Son yapılan istatistiklerde rekor düzeyde işsiz oluştu ve ülkemizde üretimin de, imalatın da, ihracatın da düştüğü görüldü. Ekonomi kötüye gitmektedir. Üretici konumunda olması gereken her üç gençten birisinin işsiz olduğu bilinmektedir. Genç yaşta emekli olanlar, çocuklar, gizli işsiz konumundaki köylüleri katarsak neredeyse sokakta gördüğümüz iki kişiden biri işsiz konumundadır ve bu durum inanılmaz, dramatik insan hikayelerinin oluşmasına neden olmaktadır.
Sadece Sarıyer Belediyesi’ne 10 binin üzerinde işsizin müracaat ettiği söylenmektedir. Her gün onlarca kişi iş arayışıyla işyerime müracaat ediyor. Beş yıl önce tanıdığım iyi durumda olan insanların ve çocuklarının bugün işyerlerini kapattıklarını, ekonomilerinin zayıfladığını üzülerek gözlemliyorum. İnanılmayacak sayıda çok insan gördüğü günden geri kalmış durumdadır. Bu durum hiç kimsenin yaşamında hiçbir zaman istemeyeceği bir konumdur. Yaz nedeniyle ve tatil iyimserliğiyle kentte oturanların bir kısmı köyüne giderek, bir kısmı ise sahillere gidererek, ekonomik krizin derinliğinin gözden kaçmasına neden olmaktadır.
Okulların açılması ve kış koşullarının gelmesiyle yaşam şartlarının ne kadar zorlaşacağını göreceğiz. İşsizlikteki artış, çalışanların ücretlerinin daha da düşmesine neden olurken işsizlerin kendi arasındaki rekabet de durumu daha da kötüleştirmektedir. Fırsatçılığın, bencilliğin ve ahlaki çöküşün hızlanması, işsizliğin en önemli sosyal sonuçlarındandır.
İşsizlik ne demektir biliyor musun?
Öncelikle erkeğin çalıştığı geleneksel Türk ailesinde erkeğin bunalıma girmesi demektir. Çöküntü içine girmesi, umutsuzluğa düşmesi, gelecekle ilgili kaygılarının giderek artması çaresizlik içinde kıvranması demektir. İşsizlik demek; içine kapanmak demektir. Dışarı çıktığınızda gidilemeyen yerlerin çoğalması, paylaşılamayan şeylerin artması demektir. İşsizlik demek; maddi olarak zaten yapamayacağın şeylerin çoğalması, insani duyguların azaldığı, hani deriz ya “insanlık ölmüş” deyimini haklı çıkartan gelişmelerin yaşanması demektir.
İşsizlik demek; iş aramak, iş istemek demektir. Kimlerden, nerede, nasıl tepki alacağınızı bilmeden, hatta olmaması gereken konumdaki insanlardan iş istemek ne kadar zordur bilir misiniz? Ve içine düştüğünüz çaresizliğin kimsenin anlayamadığını düşünmeniz demektir.
İşsizlik demek; doğal ihtiyaçlarınızı karşılayamamak demektir. Yemeğe, giymeye, barınmaya ve ısınmaya dair asgari şartları karşılamayı dert etmek demektir. İşsizlik demek; çalışmaması gereken oyun çağındaki çocukların işsizlik pazarına sunulması demektir. Sonuç olarak işsizlik; insanın onurunu kıran, en ağır sosyal bir olgudur. Burada utanması gerekenler, işsizler değildir. Yıllardır kamu kaynaklarını yakınlarına peşkeş çeken, ülkenin zenginliklerini komisyon karşılığı yabancı şirketlere pazarlayan, ülkeyi yöneten sağcı iktidarlardır.
Sosyal devlet anlayışını unutan tüketici toplumun yaratıcıları, sonuçta on milyona yakın işsiz yaratmışlardır. On yıl önce gecekondularda oturmakla övünen iktidar temsilcileri ve çocukları, Türkiye’nin ilk beş yüz şirketi arasına girmeyi başarmışlardır. Vatandaşa öbür dünyada cennet vadedenler, bu dünyada şatafat içindeki yaşamları ibretle gözlenmektedir. Buradan özellikle Sarıyer ve diğer ilçelerdeki sosyal demokratları uyarmak istiyoruz. Öncelikle MAL BEYANINDA bulunmalısınız. İhaleleri mutlaka önceden açıklamalı ve şeffaf yapmalısınız. İşsizliğin azaltılması için inşaat, yeme-içme ve turizm sektörleri süratle canlandırılmalıdır. Seçimden bu yana yüzüncü gün geride bırakılırken,tapu vereceğiz sözü unutulmuştur.
Sosyal demokrat iktidar değişikliği yeterince hissedilmemiştir.
AKP’ye yakın durmaya çabalamak, AKP’ye yakın durmak, iktidardan medet ummak, pankartlara İslamcı sloganlar eklemek, sosyal demokrat kültürden taviz vermeye başlamak duruş bozukluğunun başladığını göstermesi bakımından ilginçtir.
Şu unutulmamalıdır; farklı olunacak halkın çoğunluğunun haklı çıkarları savunulacak laik, cumhuriyetçi ve Atatürkçü çizgide olunacak diye 29 Mart seçimleri kazanılmıştır.
Eğer 1989 çağrışımları yapılanmalar, imar komisyonundaki kirli ilişkiler yaşanacaksa bunun hiçbir şekilde gizli kalmayacağını hatırlatmak isteriz.
Bugün Hisar’da, Çayırbaşında, Maden’de mütevazi şartlarda evlerde oturanlar, ne iş yaptığı veya yapmadığı herkesçe malum olan siyasilerin sınıf atlama heveslerine kapılarak kamu kaynaklarını çarçur etmemelerini, dikkatli kullanmalarını bekliyoruz.
Yığınların daha iyi yaşam umudu için verdiği desteğin, üç beş siyaset bezirganının çıkarlarına heba edilmemesi, yaz tatilinin iyi ve güzel geçmesi, geleceğe dair umutsuzluğa kapılmama dileğiyle saygılar sunuyorum.
Operatör Dr.Cengiz Alp
Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.