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Yüksek proteinli beslenmek sadece kırmızı et, yumurta, tereyağ demek değildir. Bu beslenme modelinde amaç dengeli insülin salınımını hedeflemek. Bildiğiniz gibi ekmek, makarna, pirincin kan şekerini yükseltme hızı yüksektir ve uzun süreli tokluk sağlayamadığı için kolay acıkırsınız. Kast edilen kompleks karbonhidrat ve protein içeriği yüksek gıdaların tüketilmesidir. Şöyle örneklendirelim; öğünlerinizde balığınızın yanında yeşil yapraklı sebzelerden oluşan zeytinyağlı salatanız, kırmızı etinizin yanında sebze soteniz ya da tavuğunuzun yanında fırında kabuklu tereyağlı patatesiniz olabilir. Ve karmaşık karbonhidrat kaynağı besinler yetersiz alınmadığı sürece bir problem yaratmaz. Ayrıca diyetin olmazsa olmazı süt grubu özellikle yetişkinlikte yoğurt, peynir, kefir daha çok önem kazanır hem alerjen etkisi daha düşüktür hem de fermente olmuştur. Ayrıca daha uzun süre tok tutar, kalsiyum, fosfor, B grubu vitaminlerce daha zengindir. Doymuş yağların en sağlıkları süt grubundan alınan yağlardır. Ancak tam tersine yoğun hayvansal kaynaklı protein tüketimi kabızlık, kemik erimesi, böbrek yükünün artması, besin çeşitliğinin azalması sonucu halsizlik, sinirlilik ve kanser, kalp damar hastalıkları gibi kronik hastalıkların görülme riskini arttırır.

4) Peki et seçerken nelere dikkat etmeli ve ne şekil tüketmeliyiz?

Buradaki en temel nokta balık, tavuk, hindi,  kuzu, keçi ya da sığırın suni yem ile beslenmiyor olmasıdır. Yani tüketilen balık deniz balığı, yediğiniz tavuk gezen tavuk ve kuzu yada büyük başın otlayan hayvan olmasıdır. Aksi durumda hızlı büyütülen tavuktan kimyasallar, omega3 içeriği olmayan balıklar ya da GDO içeren kırmızı etler tüketiriz. Kaldı ki pişirme yöntemleriyle de besinlerden alınacak faydaları minimalize edip yarardan çok zararlı bileşikler tüketebiliriz. Örneğin balığı fırın ya da tencerede buharda pişirmek yerine kızarttığınızda faydalı elzem yağ asitlerini trans yağlara dönüştürüyorsunuz ve oluşan bu ve benzeri sayısız serbest radikal sizin hastalık riskinizi arttırıyor.

5) Obezite çocuklar içinde yetişkinlerdeki kadar tehlikeli mi?

Daha da tehlikeli çünkü obez çocuklar daha büyürken obezitenin potansiyel hastalıklarından etkilenmeye başlıyorlar, artık çocuklarda da yağlı karaciğer, şeker hastalığı ya da tansiyon yükseklikleri gözlenmekte ve bunlar yanlış beslenme alışkanlıklarının getirisi. Şöyle ki çocuklardaki obezite %1-2 oranında genetik ve hormonal durumla ilişkili kalanı ailesel beslenme alışkanlıkları ve hareketin yetersiz olmasıyla ilgili. İşin zorlu kısmı ebeveynlerin çoğu çocuğunun kilolu olduğunu düşünmemekte bu durumun büyüme süreci içinde ortadan kalkacağını düşünüyor. Ama vücut gelişimini bozulmuş metabolizma üzerine yapıyor. Hacmi değil sayısı artan yağ hücreleri, oluşan insülin direnci sonucu potansiyel şeker hastalığı ve kalp damar hastalıkları riski artıyor. Kas-iskelet sistemi hastalıkları bazı kanser türlerinin oluşum riski artıyor. Tüm bunların yanı sıra çocuğun psikolojisi ve çevreyle olan etkileşimi de gelişen obeziteden olumsuz olarak etkileniyor.

WHO, 2013 de 42 milyon çocuk fazla tartılı ya da obez olarak saptanış iken 2025 de bu sayının 70 milyona çıkacağı öngörmektedir. Ayrıca ergenlik döneminde obez olanların %80 yetişkinlikte de obez olmaya devam etmektedir. Daha küçük yaş gruplarında obez olanların ise %35-50’ si sonraki yaş gruplarında da obez olmaktadırlar.

?????????????????????????????????????????????????????????

6) Kaç öğün tüketmeliyiz?

Aslında belirli bir standart olmadığı için bu sayıya takılmak anlamsızdır. Değişen şartlarda öğün sayısı, miktarı, saati de değişikliğe uğrar. İnsülin dengesini kurmak için sağlıklı kişilerde 4 öğün tercih edilebilir. Örneğin yeni doğan dönemde her ağladıkça emzirilirken, besinlerin devreye girmesiyle birlikte 8 kez, çocuklukta 6 kez ve yetişkinlikte 2 ila 5 kez öğünler düzenlenebilir. Bu tamimiyle kişinin yaşam tarzıyla ilişkilidir.

7) Online diyet nedir avantajları ve dezavantajları nelerdir?

Online diyet özellikle büyük şehirde yaşayanların diyetisyene gelecek vakti bulamamasından ortaya çıkmıştır. Online diyette tıpkı yüz yüze görüşmeler de izlenen yaklaşımlar uygulanır. Yani bireyden alınan tıbbi anamnez, sevdiği ve sevmediği besinler, yaşam saatleri ve alışkanlıkları kısacası yaşam tarzı detaylandırılır. Haftalık kilo takibi ve 15 günlük vücut analizi ölçümleriyle programın uygulama kalitesi anlaşılır. Olumsuz tarafları motivasyonun yüz yüze görüşmelerde ki başarıyı yakalayamamasından kaynaklanır. Ancak yine akıllarına takılan noktalar ve diyet ile ilgili sorunlar mail ya da telefon aracılığıyla çözümlenmektedir.

Şehit Mithat Yılmaz Cad. Esen Birol Apt. No: 47/7 Kat: 1 Sarıyer

GSM: 0532 453 82 25

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » »
5708 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.