“Demokrasi sadece iktidar yanlısına var”

Pazartesi, 03 Ekim 2011 09:09 Levent Pehlivanoğlu
Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfEn iyi 

 

AKP iktidarı çok bilinçli bir şekilde Türkiye’nin iç gündemini unutturup, uluslararası konjonktüre de uygun olarak,  tamamen dış politikaya ağırlık verip, Türkiye’nin sorunlarını unutturma çabası içinde. Referandumdan bu yana bir yıl geçti. Sadece HSYK ile ilgili değişiklikler yapıldı, ancak referandumla gündeme gelen birçok şey vardı, hiç biri yapılmadı ve o öyle gündemden düşürüldü. Arkasından genel seçimler yapıldı, bununla ilgili Anayasa değişikliği vardı. Anayasa değişikliği ile de şu anda kendi içlerinde bir çalışma yapıyorlar.. Yani seçimde, referandumda kamuoyuna verdikleri sözlerin hiç birini yerine getirmediler. Bu biliniyor. Bunu göz ardı etmek için de Türkiye gündemini tamamen geri planda bırakarak, Arap Baharı’nın peşinde koşturarak, bunu unutturmak istiyorlar.

Türkiye’deki terör şu anda belki de dünyanın hiç bir yerinde olmadığı kadar yoğunlaşmış durumda. Kızılay’da patlayan bomba, Van’da masum kadınların öldürülmesi ve Doğu ve Güneydoğu’da her gün gerçekleşen terör olaylarını görüyoruz. Bunlar topluma kanıksatılarak, bir taraftan da muvazzaf askerler tutuklanarak, Türkiye’nin bütün sorunlarını, geçmişte yapılan olaylarla birleştirip, bir günah keçisi yaratarak unutturma peşindeler. Bunu da büyük medyanın desteğiyle başarmış durumdalar.

Halkımızın unutkanlığı, insanların günlük geçim derdine düşmüş olmasından, gelecek kavgaları, kaygıları içinde, toplumun birlikte hareket etme ve dayanışmasının önü kesilerek, insanlar susturuldu. Bu böyle gider mi? Tabi ki gitmeyecek. Bunu daha önce de yapanlar var, dünya örneklerini biliyoruz. Toplum bir müddet kendi içinde bunu değerlendiriyor ve sonuç olarak değişim gerçekleşiyor. Türkiye’de de mutlaka olacaktır, olması gerekiyor. ‘Bunun için yeterli altyapı, muhalefet çalışması var mı?’ derseniz, partiler var, fakat partilerin kendilerini anlatacak mekanizmaları yoktur. Ana muhalefet partisiyle ilgili haber ve görüşler medyada yeterince yer alamıyor. Gazete ve televizyonlar muhalif haberleri çok küçük bir şekilde, gazete köşelerinde dikkat çekmeyecek yerlerde yayınlıyorlar. Böylece bu günkü iktidar baskın bir şekilde toplumu kendi istediği yönde, kendi istediği mecrada sürüklemeye çalışıyor. Görüntü bu.

Bu arada ekonomik veriler de ortaya atılıyor, istatistiki rakamlar söyleniyor, finans çevrelerinin notlarını artırması, eksiltmesi gibi.. Bunların hepsi yanıltıcı bir şekilde toplumun gündemini değiştirme amacı güdüyor. Bunun değişmesi gerektiğini, değişeceğini, sabırlı olmak gerektiğini, umutları yitirmeden, siyaset mekanizmalarını kullanarak, muhalefetin üstüne düşeni yapması gerektiğini düşünüyorum.  Muhalefetin yapması gereken şey bu.

SORGUSUZ SUALSİZ İÇERİ ATILDILAR

 

Türkiye’de demokrasi var ama ‘demokrasi kime diye?’ sormak lazım. Bu günkü iktidar yanlılarına ileri demokrasinin daha ötesinde bir demokrasi var. Ama muhalifler için kesinlikle bir demokrasiden söz etmek mümkün değil. Yani toplumun tüm kesimleri için bir demokrasi söz konusu değil. Dünyada en çok gazetecilerin cezaevinde olduğu bir Türkiye ile karşı karşıyayız. Yazarlar içeride. Sorgusuz sualsiz üç yıldan beri hapis yatanlar var. Büyük bir sindirme politikası uygulanıyor. Toplum için için korkuyor. Konuşması gereken büyük bir çevre, ‘başıma bir şey gelir de sorgusuz sualsiz içeri atılır mıyım?’ diye endişe yaşıyor.

Biz 12 Eylül’ü de yaşadık, daha önceki dönemleri de biliyoruz. Hiç kimse mahkemeye çıkarılmadan bu şekilde içeri atılmadı. Suçlu olan ceza aldı, suçsuz ise salıverildi. 12 Eylül rejimini bile aratacak düzeyde, sorgusuz içeride kalma gibi tutukluluk süreleri ortaya çıktı. Bu olay toplumu sindiriyor. Konuşması gerekenler de konuşmuyor. Toplum gizli gizli, derinden, otoriter, diktatöryal bir yapının tahakkümü altına girmiş durumda.

MUHALİFE DEMOKRASİ YOK

 

Bir dinlenme ve cezalandırılma korkusunu toplumun bütün bireylerinin yaşadığına inanıyorum. Siyasetçi olarak da, doktor olarak da inanıyorum. Benim 30 yıllık bir hekim olarak, hastalarımdan, siyasi çevremden, yakınlarımdan edindiğim izlenim şu; ‘gereksiz konuşmayalım, gereksiz bir eylemde bulunmayalım, başımıza iş açmayalım’ şeklinde bir ön yargı oluşmuş durumda. Bunun da toplumun büyük bir çoğunluğunu etkilediğini düşünüyorum.

Bence konuşmayan, suskun bir Türkiye yaratılmıştır. Baskılanmış bir toplum oluşturulmuştur. En büyük sorun budur. Demokrasi varsa, belli bir çevreye tabi ki demokrasi var.. Ticari demokrasi var, siyasi demokrasi var, her türlü demokrasi iktidar yanlısına var. Ama muhalif, muhalif olmaya aday, sisteme ters düşmüş, ötekileştirilmiş gruplara hapis, yani Silivri yolu gözüküyor. Türkiye böyle bir demokratik yapı içinde, böyle büyük bir sorun yaşıyor. Bunun karşısında bir işçi örgütlenmesi yok. İşçiler sendikasızlaştırıldıkları için zaten örgütlenme olamıyor.

Son Güncelleme: Pazartesi, 03 Ekim 2011 09:13

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

banner1_580_135