Her şeye yukarıdan bakmak..

Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 

İnternet kullanmaya başladığımızdan beri hayatımıza hiç hayal etmediğimiz teknolojik imkanlar girmeye başladı. Önceden dünyanın neresinde ne var diye elimize dünya atlasını alır, inceler bilgi sahibi olmaya çalışırdık. Şimdi Google Earth çıktı, görmek istediğimiz yerin adını yazıp, tuşa bastığımız anda tüm detaylarıyla, fotoğraf ve bilgiler önümüze geliyor.
Ben gitmediğim, görmediğim yerleri bu şekilde uydu fotoğraflarıyla geziyorum, öğreniyorum. Hatta gitmeden önce ön bilgi edinmek için iyice inceliyorum ki kaybolmayayım ya da gittiğim yerlerde daha bilinçli dolaşayım diye..
Bu tür teknolojik imkanlar kişinin dünyaya yukarıdan bakmasını sağladığı kadar, tüm detayıyla incelemesine de fırsat veriyor.
Yerkürenin coğrafi yapısı ve şekillerine bu kadar uzaktan ve yakından bakarken, üzerinde bulunan ülkelerin, o ülkelerde yaşayan insanların hal ve hareketleri ile birbirleri olan ilişkileri de bir başka bakış açısının odak noktası oluyor.
Mesela ülkemizin doğusuna bakıyorum İran, güneyinde Suriye, ikisinin ortasında Irak var. Daha yukarıda Ermenistan ve Gürcistan.. Batıda Yunanistan, kuzeybatıda Bulgaristan, Akdeniz’in ortasında Kıbrıs adası…
Her biriyle farklı farklı ilişkilerimiz, bağlarımız, bağlantılarımız var. Sosyal ilişkilerimiz, kültürel bağlarımız, ekonomik alışverişlerimiz var.. Siyasal diyaloglarımız, karşıtlıklarımız, beraberliklerimiz var.. Her komşu ülkede ya da bir ötesinde karşılıklı göçlerle oluşmuş yarı kopuk aileler, akrabalık bağları var..

Karman çorman olmuşuz, iç içe girmişiz, bağlanmışız, kenetlenmişiz, birbirimize batan çıkıntılarımız olmuş, kopmayacak derecede yapışan, kaynayan yanlarımız meydana gelmiş…Bunların hiçbirini Google Earth’e bakınca göremiyor insan.

Ne zaman elimize tarih kitabını alıyor, okuyoruz, ne zaman kendi geçmişimizi inceliyor, dedelerimizin, atalarımızın nereden gelip, nereye gittiğini araştırıyoruz, ancak o zaman anlıyor ve görüyoruz ki aslında biz hiç birimiz oturduğumuz yerin asıl, temelden  sahibi değiliz, hepimizin kökeni tarihte bir yerlere uzanıyor. Ve tıpkı yerin katmanları ve gökyüzünün katmanları gibi tarihin katmanlarına bakınca her katmanda bir uygarlık, bir yaşam, bir hayat şekli olduğu görüyoruz..

Ve şunu düşünüyor insan, geçmiş bu kadar değişken olduysa gelecek neden olmasın, geçmişte bu kadar uygarlık, bu kadar insan, bu kadar ülke yaşamışsa, gelecekte de bunlar neden yaşamasın?

Ve şunu da düşünüyor insan, güçlü olan, zorluklara dayanan, kafasını kullanan binlerce yıl öyle ya da böyle varlığını sürdürmüş.. O ad altında, ya da bu ad altında tarihteki yerini almış.. Ama ne insanlar birbirlerini öldürmekten ne devletler birbirini yok etmekten vazgeçmemiş. Hala da vazgeçmiyorlar..

Geogle Earth’te bunların hiçbirini göremiyor insan. Yukarıdan bakmakla içine girilince görülenler arasında ‘dünya’ kadar fark var. Bu nedenle zaman zaman her şeye yukarıdan bakmak gerek diye düşünüyorum. Ancak o zaman yaşanılanlar bir bütün olarak görülüyor, detaylardan uzaklaşılıp, aslında hayatımızda var olan her şeyin sadece o su ve topraktan oluşan yuvarlak şeyin üzerinde meydana geldiğini görüyoruz. Ve hiç kimse –şimdilik- oradan uzaklaşamıyor ve dünyaya gözlerini açtığı andan itibaren bunları yaşamaya mecbur kalıyor.

Bu yüzden gerçekte çıkmasam bile interneti kullanarak dünyaya uzaydan bakıyorum ve sanal olsa da her şeyden bir süreliğine uzaklaşıp, rahatlıyorum.. Çünkü dertlerimi, kaygılarımı, üzüntülerimi, keder ve burukluklarımı o an dünyada bırakıyor, kendimi kuş kadar hafif hissediyorum, ta ki dünyanın bir başka gerçeği olan internet bağlantısı kopana kadar…

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile