logo

Ebu Zeyit Kıral; “Cemevini yapmak ve kendi inancımızı yaşamak istiyoruz”

Ebu Zeyit Kıral; “Cemevini yapmak ve kendi inancımızı yaşamak istiyoruz”

 

FSarıyer’de bir cemevi yapımı konusunda uzun yıllar çaba harcayan Cem Vakfı Sarıyer Şube Başkanı Ebu Zeyit Kıral’ın mücadelesi mutlu sona ulaşmak üzere.

Cumhuriyet Mahallesi’ndeki İBB arazisine cemevi yapılması için önümüzdeki Pazartesi günü toplanacak Büyükşehir Belediye Meclisi’nde alınacak kararı bekleyen Kıral, gazeteci Tuncay Dağlı’nın bu konudaki sorularını cevapladı. Kıral, Alevi camiasının devletten isteklerini ifade ederken, Ortadoğu’da yaşanan kargaşa ile ilgili düşüncelerini de paylaştı.

-Sarıyer’de cemevi kurulması neden bu kadar sorun oldu?

-Ben Sarıyer Cem Vakfı Şube Başkanı Ebu Zeyit kıral olarak 7 yıldan beri bunun mücadelesini veriyorum. Hiçbir zaman yasanın dışına çıkmadım. Çıkmak da istemedim. Alevi camiası olarak her şeyin yasanın ön gördüğü hak ve hukuk içerisinde olmasını talep ettik. Konuyla ilgili Anakent Belediye Başkanımız Kadir Topbaş ve Sarıyer Belediye Başkanımız Şükrü Genç’le defalarca görüşüldü. Bizim istediğimiz, Sarıyer’de, Sarıyer’i kucaklayabilecek, ibadetimizi orada huzurlu bir şekilde yapabilecek bir cemeviydi. Bunu da kendi imkanlarımızla yapacağımızı ifade ettiğimiz halde ne hikmetse bize bir arsa tahsis edilmedi.

EArsa tahsisi problemini çözmek için çok uğraştınız, neden?

“ARSA KONUSU BİZİ ÇOK UĞRAŞTIRDI”

-Biz, cemevi yapmak için Sarıyer Belediye Başkanlığı tarafından neden bir arsa tahsis edilmiyor diye araştırdığımızda gerçeği öğrendik. Sarıyer’de Sarıyer Belediyesi’ne ait herhangi bir arsa yoktu. Tek bir arsa vardı, o da Darüşşafaka Mahallesi’nde Cumhuriyet Lisesi’nin yanındaki 2 bin 300 metrekarelik arsaydı. Bu yer daha önce Milli Eğitime tahsis edilmiş, imar planlarında öyle görünüyor.

Ancak AK Parti’li Yusuf Tülün zamanında bu arsa Milli Eğitim’den alınıp, Türkiye Diyanet Vakfı’na tahsis edilmiş. Yusuf Tülün seçimi kaybedip, Şükrü Genç Başkan olunca da arsayı tekrar Diyanet Vakfı’ndan alıp, okul yapılması için Milli Eğitim’e vermiş.

C“CAMİ İÇİN AYRILAN YERE CEMEVİ YAPMAK İSTEMEDİK”

AK Parti’li kardeşlerimiz ve diğerleri bize bu arsayı işaret edip, ‘Sarıyer Belediyesi’nin böyle bir arsası var, neden orayı size vermiyor, niçin cemevi yapmak için orayı düşün müyorsunuz? Orası Sarıyer Belediyesi’nin malı, size versinler’ dediler.

Fakat ben bu olayları o kadar hassas düşünürüm ki, burası daha önce Milli Eğitim’e tahsis edilmiş, oradan alınıp Diyanet Vakfı’na verilmiş, sonra tekrar Diyanet’ten alınıp Milli Eğitim’e verilmiş. Biz buraya cemevi yapmaya kalktığımız zaman yarın bu memleketin cahili, bu memleketin insanlarını birbirine düşürecek nitelikteki zihniyetler, ‘Burası Diyanet Vakfı’na verilmişti, buraya cami yapılacaktı, Sarıyer Cem Vakfı Şubesi buraya cemevi yaptı’ diyebilir. Bu da insanların içine nifak düşürür diye bu arsaya cemevi yapmadık.

