Başka bir dünya

Cuma, 09 Aralık 2011 09:12 Yönetici
Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 

        Modern yaşam tarzı, tüketim ekonomisine göre şekillendirilmiş durumda. Tüketim,  ama ne tüketim; tek kelimeyle: çılgınca… Hızlı, beklemeden, çok çabuk, sürekli yenilenen bir tüketim tarzı bu; elindekinin modası geçti, yeni bir sürümü çıkmış, bir üst modeli gelmiş. Yeni trend(!) bu; haydi koş AVM’ye; Alış Veriş Merkezi denen çağdaş tüketim toplumunun neredeyse bir “mabedi” haline getirilen o devasa kapalı mekanlara. Sizce de öyle değil mi?

        Buna rağmen gelin görün ki sistem “yeterince tüketim yapılamadığı” gerekçesiyle kronik kriz ortamına bir girdi, bir türlü çıkamıyor. Dünyanın gözü, kulağı – en fazla tüketen o olduğu için galiba- Amerikan tüketicisinin ‘perakende satış verisi’ yahut tüketici güven endekslerinin yüzde kaç değiştiğinde. Değişimler beklentileri karşılamışsa ne ala, piyasalar bir iki gün coşuyor ama çoğu kez olduğu gibi beklentilerden kötüyse, haydi, bütün borsalar tepe taklak. Amerikan Merkez Bankası(FED), tüketimi teşvik amacıyla durmadan dolar matbaasını çalıştırıyor, piyasaları paraya boğuyor. Yanında,  türev ürünler, cüzdanları dolduran kredi kartları, taksitlendirmeler hep bunun için,  alın, daha fazla alın, durmadan tüketin diye ama nafile: “tüketimdeki artış yeterli değil”, ey insanlar, neredesiniz, sistem sizi daha çok tüketmeye çağırıyor, haydi AVM’lere!.. Baksanıza! Yerin binlerce metre altından kömür, ya da çelik platformlar kurularak Okyanus tabanının bile altından petrol boşuna mı çıkartılıyor. Tabii ki hayır. Her şey siz tüketesiniz diye. Dünya bu sınırsız tüketim üzerinde dönüyor sanki.  

        Belki Çin hariç tüm ülkeler ayağını yorganından daha fazla uzatmış, olmayan varlıklarını tüketmiş, büyük borçlarla yaşıyormuş ne gam.  Sonuç mu? Kimine göre kriz kapıda, kimine göreyse evlere girmiş, salonlara oturmuş bile;  Kriz var, krizzz…

 

                     *                   *                  *

 

         Üzerinde yaşadığımız dünyanın insanlık açısından geleceğine dair bir fikriniz var mı? Sizce nereye doğru gidiyor?

         Ünlü İngiliz astrofizikçi Stephen Hawking, insan neslinin yok olma tehlikesi içinde olduğunu, diğer güneş sistemlerindeki gezegenlerin kolonileştirilmesi gerektiğini söylemiş. Hawking, 'Er ya da geç, bir göktaşı çarpması ya da nükleer savaş tümümüzü silip süpürecek. Bundan önce uzaya yayılmalı, bağımsız koloniler kurmalı, geleceğimizi güven altına almalıyız' demiş ve şöyle devam etmiş: “Gelecek 100 yıl içinde büyük bir devrim yapar ve birbirimizi öldürmekten vazgeçersek, o zaman diğer gezegenlere yayılabiliriz. Zamanla Dünya’ya olan bağımlılık azalacak. Başka bir güneş sistemine gitmeden, Dünya kadar güzel bir gezegen bulamayız.” Elbette, zor bulursun! diyesim geliyor ama hadi buldun diyelim, alışmış kudurmuştan beterdir, o yeni gezegeni tüketmek kaç yılımızı alır acaba dersiniz? Ya sonra? Elbette yeni Kristof Kolomb’ları ‘yeni dünya’lar aramak üzere uzayın keşfine çıkarmak.

         Dünya kaynaklarını-ki asla sonsuz değiller- son iki yüzyılda korkunç, doyumsuz bir iştahla tükettiğimizi bilen Hawking, insan neslinin devamı ve yeni enerji kaynakları için diğer gezegenlere yayılması gerektiğini belirtirken insan eliyle yaratılan facialara da dikkat çekmiş. “Dünya’da bizi bekleyen tehlikeler şunlar: nükleer savaş, küresel ısınma, dünya kaynaklarının tüketilmesi, –insan eliyle- genetik olarak yaratılan virüs salgınları”
            Einstein’den bu yana dünyaya gelmiş en parlak teorik fizikçi olarak kabul edilen ünlü bir matematik profesörü. Çalışmalarıyla, Einstein'in Uzay ve Zamanı kapsayan Genel görelilik kuramının Big Bang'le başlayıp karadeliklerle sonlandığını gösterip, kuantum mekaniği ile Genel Görelilik Kuramı'nın birleştirilmesi gerektiğini ortaya koymuş. Görelilik kuramından zaman yolculuğuna süper kütle çekiminden süper simetriye  kuantum teorisinden M-Kuramı’na çalışmaları olan, bir tekerlekli sandalye üzerinde geçen yaşamını evrende olup bitenleri tanımlayabilecek eksiksiz ve tek bir teori geliştirmeye adamış bir bilim insanı.


          Sonuç olarak, Stephen Hawking, ciddiye alınması gereken bir bilim insanı. Onun sözlerini fantastik bir bilimkurgu senaryosu deyip geçiştiremeyiz? Ama sorarım size. Sonsuz karanlık bir uzayda, soğuk gri metalden dev uzay gemileri içinde geçen bir ömür düşünebilir misiniz?

          Eldeki bir kuş, daldaki yüz kuştan değerlidir, derler. Hani diyorum, şu güzelim dünya elimizdeyken henüz, kovulduğumuz cennete dönünceye kadar hiç olmazsa, başka dünyalar, başka gezegenler aramak zorunda kalmasak hani, şu güzelim cennet gibi dünyamıza kıymasak, tüketirken ödediğimiz bedel geleceğimiz olmasa hani, hani henüz vakit varken…

 

Henüz vakit varken, gülüm,

Paris yanıp yıkılmadan,

henüz vakit varken, gülüm,

yüreğim dalındayken henüz…

                                                   Nazım HİKMET

 

          Üstelik farkında mısınız bilmem, yeryüzünde yaşam sadece bize değil, sonsuz sayıda canlıya sunulmuş bir armağan. Bu gün örneğin, çıkın dışarı, bir ağacın yanına gidin, hala bahçenizde, sokağınızda kaldıysa. Ve, varsa kış güneşi, bulutların arasından sıyrıldığı bir an ısıtsın yüreğinizi. Evrenin enerjisini hissedin hücrelerinizde. Serin havayı ağır ağır çekin burnunuzdan, nefesiniz doldursun ciğerlerinizi. Bir dalın ucundaki bir yaprağa uzanın, hayata dokunsun elleriniz. Farkına varın, siz sadece doğal bir üyesisiniz, dünyadaki bütün bir yaşamın. Aç gözlüce kullanırken hoyratça kirlettiğimiz havası, toprağı ve suyuyla, o göz nuru gibi korunası, saygı duyulası doğanın, hayatın yani.

 

          Elimizde başka bir dünya yok, ey insanlar, onu kendi ellerimizle yok etmeyelim.

Sağlıcakla kalın.

 

Dr. Salih GÖKTEPE

 

Son Güncelleme: Cuma, 09 Aralık 2011 09:15
banner1_580_135