CUMHURİYET İÇİN GÜÇBİRLİĞİ: ATATÜRK'TE BİRLEŞMEK…
İçten ve dıştan iyice kuşatıldık. Atatürk’ten kalan bütün kazanımlarımızı çarçur ettik. Şimdi yeniden toparlanmaya, ulusal birliğimizi kurtarmaya çabalıyoruz. Mustafa Kemal’in ölümünden bu yana adım adın bugünlere geldik. Bugünleri salt AKP’nin üstüne yıkmak aymazlıktır. Bugünleri getiren dünlerin sorumluluğundan kaçmaktır. Temel sorun nitelikli insan yetiştirmedeki yetersizliğimizde. Aydınlanma devriminin yarım kalması, cumhuriyetimizi cumhuriyet yapan değerlerin devrimsel bir süreç içinde yurttaşlarımıza ulaştırılamayışı kısırdöngümüz oldu. Geri kalmışlığın çemberini kıramadık. Pazarları olduğumuz sömürgeci uluslar önce çağını yakalayamayan Osmanlıyı bitirdi. Atatürk’ün sürdürdüğü cumhuriyet aydınlanması cumhuriyetimizin temel değerlerini yaşam biçimine dönüştürme, çağdaş uluslar düzeyine çıkma atılımlarımızın haritasını çizdi. Yolunu gösterdi.
Ölümünden sonra emperyalist devletlere karşı direnemedik. Bugünkü gibi teslimiyete varan uzlaşma yolunda adım adım yürüdük. AKP bu yürüyüşün son halkası. Yeniden Kurtuluş Savaşı günlerine geldik. Nitelikli insan yoksunluğu ve sözde aydınlama süreci emperyalist devletlerin işbirlikçilerini yetiştirdi. Büyük sapmalara uğradık. Kuruluş felsefemizden, onun yol gösterici özünden yoksun kaldık, koptuk. Şu somut gerçeği göremedik: Emperyalist devletler kendi özünde ulusalcıdır, sağcılık solculuk ondan sonra başlar. Geri kalmış ülkelere dönük yüzlerinde uluslaşma döneminin bittiğini söylerler, kendi pazarlarına uygun modeller üretirler. Ülkeleri parçalar, etkisiz ve yetkisiz hale getirirler. Bağımsızlıkçı, ulusalcı ve devrimci güçleri ve onların yol göstericisi Atatürk’ü karalamayı hiç bırakmazlar, kendi ülkeleri gibi gelişmelerini, güçlü olmalarını istemezler. İkiyüzlü, çıkarcı, fırıldak politikalarını hep sürdürürler. Kendi uzlaşmacılarını ve hainlerini yetiştirirler. Eğitimsiz, sanayi gücünden yoksun ve büyük ölçüde işsiz kalmış halk katmanlarını güdümleyerek, ulusalcı birikimini, devrimci niteliklerini yitirmiş devlet adamlarının bozuk sicillerinde istediklerini yaptırırlar. Şimdi yeni bir aşamaya geçtiler. Kendi pazarlarını daha iyi sömürmek için ulusalcı engelleri aradan kaldıracaklar. Küreselleştirecekler!
Önümüzdeki seçimler bu hesaplaşmanın dönüşüm noktası. Düzen partileri yüzde 10 barajını değiştirmiyor. Baraj altında kalan oyların ağırlıklı olarak barajı aşan partilerin işine yaradığını, oylarına göre kendi adaylarının seçilmesine eklenip katkı verdiğini biliniyorlar. Yapılan bilimsel hesaplar yeni meclise eski partilerin girmesi halinde AKP’nin iktidara geleceğini gösteriyor. Anayasayı değiştirmeye, referanduma gitmeye yeter sayıyı bulması halinde Türkiye’nin rejim değişikliği hız kazanacak. Ne yazık, Sonuncul olarak bir iç savaşın kapısını açacak. Bir yeni kardeş kavgasına gerekçe hazırlayacak. AKP’den kurtulmanın anahtarı iktidar olmasının önünü kesmektir. Bir demokratik çözüm bulmak gerekir. Hesap şudur: Genel seçimlerde yurttaşlarımızın yüzde 25 kadarı sandığa gitmiyor. Hangi nedenle olursa olsun oy kullanmaya gitmiyor. Yeni bir partinin ya da bağımsız milletvekili adaylarının seçim bölgelerinde aday olup seçilmeleri halinde AKP iktidarının yeter sayıda milletvekili çıkaramayacağı görülüyor. Baraj engelini bu yolla aşmak bir çözüm oluyor.
Göründüğü kadarıyla cumhuriyetimizin temel felsefesinden adım adım uzaklaşan, giderek emperyalist odaklarla uzlaşı arar hale gelen yeni CHP’nin en çok yüzde 30 dolaylarında oy alabileceği söyleniyor. Cumhuriyet için güç birliği kuran ve Atatürk’le birleşen 40’a yakın bağımsız adayın baraj engeline takılmadan meclise girmeyi başarması bir umut oluyor. Her partinin kendi oyunu alması bile bağımsızların meclise girmesini engellemiyor. Zor günlerin seçiminde bağımsız cumhuriyetçi adayların meclise girmesi bile bir çıkış yolu. Bizim 2. bölge adayımız Balyoz davasından Silivri ceza evinde olan, asker kökenli arkadaşlarıyla birlikte suçsuz olduğunu söyleyen emekli kara kuvvetleri kumandanı Orgeneral Çetin Doğan. Bu Atatürkçü, bu tok sesli eski kumandanı destekliyorum. Kazanmasının bir umut olduğunu düşünüyorum. Bu adayımıza oy vereceğim…
Türkiye, Atatürk’ün cumhuriyeti olmak, anti-emperyalist, ulusalcı, devrimci çizgisini yeniden kazanmak, bunun için savaşımı göze almak zorundadır. Başka çıkışı da yoktur. Cumhuriyetimizin aydınlanma felsefesi, ilke ve devrimleri bugün de yol haritamızdır. Kemalistler, yurtseverler, ulusalcılar, devrimciler yürüyüşlerine devam edeceklerdir. Emperyalizme ve onun kör karanlığına boyun eğmeyeceklerdir. Ne olursa olsun kazanacaklardır!