“CEMEVİ YAPMAK İÇİN ONAY VERİLEN ARSAYA PARK YAPTILAR”

Ayrıca öğrendiğimize göre Sarıyer’de Anakent Belediyesi’ne ait 160 civarında arsa var. Biri de Tarabya’daki 6 bin 400 metrekarelik boş bir yerdi. Biz burayı istemek için Genel Başkanımız İzzettin Doğan’la birlikte Anakent Belediye Başkanı Kadir Topbaş’a gittik, o da bizi Emlak Dairesi Başkanı Sami Kılıç’a yönlendirdi. Sami Kılıç da bize o arsayı gösterdi. Orası için iki yıl çalışma yaptık. Bütün kurumlara yazılar yazıldı ve bu kurumların tamamı ‘Buraya cem kültür evi yapılabilir’ diye tasdik ettiler. İSKİ, İl Trafik Komisyonu, Park ve Bahçeler Müdürlüğü onayladı. Ancak tam Anakent Belediye Meclisi’nin onayına sunulacağı günün gecesinde makinaları arsaya getirip, orasını park yaptılar.

J-Cumhuriyet Mahallesi’ndeki cemevi konusu ne durumda?

 “CUMHURİYET MAHALLESİ’NE CEMEVİNİ YAPACAĞIZ”

-Sarıyer Belediye Meclisi’nde alınan karardan sonra Belediye Başkanımız Şükrü Genç, CHP’li Meclis Üyelerimiz Gökan Zeybek, Ali Rıza Yılmaz, AK Parti’li Halil Canarıkan ve Serpil Bağrıaçık’la beraber Büyükşehir Belediye Başkanımız Kadir Topbaş’ı ziyaret ettik. Kendileri, Cumhuriyet Mahallesi’nde yapmak istediğimiz cemevi konusunda bize destek verdi ve ‘Cemevini oraya yapacaksınız, size söz veriyorum’ dedi. Biz de daha sonra bu konuda yaşanan olumlu gelişmeler nedeniyle kendisine bir kez daha ziyarette bulunup teşekkür ettik.  İBB Meclisi kararından sonra inşaata başlayacağımızı umuyorum.

B“CEMEVİNDE KENDİ İNANCIMIZI YAŞAMAK İSTİYORUZ”

-Türkiye’deki siyasi partilerin Alevi vatandaşlarımıza yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Biz Aleviler süreç içinde, özellikle de 12 Eylül’den sonra kurulmuş olan siyasi partilerle diyalog kurup, Alevilerin de bu topraklar üzerinde yaşadıklarını, asker olup, vergilerini hakça verdiklerini belirtip, Anayasa’daki eşitlik hakları olan haklarımızı mevcut iktidarlardan talep ettik. Ama her nedense iktidar erkinde bulunanlar, Alevi camiasına ‘haklısınız, bu isteklerinizin hepsinin olması lazım. Yapabilmek için de elimizden gelen gayreti göstereceğiz’ dediler. Ama bir netice çıkmadı. Alevi cemaatinin isteği de nedir? Örneğin cemevinde kendi inançlarını yaşamak istiyorlar. Camilerde kullanılan elektrik ve su parası devlet tarafından karşılanıyor, cami hocalarının maaşı devlet tarafından veriliyor, Alevilerin de istediği şeyler sadece cemevlerinde kullanılan elektrik ve su parası ile burada görev yapan Alevi dedelerinin maaşının devlet bütçesinden karşılanması.

 “ŞÜKRÜ GENÇ’TEN CEMEVİMİZ İÇİN BİR ŞEY İSTEMEDİK”

-Sarıyer Belediyesi’nin hizmetlerinden ve Belediye Başkanı Şükrü Genç’ten memnun musunuz?

-Ben sayın Başkan’a teşekkür ediyorum. Ama şunun için teşekkür ediyorum; Çevremdeki insanlara, ‘memnun musunuz? diye soruyorum, çöplerinin alındığından, belediye hizmetlerinin rutin olarak yerine getirildiğinden memnunlar. Başkanımızı çalışmalarından dolayı övüyorlar. Ama sayın Başkanın bizim cemevimize bir hizmeti olmadı. Daha doğrusu biz de istemedik. Ama benim cemevime hizmet etmedi diye onun yapmış olduğu güzellikleri inkar edemem. Bu nankörlük olur, Allah da insanı bu konuda cezalandırır.

A“ORTADOĞUDAKİ KARGAŞADA EMPERYALİSTLERİN PARMAĞI VAR”

-Ortadoğu ülkelerinde şu anda yaşanan kargaşanın nedeni sizce bir siyasi mücadele mi, dinler arası bir savaş mı yoksa emperyalist ülkelerin ekonomik çıkarları mı?

-Hiç kimse hiç bir zaman için olumsuz bir şeyi İslam’a mal edemez. İslam yücedir, İslam kutsaldır, İslam Allah’ın vahiylerine, emrine dayanır. Bütün peygamberlere gelen din aynıdır, tek bir dindir, İslamdır. Hz. Adem’den başlar, Hz. Muhammet Mustafa’da noktalanır. Bütün dinlerde ahlak vardır, ahlak üzerine kurulmuştur. Hak vardır, adalet vardır, paylaşım vardır, sevgi vardır. Hiçbir din bir insanı bir insana asla düşman etmez. Böyle bir şey yoktur. Çünkü din Allah’a aittir. İslam denilince akla kayıtsız şartsız Allah’a teslimiyet gelir. Bu teslimiyetin içinde hiçbir zaman kirlilik olmaz. İnsan hakkı olmaz, insan kanı olmaz. Nerede menfaat vardır, nerede çıkar vardır orada kavga vardır. Orada gözyaşı vardır, orada kan vardır. İslam bir Müslüman’ın kanını bir Müslüman’a haram saymıştır. Bir insanı öldüren kainatı yok eder, bir kişi bağışlayan kainatı bağışlar. Bu bizim dinimizin ilahi emridir. Dinimiz bize kardeşliği emretmiştir. Hz. Peygamber efendimiz, ‘Sizler birbirinizi sevmedikçe Cennet’e giremezsiniz’ buyuruyor. İslam sevgi, İslam paylaşım, İslam hoşgörü, İslam zayıfa, yoksula, çaresize sahip çıkmaktır. Peygamber efendimiz öyle yapmadı mı? Köleliği kaldırmadı mı? Kız çocuklarını diri diri kuma gömüyorlardı, yasaklamadı mı? Köle de ağanın safrasını paylaşır, köle de ağanın bindiği deveye biner. Ama sofradaki her şeyi ben yiyeceğim, deveye hep ben diyeceğim diye bir şey yoktur. Bu düşünce ve davranışlar İslam’ı kirletiyor. Avrupa’daki bazı yazar-çizerler, bu büyük Peygamberin, bu son Veli’nin, Allah’ın ‘Ya Resulum, sen olmasaydın, ben bu kainatı yaratmazdım’ diyerek övdüğü, Peygamberimizin karikatürünü çiziyorlar. Bu nedenle, dökülen insan kanı, dökülen mazlum kanı, bu zalimlerden sorulacaktır. Bunun altında emperyalistlerin parmağı var. Allah bizi, bunları Müslüman’a mal etmek isteyenlerin şerrinden korusun.

H“İSLAM ALEMİNİN İÇİNE NİFAK SOKUYORLAR”

– Sizce bu olayın gerçek sebebi nedir?

-Bugünkü dünyada yaşayan insanlığı bağlayıcı bir soru sordunuz.  Hikmetini Allah bilir ama bizim kendi düşüncemize göre, İslam aleminin birlik ve beraberliğini bozmak için dış mihraklar ve dış mihraklara alet olabilecek nitelikte, fikirden yoksun, itikatdan eksik, imandan tamamlanmamış, Allahın vahiy olarak son peygamberine göndermiş olduğu Kuran-ı pek iyi anlayamamış insanlardan kaynaklandığını düşünüyorum. Tarihi süreç içinde Peygamber efendimizden sonra İslam aleminin içine bu nifaklar sokuldu. Hiçbir zaman insan hakkına, adalete, Allah’ın emirlerine saygı duymayıp ama kendilerini inançlıymış gibi göstererek bu nifakı sokmaya çalışanlar oldu. Fakat İslam bunu reddeder. Bunu yüce Peygamberimiz reddeder. Bunu insanlık reddeder. Bu bağlamda nifak önce Irak’a sonra Libya’ya, Mısır ve Suriye’ye sıçradı. Türkiye içinde de birçok olumsuz sözlerle insanları birbirine düşürmek için bölücü sözler söylenmeye başlandı. Ancak aklıselim, duyarlı olan, gerek Sünni kardeşlerimiz olsun, gerekse Alevi kardeşlerimiz olsun bu oyunlara kesinlikle itibar etmediler. Fakat bu olay sadece bugüne mahsus değil, Cumhuriyet kurulduğundan bu güne kadar bu memlekette nifak çıkarıp, insanları birbirine kırdırmak ve düşman etmek istiyorlar. Tarihi süreç içinde istenmeyen nahoş şeyler olmuştur ama yine de Alevi camiası buna sabır ve metanet göstermiştir. Alevi toplumu, Allah ve Resulallah’a, Kitapullah’a, çok inançlı bir şekilde itikat edip, bu oyunlara gelmemiştir. Hiçbir zaman da gelmeyecektir.

-Teşekkür ederim…

 

920 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.