
-Başkanım nerelisiniz?
-Sivaslıyım..
-Kaç yıldan beri Sarıyer’de yaşıyorsunuz?
-Ben 1975’ten beri Sarıyer’deyim..
-Yani 35 yıldan beri.
-Evet..
-Neden ‘Sarıyerliyim’ demiyorsunuz?
-Hayır?!, ‘Nere kökenlisiniz?’ gibi algıladım ve ondan böyle dedim..
-Ben aynı soruyu Belediye Başkanı Şükrü Genç’e de sordum, o da ‘Giresunluyum’ dedi. Ben bunu şunun için söylüyorum. Sarıyer’de yaşayanlarda bir Sarıyerlilik bilinci yok. Burada yaşayan insanların yüzde 90’ına sorun hiçbiri ‘Sarıyerliyim’ demez. Ama belki babası da, dedesi de burada doğmuştur. Sivas’tan gelmiştir, Giresun’dan Kastamonu’dan gelmiştir ya da Balkan göçmenidir. Demeki ki Sarıyer’deki toplumsal dağınıklık ve bütünleşememe, bu bilincin oluşamamasından kaynaklanıyor. Her tepede bir mahalle var, her mahalle bir şehirden gelmiş insanlardan oluşuyor. Aralarındaki bütünleşmeyi sağlamak için bir proje uygulamayı düşündünüz mü hiç? Bu insanlar ne zaman Sarıyerli olacak?..
-Çok güzel bir soru yönelttiniz. Bu olay sadece Sarıyer için değil, bu metropol kentlerde yaşanan en çarpıcı problemlerden biri. İnsanlar ülkemizin çeşitli kentlerinden bu yörelerimize akın etmiş ve gelmişler. Ama gelirken kentle bir adaptasyon yaşamamışlar. Kültürleriyle, gelenekleriyle, görenekleriyle gelip, bir yerlere yerleşmişler. Ve o kültür, gelenek ve göreneklerini oralarda yaşatmaya çalışıyorlar. Bu çok doğru değil. Doğru olan insanların kentle adaptasyonunun gerçekleştirilmesidir. Biz Sarıyer’i şöyle değerlendiriyoruz...
Haber Müdürümüz Tuncay Dağlı, Sarıyer Belediye Başkan Yardımcısı Şinasi Yalcın'la sorumluluk alanında bulunan birimlerden Kültür Müdürlüğü'nün faaliyetleriyle ilgili söyleşide bulunurken, Sarıyer'deki toplumsal yaşam biçimini de konuştu. Sohbetin tamamı Sarıyer Posta'nın 26. sayısında..