Bana bakarken sinsi sinsi bıyık altından gülüşünden, her dediğime alttan alıp, kendi düşüncesini kabul ettirmeye çalışmasından, en küçük ters bir sözümde hemen alevlenmesinden, yürüyüşünden, konuşmasından, hatta oturuşundan tanırım ben paragözü. Bana bakarken beni görmediğini, ben konuşurken dinlemediğini, elimi sıkarken içinden neler geçirdiğini bilirim ben paragözün. Lokantaya gittiğindeki menüdeki fiyatları tek tek kontrol edişinden, garsona bahşiş bırakmamak için mutlaka bir bahane buluşundan, dilenciyi görünce kaldırım değiştirmesinden anlarım paragözü…
Elinin biri ya hep pantolon cebinde ya da cüzdanının bulunduğu ceket cebinin üzerinde, göğsündedir. Konuşurken hep kazandığından söz eder, sizin malınızla, paranızla kendininkini kıyaslar, kafadan hesaplar yapar. Kimse borç istemesin diye halini vaktini anlatan dostlarına dert yanar, kendine acındırmaya çalışır.. Paradan konuşur, malıyla övünür, yüce dağları kendi yaratmıştır ama acından ağzı kokar.
Ben paragözü gözünden tanırım. Çünkü alacağı zaman sıcak bakar, vereceği zaman donuk durur. Bindiği arabayı beğenmez daha lüksüne göz koyar, yaşadığı hayatı kötüler daha yükseğini ister. Garibi, yoksulu, mazlumu hor görür, üstünlük taslar, kendini över, çalıp çırparak kazandıklarına alın teri der.
Beş kuruşun peşine düşer, beş kuruş için kırk takla atar, beş kuruş kaybetse kırk gün ağlar.
Ben paragözün elini sıkmaktan, çayını kahvesini içmekten, yanında oturmaktan bile çekinirim. Ben paragözü gözünden tanır, gözüne bakmaya korkarım.
***
Kayserili paragözün biri ölüm döşeğinde, etrafındakilere sesleniyor, “Hanım burada mısın?” “Buradayım bey”, “Oğlum burada mısın?”, “Burdayım baba”, “Kızım burada mısın?”, “Buradayım babacığım”, “Ulan Allah belanızı versin, hepiniz buradasınız da, dükkana kim bakıyor o zaman?”
***
Adamın biri sinemaya gider. Tam sinemada film başlarken önüne saçını kazıtmış biri oturur ve sinemanın ışıkları bu saçını kazıtmış adamın kafasına vurur... Arkasındaki adam bir türlü
filmi izleyemez. Adam içinden "Şunun ensesine bir tane yapıştırayım" der sonra "Oğlum adam
iri yarı...Ellese bile beni parçalar" diyip, vazgeçerken yanına Temel oturur..
Adam Temel'e dönup "Şu kafasını kazıtmış adamın ensesine bir tane vur, sana bin
lira verecem" der. Paragöz Temel dayanamaz adamın ensesine bir tane yapıştırır ve devam eder "Ulan Hasan, sen burada mıydın?" der. Adam dönüp; "Ne Hasanı kardeşim" der, Temel de "Pardon kardeşim karıştırdım" der ve adam önüne dönünce bin lirasını alır. Adam dayanamaz ve Temel'e dönüp "Kardeş bir tane daha yapıştır sana iki bin lira verecem" der.Temel bir tane daha adamın ensesine vurur ve ilave eder, "Hasan sensin be yeme beni"
Adam dönüp "Hasan değilim kardeşim be" deyip ön koltuklardan birine geçer. Temel'in yanındaki adam artık filmi bırakıp kafasını kazıtan adamı aramaya başlar ve bulur
hemen Temel'e dönüp "Bak kardeşim işte oraya oturmuş. Git ensesine bir tane daha vur sana cebimdeki tüm parayı verecem" der. Temel hemen kafasını kazıtmıs adamın arkasına
geçip ensesine bir tane daha yapıştırıp "Ulan Hasan burada mıydın?, ben de yarım saattir arkadaki adamı sen sanıp ensesine vuruyorum"
__________________