Güzel ilçemizin güzel köylerinden Gümüşdere ve Kısırkaya nın, 1/1000 ölçekli uygulama imar planları Sarıyer Belediye Meclisi'mizden onaylandı, koruma kurulunca onaylanacak ve askıya çıkacak.
Dilediğimiz gibi mi oldu ya da köylünün dilediği gibi mi oldu? Sanmıyorum.
Biz seçimlerden sonra göreve başladığımızda Büyükşehir Belediyesi tarafından 1/5000'lik planlar yapılmıştı. Köydeki imar ortalama %3 taban alanı olmak üzere toplamda da %6 idi. Sayın Şükrü Genç gerek kurulda gerekse İBB'de yoğun temaslarla önce %5 taks, %10 kaks biçimine sonrada emsal %10 biçimine çevirttirebildi.
İşte bizim planlama anlayışımızdaki temel sakatlıkta burada başlıyor. Biz bu köylere bir işlev tarif etmiyoruz. Burası konut alanı olacak, oldu da bitti, maşallah. Peki kardeşim buradaki insanlar aç mı gezecek, ne iş yapacak, taş mı yiyecek? Bizim bu sahillerimiz dünyanın en değerli sahilleri mi? Egenin, Akdeniz'in sahilleri turizme açıkta, bizim kıyılarımız neden hep yeşil alan?
Bence Sarıyer’imizin Karadeniz sahillerini turizm fonksiyonu belirleyerek koruma altına almalıyız. Derler ki mevsim kısa. Ben veriye bakarım. Kilyos, Gümüşdere, Kısırkaya sahil bandına siz isteseniz de, istemeseniz de bir hafta sonunda onbinlerce insan geliyor. Çok sefil şartlarda denizden faydalanıyor. Öncelikle insan odaklı hizmetin esası budur. Bu insanlara daha hijyenik ve daha kolay ulaşılır hizmeti vereceksiniz. Bir diğer husus bu kadar insan ağırlamak bize yetmez, daha çok insanı ve hatta daha çok turisti daha uzun sürelerle ve günübirlik değil mevsimlik ağırlamalıyız. Bu nedenle bu köylerimizin planları yapılırken bu fonksiyonlarla donatılmalıydı.
Diyeceksiniz ki "yapsaydınız". Planlama işinin teknik prosedüründeki temel teknik hatada burada başlıyor, nasıl mı?
1- 1/100 000'lik çevre düzeni planlarını büyükşehir belediyesi yapar
2- 1/ 50 000'lik planları büyükşehir belediyesi yapar
3- 1/ 25 000'lik planları büyükşehir belediyesi yapar
4- 1/ 5 000'lik planları büyükşehir belediyesi yapar
5- 1/ 1 000 lik planları ilçe belediyesi yapar
6- Alt plan, üst plana aykırı olamaz.
Buyurun buradan yakın. İlçe belediyesine sadece ve sadece 8 metrelik yolları belirleme yetkisi kalmış. İşte bu planlama mantığı halkın planlama sürecine katılımını engellemekte ve Sarıyer Belediyesi'nin kendi planlama anlayışını ve isteklerini vatandaşla paylaşarak hayata geçirmesinin önünde engel teşkil etmektedir. İktidar artık statükocudur, vesayetçidir, kendi vesayet sistemini yaratmıştır.
İktidar çift taraflı yıpratıcı bir süreçtir. Ben atasözlerinin, deyimlerin deneyimlerle kaynaklı olduğuna inanırım ve bu tarihsel sürece saygı duymalı. Amerika’yı yeniden keşfetmek için çalışmamalı derim. “Devrimler önce kendi çocuklarını yer”, “bize gelen eylenir, dura dura beylenir” gibi sözler hep bu sürece ilişkindir. İran da, Suriye de, İngiltere de, Mısır da olan hep budur. İktidara halk adına gelenler zamanla statükonun kendisi olup çıkarlar ve halkdan kopuş süreci, halka kurşun sıkma, onları içeri tıkma, özgürlüklerini kısıtlama diktasına evrilir.
Dünya kapitalizmi yeni bunalım dönemine girdi. Bu hastalık artık kronik ve akut bir hal aldı.
Bir dikta yıkılıyor hemen yenisi kuruluyor, bir dikta ayak diriyor, hemen insan hakları adına insan öldürülerek müdahale ediliyor, buna da 2. Dünya Savaşı'nın galipleri karar veriyor.
Fakat İngiltere’de olanlar olayın sadece bununla sınırlı olmadığının bir göstergesi. Bilişim çağında halk sisteme karşı çıkış içerisinde, bunun net olarak algılanması gerekir.
Kapitalizm öncesi ve kapitalist süreçte olduğu gibi “ekonomik iş ve işlemler” piyasa tarafından yürütülmektedir. Piyasa kapitalizmden öncede vardı sonra da olacak. Bu gerçeklikle düşünerek demokrasi ile bu süreçten çıkmalı ve yeni bir sürece yeniliklere evrilmeli.
Ancak ve ancak piyasa koşularını halk adına çalıştıracak bir düzen, piyasa koşullarını halk adına işletecek bir sistem arazi planlamasını halk adına yapar.
Sarıyer'den sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ni de aldığımızda bu planları Sarıyerli hemşerilerilerimizle yapmak ümidiyle.