Sarıyerli misin hemşerim?

Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 

 

 

Yaklaşık on yıl önceydi. Sabancı Vakfı’nın Adana’daki merkez binasında Sakıp Sabancı ile birlikteydik. Ben o zamanlar Hürriyet’in Adana Bölge Müdürlüğü’nde çalışıyordum. Merhum Sakıp Sabancı yılda birkaç kez yaptığı ziyaretlerden birini gerçekleştiriyordu. Yanında sağ kolu olan yeğeni Güler Sabancı da vardı. Onlarla birlikte İstanbul Hürriyet’te çalışan bir arkadaşım da gelmişti.

Sabancı’yı daha önce de birçok kez haberci olarak izlemiş, çalışmalarını, fabrika açılışı gibi faaliyetlerini takip edip, haberleştirmiştim ama ilk kez karşılıklı oturup, sohbet ediyorduk.

Her zamanki sempatikliği ve sıcak yaklaşımı ile beni tanımak istedi ve “Nerelisin ağam?” diye sordu.

“İskenderunluyum” diye karşılık verdim.

“Deden, atan da mı oralı?” diye, ikinci bir soru yöneltti.

“Dedem, Kafkaslardan gelmiş, geçmişte yaşananlar nedeniyle bu taraflara göç etmiş” dedim..

“Hıımmm!” diye bir ses çıkardıktan sonra,

“Olsun, yine de komşu sayılırız. Zaten benim babam da Kayseri’den Adana’ya gelmiş. Şimdi İstanbul’dayız ama görüyorsun işte yarımız Adana’da. Bu memleket bizim. Nerede oturduğumuz önemli değil. İnsan zaman için doğduğu yerlerden başka şehirlere yerleşebilir” dedi.

Ben de, gazetecilik yapmak için Adana’ya yerleştiğimi söyledim, bir süre dörtlü grup olarak sohbet ettik. Ardından Sabancı Holding’e ait fabrikalarda birlikte tur attıktan sonra kendilerine ait buğday tarlası içinde, başında kasket olduğu halde fotoğraflarını çektim.. Traktör kullanırken çok neşeliydi. Şehir merkezinde bulunan ve artık kullanılmayan, çocukluğunun geçtiği  ‘Aslanlı Köşk’ün bahçesinde o günlerden kalan bazı anılarını anlattı..  

Babasının, annesinin, kardeşi Hacı Sabancı’nın ve diğer bazı aile fertlerinin de mezarları Adana’daydı.

Aile olarak Adana’da Akbank’ı, tekstil, çikolata, yağ, çırçır gibi birçok mamulün fabrikasını kurdular, ortaklık kurdukları uluslar arası şirketlerle birlikte değişik markalarda araçlar, otobüsler üretiyorlar,  Ortadoğu’nun en büyük camisinin yapımını sağladılar, şehre modern bir kültür merkezi, çok sayıda okul ve kütüphane kazandırdılar. Sabancı Vakfı, bir ay süren Türkiye’nin en önemli uluslararası tiyatro festivaline sponsorluk yapıyor. Bu festivalle Adanalılar tiyatroya doyuyor. Galerilerde, salonlarda sergiler açılıyor, konferanslar, söyleşiler, dinletiler gerçekleştiriliyor.

Sonra holding merkezini İstanbul’a taşıyıp, ikiz kuleleri inşaaettiler. Bu şehirde ve başka yerlerde de çok sayıda fabrika ve işyeri kurdular, okul, cami, kültür tesisleri, kütüphaneler yaptırdılar. Sabancı ailesinin tamamı şimdi İstanbul’da yaşıyor. Sarıyer Emirgan’da ‘Atlı Köşk’leri var, müzeleri var.. Hatta Sakıp Sabancı ile ikiz kulede cinayete kurban giden kardeşi Özdemir Sabancı’nın mezarı da Zincirlikuyu’da..

 

Ben bu anlatımı, Sarıyer’de yaşayanlarda oluşmadığı konusunda eleştirilerde bulunulan ‘Sarıyerlilik bilinci’yle bağlantı kurmak için yaptım.

Şimdi Sabancı ailesinin fertlerine, ‘Nerelisin?’ diye sorsanız, bana göre hiç biri ‘İstanbulluyum’ demez. ‘Ya Adanalıyım, ya da Kayseriliyim’ der. Çünkü ait olma duygusu bilinçaltına yerleşmiş bir özelliktir. Bu duyguya sahip olmak için de ait olunduğu düşünülen yerle arada bir bağ olması gerek.. Bu bağ da genelde birkaç nesil geçtikten sonra değişim gösterebiliyor. Bu nedenle ben 20 yıl yaşadığım halde hiçbir zaman ‘Adanalıyım’ demedim. Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç nasıl ki Giresunlu olmaktan, yardımcısı Şinasi Yalçın, Sivaslı olmaktan vazgeçmiyorsa Sarıyer’e ülkenin değişik yörelerinden göç eden insanlar da bilinçaltlarındaki ait olma duygusunu yok etmeyeceklerdir. Hep Rizeli, Kastamonulu, Giresunlu, Karslı, Trabzonlu, Sivaslı olarak kalacaklardır. Tıpkı Almanya’da doğup, büyüyen bir Türk gencinin hiç bir zaman Almanyalı olmayı kabul etmediği gibi.

Bu nedenle yöneticilerimizin bir ‘Sarıyerli olma bilinci’ gibi yanlış bir duygu oluşturmaya çalışmaktan ziyade Sarıyer’e sahip çıkma düşüncesi, Sarıyer’de yaşayan diğer insanlarla bütünleşme, yaşam alanlarını medenice paylaşma gibi duyguları yaratma çabaları daha doğru olur fikrindeyim.

Aksi takdirde Sarıyerliler Derneği Başkanı Hayati Kaptanoğlu’nun da Giresunlu olduğunu unutması gerekir…

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile