Kent konseyi mi kent tiyatrosu mu?

Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
Dün akşam (13 Kasım 2009) Sarıyer Kent Konseyi’nin Genel Kurul’u vardı. Halk Eğitim Merkezi salonu toplantıya ilgi duyanlar tarafından hınçahınç doldurulmuştu, hatta oturacak yer bulamayınca ayakta duranlar bile vardı, benim gibi.
Ön koltuklarda her zamanki gibi protokol oturuyor, arkalarda ise her gün birkaç defa görüştüğümüz için akraba olduğumuz tanıdık simalar vardı. Sivil Toplum Kuruluş’larının başkan ve temsilcileri, muhtarlar, gazeteciler, yazarlar, mimarlar, mühendisler, çevreciler, siyasetçiler, sanatçılar hep oradaydı, yani Sarıyer için ne yapabilirim düşüncesiyle gelmişlerdi.
Salonun fuayesindeki masanın çevresindeki birkaç genç bayan gelenlerin ad, telefon ve maillerini kaydederken bir bayan da form dağıtıyordu. Dağıtılan formda Kent Konseyi’nin kadın ve gençlik meclisleri ile çalışma gruplarına girmek isteyenlere kapı aralanıyordu. Formdan bir tane ben aldım.. Kimlik bilgilerimin yanı sıra üyesi olduğum sivil toplum kuruluşu da sorulduğu için yazdım Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) diye. Amacım belki Sarıyer’de daha emekleme aşamasında bile olmayan yerel basının gelişmesi için bir şeyler yapacak bir çalışma grubuna dahil olmaktı, hatta bu doğrultuda bir de öneri yazdım alt tarafa.
Salonda bir kargaşa hakimdi, hatta ben neden bu kadar kalabalık olduğunu çözmeye çalışırken, oraya kiminin dostunu, kiminin postunu alıp geldiğini de gördüm. Bir çekirdek çıtlatanlar yoktu. Bakkal Mehmet Amca’yı aradı gözlerim yoktu, oysa sunucu arkadaş herkesin bu konseyin doğal üyesi olduğunu söylemişti. Demek ki haberi yok diye geçirdim içimden.
Salonun uğultusuna, devamlı arka tarafa gidip gelen bayan görevlinin yüksek topuklarından çıkan ses ayrı bir aheng katarken, sunucunun anlamakta zorlandığım konuşması ve övgü dolu sözlerinden sonra Kaymakam Ömer Karaman ile Belediye Başkanı Şükrü Genç de kent konseylerinin katılımcı demokrasilerdeki öneminden söz etti. Bu arada Başkan Genç, Almanya gezisi ilgili bilgi verirken oraların yönetiminde kaymakam ve muhtar gibi birimler ile sivil toplum kuruluşu göremediğini, bunun demokratik yönetim açısından bizim için bir kazanç olduğunu söyledi. Hatta nerden icap ettiyse bir süredir ‘Mahallemizin cumhurbaşkanları’ diye hitap ettiği muhtarlara da yine iltifat etmeden geçemedi. Ben yeri gelmişken değerli muhtarlarımıza bir uyarıda bulunacağım, böyle cumhurbaşkanı, başbakan falan diyerek elinizden muhtarlığı da alacaklar haberiniz olsun, söylemedi demeyin..
Neyse saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı okundu, ardından divan seçildi. Bu ara Belediyenin Halkla İlişkiler Müdürü Saadet Ahıskalı’ya ‘Bu formlar ne olacak?’ diye sordum, ‘Toplantı sonunda dışarıya çıkarken herkesten toplanacak’ dedi.
Anladım ki bu genel kurulda bize iş yok. Birkaç fotoğraf, belediye başkanı, kaymakamın konuşması haber için bana yeter dedim, çünkü nasıl devam edip, nasıl biteceğini tecrübelerime dayanarak tahmin ettim ve ‘hadi bana eyvallah’ diyerek salondan çıktım. Doldurduğum formu da buruşturup, attım.
Sonuç aynen tahmin ettiğim gibi çıktı. İnanmıyorsanız, yazarımız Refik Kesek’in yazısını da okuyun, görün.. Sevgilerimle..

Yorumlar  

 
0 #2 cevdet bayraktar 2009-11-15 14:37 Üzülerek belirtirim ki. Ben bu kongreye bu sefer çok güzel şeyler katabileceğiz düşüncesi ile katıldım.Çünkü daha önceki konseyin yetersiz olduğunu,geçmiş inde bu konseyin adeta Zekeriyaköy Koruma Derneği durumuna getirildiğini görmüştüm.Bilinmelidir ki biz bu konseyin tarafsız katılımcılarıyı z. Bizim taraf olduğumuz kesim, temsil ettiğimiz mahalle halkıdır.Divanda görev önerildiğinde bu güne kadar bir çok divan kurullarında görev almamın dışında bir çok kongrelerde de divan başkanlığı yaptığım için itiraz etmeden kabul ettim.
Ancak,kısa bir sürede divan başkanlığı bile genel kurula duyurulmayan divan başkanının kongre yönetecek tecrübede olmadığını gördüm. Divanda yanlış uygulama yapıyorsunuz diye defalarca uyarmama rağmen dinletemedim. Aslında divanı terk etmem gerekiyorken,sa londa bulunanlara saygısızlık olmasın diye tepkimi kürsüde söz alarak ortaya koymak zorunda kaldım.
Genel kurul bana göre Sarıyer\'e yakışmayan bir havada geçmiştir. Koltuk kapma yarışına dönüşmüştür.
Saygılarımla
Alıntı
 
 
0 #1 A.Erol Akkuş 2009-11-14 06:31 Tuncay bey ağzına sağlık. Malesef ki ben de aynı amaç ve şevkle bu toplantıya katılmış olup ,derin bir üzüntü ile ayrıldım. Tek farkımız ben sonu acaba mı?… diyerek bekledim.. Ama malesef.. aynı tas..aynı hamam..
Farkında olmadan ücretsiz komedi tiyatrosu izlemiş olduk.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile