Alışveriş bağımlılığı...!

Pazartesi, 03 Ekim 2011 09:08 Levent Pehlivanoğlu
Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 

Alışverişten döndüğünüzde satın aldığınız ayakkabıların aslında gardrobunuzdakilere hiç de uygun renkte olmadığını fark ediyorsanız, onları da gereksiz, pahalı ve kullanmayı düşünmediğiniz diğer eşyalarınızın yanına koyuyorsanız, etiketleri henüz sökülmemiş giysilerle dolu gardrobunuza baktıkça mutlu oluyorsanız aslında mutluluğunuzun kaynağı satın aldıklarınız değil, ruhsal tatminsizlik yaşadığınız bir takım durumları, bir şeyler satın almakla kapatmaya çalışıyor olmanızdır. Bu da sizin alışveriş bağımlısı olmanız ihtimalini ciddi ölçüde arttırır. Bu yüzden alışveriş bağımlılığı konusunda biraz bilgi vermek istiyorum.

Alışveriş bağımlılığı (kompulsif satın alma), kişinin dürtüsel olarak satın alma isteğini hissetmesi ve bu dürtüsünü kontrol edememe neticesinde ortaya çıkan, kişiyi maddi açıdan zor durumlara sokan bir bağımlılıktır. Bu rahatsızlığın temelinde kişiyi tehlikeye, heyecana sokan dürtüler yer almakta olup davranışları ve hissettikleri de tıpkı bir kumar bağımlısı bir insanın kumar masasındaki davranışlarına benzemektedir.

 Günümüz tüketim toplumunda,  alışveriş tutkusu kişileri yoğun mali sıkıntıya sürüklemekte, ardından da kişisel, sosyal ve aile yaşamında önemli sorunlara yol açmaktadır. Aynı zamanda mutsuzluk, yalnızlık, öfke, engellenme ve sinirlilik gibi olumsuz duygular yaşayan kişide alışveriş, kişinin kendisini mutlu, güçlü, üstün, yeterli ve rahatlamış hissetmesine neden olmaktadır. Bununla birlikte kompulsif (zorlantılı) satın almanın, kişide bulunan içsel boşluk hissini tam olarak ortadan kaldıramaması ve uzun süreli bir etkiye sahip olmaması kişideki depresyonu arttırabilmektedir. Bu kişilerde satın alma eylemi, düşük olan kendilik saygısını arttırıp, kişiyi aşan stres, engellenme ve depresyon ile baş etmede rol oynamaktadır.

Anne baba ilişkisi içerisinde çocukları açısından doyurucu bir iletişim sağlayamayan ailelerde, çocukları ile aralarındaki bu boşluğu bu tipte bir şeyler satın alarak doyurmaya çalışan ailelerin çocuklarında bu rahatsızlığa ileride daha fazla rastlanılabildiği belirtilmektedir. Yani bu sorun en çok, parayı sevginin eş değeri gibi gören, çocuklarının isteklerini bu yolla giderebileceklerine inanan yüksek sosyoekonomik düzeydeki ailelerde gözlenmektedir. Çocuklu aileler dışında, her türlü sevgi tatminsizliği yaşayan kadınlarda da oldukça sık gözükmektedir. Bağımlılığın ortalama başlama yaşı 17-30 yaş arasında olup kadınlarda çok daha sık olarak gözlenmektedir.

Bağımlıların büyük bir çoğunluğu, alış veriş öncesi büyük bir arzu, hoşnutluk ve mutluluk hali yaşarlar kontrol edilemez bir istek ve sonrasında da gerginlik hissi duyduklarını ve bunu ancak alış veriş yaparak giderebildiklerini belirtmektedirler. Alış veriş sonrasında ise yoğun bir suçluluk hissi oluşmaktadır. Bu rahatsızlık bazen tekrarlama eğiliminde olup nöbetler halinde de olmaktadır. Bu kişiler bir mağazaya girdiklerinde ne alacaklarını bilemediklerini ya da farkında olmadıklarını belirtmektedirler.

Kişiliklere göre farklılık gösterse de, kadınların alışverişte tercih ettikleri genelde elbise, kozmetik eşya, mücevher ve daha az sıklıkla yiyecek olmakta, erkeklerin tercihi ise; elektronik eşya, büyük ev aletleri olmaktadır. Cinsiyetler arasındaki bu farkta; erkeklerin daha çok bağımsızlık ve hareketliliğini yansıtan araçları alma eğiliminde oldukları, kadınların ise görünüş ve duygusal yönlerini ön planda tutan simgesel ve kendilerini tanımlayan eşyaları aldıkları yönünde olarak tanımlanmaktadır. Tedavisi mümkün olan bu rahatsızlık gerektiği durumda ilaç ve psikoterapi ile tedavi edilmektedir.

 

 

 

 

Son Güncelleme: Pazartesi, 03 Ekim 2011 09:09
banner1_580_135