Bana kalırsa Sarıyer’e acilen bir belediye binası yapılması gerekir..
Çünkü şehrin merkezinde bulunan tarihi bir konağın restore edilerek kültür merkezine dönüştürülmesi ve bu binanın orta katının da hem sergi salonu, hem idari bina hem de belediye meclis toplantılarının yapılması için kullanılması ortaya büyük sorun çıkarıyor..
En önemlisi de toplantıya gelen meclis üyeleri binanın kapısındaki ‘Eğitim ve Kültür Merkezi’ yazısını görerek geldikleri için toplantıların Sarıyer’de yaşayanların hayati sorunlarına çözüm getirmek için görüşmelerin yapılacağı, önerilerin getirileceği ve kararların alınacağını unutup, sanatsal yönlerini ortaya çıkarmaya çalışıyorlar.
Bu da, siyasi çalışmaların yapılacağını umarak meclisi izlemeye gelenlerin, tiyatro oyununa benzer atışma, tartışma ve polemiklere tanık olmasına neden oluyor..
Sarıyer Belediye Meclisi geçtiğimiz pazartesi aldığı bir kararla aynı binanın üst katındaki tiyatro salonuna Nejat Uygur Tiyatro Salonu adını verdi.
Biliyorsunuz Nejat Uygur, Türk tiyatrosunun büyük üstatlarından, güldürürken düşündüren, kara mizah ustası değerli bir sanatçımız. Bırakın söylediklerini, mimiklerini, zaten yüzüne baksanız gülersiniz.
Oysa ki o yüzde oluşan çizgilerin her bir milimetresi bu ülkede meydana gelen trajikomik olaylardan etkilenerek oluşmuştur.
İsterim ki Nejat Uygur bir gün gelsin adının verildiği bu salonda kısa bir oyun sergilesin, bizleri mutlu etsin. Ama oyununu sergilemeden önce bir alt kattaki belediye meclis toplantısını da izlesin. Kesinlikle kendine fazlasıyla malzeme çıkarır..
Neden mi? Söyleyeyim;
Ben bir gazeteci olarak bazı meslektaşlarımla birlikte meclisin her toplantısını izliyorum. Sarıyer’i, Sarıyerliyi ilgilendiren bir karar alınır, ben de haber olarak yazarım diye..
Sizlere, meclisin son iki toplantısında yaşananları anlatayım da yorumunu siz yapın..
Pazartesi günü Meclise Belediye Başkanı Şükrü Genç başkanlık ediyordu. 11 maddelik bir günden vardı .Önemli konulardı, görüşülüp, karar alınması gerekiyordu.. Ama her zamanki gibi önce gündem dışı konuşmalar ve önergeler verildi.. Konuşma yapanlardan AKP’li Ayla Serpil Bağrıaçık, belediyeden işten çıkarılanlarla ilgili konuşma yaparken, rakam vermesi ve garip, gurebayı bu kışta kıyamette sokağa atıyorsunuz gibilerden ajitasyon yapması Başkan Şükrü Genç’in tepesini attırdı ve Haneler dizisindeki Yaban tiplemesini andırır bir şekilde “Yalannn söylüyorsunnnn” dedi.
Vay anam, bunu sen mi söyledin, AKP’li cengaverler, pardon meclis üyeleri anında parladı, “Böyle konuşamazsınnnnn”, “Sözünü geri alllllll”..
Boynu ağrıyan, midesi bulunan bu nedenle kürsüde hap içmek zorunda kalan Başkan Genç sonunda çark etti ve, “Burası belediye meclisidir arkadaşlar, isteyen yalan, isteyen doğru söyler, her konuşma sahibini bağlar” dedi. Ama kimseyi tatmin edemedi. Ama alışkanlık bu ya, Başkan azarlamayı da çok seviyor aldı sazı eline başladı hem çalıp hem söylemeye,
“Kasaba politikasını bırakalım arkadaşlar. Millet bizden icraat bekliyor. Kim hızlı koşarsa ipi o göğüslesin, madalyayı da ona taksınlar.”
Saatler süren tartışmaların tam orta yerinde CHP’li Muzaffer Abdaloğlu, mikrofonu alıp, her zamanki ciddiyeti ile “Gelmeyen arkadaşların izinli sayılmasını öneriyorum” dedi, Başkan önerdi, gelmeyenler izinli oldu.
Konuşmalar, tartışmalar, sataşmalar, azarlamalar, mikrofonlu mikrofonsuz söz almalar, adaba davet etmeler ve sonunda kimsede dudak açacak mecal kalmayınca gündem maddelerine geçip, bir çırpıda karar almalar… Toplantı bitti..
Gelelim cuma günü yapılan bir sonraki toplantıya..
Başkan Genç yok. Meclisi Başkanvekili Adnan Ayber yönetiyor. Biz basın mensuplarına kapı önünde ayrılan üç plastik sandalyeyi iş takibi için gelenler işgal etmiş, biz kazık gibi ayaktayız. Olsun, vatan sağ olsun.. Önemli kararlar alınacak, biz de yazacağız..
Önce günden dışı…
AKP’li Mehmet Çakır söz aldı ve pazartesi günkü toplantının tutanak özetinde yazanların kendi söyledikleriyle ters olduğunu belirtip, düzeltilmesini istedi.
Konu Sarıyer ilçe sınırları içinde olan Büyükşehir Belediyesi uhdesinde bulunan gayrımenkullerin Sarıyer Belediyesi’ne devredilmesiydi.
Çakır dediki; ‘Ben 'Büyükşehir Belediyesi uhdesinde bulunan araziler Sarıyer Belediyesi'ne devredilsin demedim. Ben, 'Derbent ve Fatih Sultan Mehmet Mahallesi’ndeki araziler de bunlarla birlikte vatandaşa satılsın' dedim. Bunun için de İTÜ ve Atatürk Sanayi Sitesi Kooperatifi yöneticileriyle de görüşülsün istedim, oysa tutanak özetinde İBB ve diğer yerlere de resmi başvuru yapılıp, gerekirse mahkemeye başvurulsun şeklinde bir anlam çıkıyor, ben böyle demedim.”
Başta Adnan Ayber olmak üzere CHP’lilerden itiraz geldi… Dedin, demedim, dedin, demedim, araya meclisin kayıt memurları girdi, kayıtlar böyle diyor denildi ve Mehmet Çakır kontrataklarla ‘kıvırıyor’ konumuna sokulup, golü yedi, oylandı ve sustu..
Ben ayakta durmaktan yorulmuş ve sıkılmış bir vaziyette iki maddelik gündemin ele alınmasını beklerken mikrofona AKP’li Ayla Serpil Bağrıaçık geldi.
Tüm hanfediliğiyle kürsüye çıktı ve kibar kibar oklarını fırlatmaya başladı. Yüz doksan sekiz kişinin belediye tarafından işten atıldığını söyledi, ispata davet edilince de elindeki listeden tek tek isim isim okudu. Ardından, “Ben geçen toplantıda bunları söyleyince Başkan, bana ‘yalancı’ dedi, asıl yalancı ve müfteri sizsiniz” dedi.
Yine garip gureba edebiyatı yaptı, ardından sakin bir şekilde yerine oturdu. Belli ki biraz sonra yine ortalık karışacak. O da biliyor bunu.
Meclisin sakinlerinden Başkan Yardımcısı Erol Aydın kürsüye geldi ve kimlerin neden işten atıldığını belirtip, “Sizin bu isimleri okumuş olmanız bile bu kişiler için işten atılma nedenidir” deyip ‘kozmik!’ sırların açıklanamayacağını ima etti.
MHP’li Erol Akkuş da dikkatli biri olduğunu gösterip, Bağrıaçık’a,“198 diyorsunuz ama elinizdeki listeden 188 kişi okudunuz” dedi.. Demek ki okunurken saymış..
İşçi konusu sükut bulurken, bu kez yine meclisin adabı ve usulünü bilmemek konusu ortaya atıldı. CHP’li Muzaffer Abdaloğlu, sahneye çıkıp, Ayla Serpil Bağrıaçık’ın ağzına öykündü, “Sayın başkan, sayın meclis üyeleri, sayın basın, sayın dinleyiciler, sayın zabıtalar, sayın katipler, sayın çaycılar…”
Başkanvekili Adnan Ayber meclisi ciddiyete davet etti. Ardından, Başkan Genç’in orada olmadığını belirterek, ‘yalan ve müfteri’ sözünün kayıtlardan çıkarılmasını teklif etti.
Gökan Zeybek, CHP’lilerin rakamsal çoğunluğuna güvenip, oturduğu yerden yol gösterdi, “Ne soruyorsunuz başkan, oylayalım kayıtlardan çıkarılsın” dedi.
Yanında oturan Belediye Başkan Yardımcısı Hüseyin Coşkun tecrübesini konuşturarak Zeybek’in kulağına fısıldadı, “Kayıtlardan çıkarılması için sözü kim söylediyse onun silinmeyi kabul etmesi gerekir” dedi.
Araya AKP’lilerin ağası Hamdi Akdağ girdi, tüm ağırlığıyla mikrofonu alıp, “O zaman geçen hafta Başkan’ın söylediği ‘yalan’ kelimesini de çıkaralım, birbirini götürsün” teklifinde bulundu.
Araya uyanık biri girdi, “İsterseniz yalan yerine gerçek olmayan sözünü koyalım” dedi milleti güldürdü.
Ayla Serpil Bağrıaçık, ısrarlara dayanamayarak söylediği ‘yalancı ve müfteri’ sözünün kayıtlardan çıkarılmasını kabul etti oylama yapıldı, yalanlar yakıldı…
Ben yorgunluktan farkında olmadan duvar dibinde duran amfinin üzerine oturmuşum, altımdan neden bu kadar ses geliyor diye düşünüp, duruyordum..
AKP’li Mehmet Çakır, mikrofonu tekrar istediğinde daha fazla dayanamayacağımı anlayıp, fotoğraf makinamı, ses kayıt cihazımı ve ajandamı çantama koyup salondan çıktım..
Üç saat geçtiği halde Sarıyer’de çevre kirliliğine neden olan naylon poşet kullanımının yasaklanması ile Karslı Mahallesi olarak bilinen Maden Dereiçi Sokak’la ilgili plan tadilatını içeren iki maddelik gündem görüşülememişti.
Ben kapıdan çıkarken CHP’li Muzaffer Abdaloğlu özel olarak kendine verilmiş bir görevi yerine getiriyordu;
“Toplantıya gelmeyenlerin izinli sayılmasını öneriyorum.”
