Sarıyer Posta | SARIYER haberleri ve Sarıyer Siyaset, Sarıyer Gündem -

logo

2011 yılında İç mimar olan M. Serdar Güntaş ve Sertaç Güntaş kardeşler tarafından kurulan “MSG Design” kısa sürede Avrupa’da bulunan Antony Morato, Calvin Klein, EA7 Emporio Armani, JOOP!, gibi dünyaca ünlü markaların Türkiye ve Asya temsilcisi olan MSG Design, kısa sürede yakaladığı başarısıyla dikkatleri üzerine çekiyor.

2011 yılında kurulan MSG İç Mimarlık, yenilikleri takip ederek sektördeki faaliyetlerini emin adımlarla sürdürüyor. Yaratıcı ve özgün tasarımlarıyla müşterilerinin mekansal ihtiyaçlarına ve zevklerine yönelik, fonksiyonel ve dönüşebilen çözümler sunan MSG Design başarısını, önümüzdeki dönemi ve sektörün genel değerlendirmesini İç mimar M. Serdar Güntaş ile değerlendirdik.
2Yakaladıkları başarının tesadüf olmadığını zorlu süreçlerden geçerek ve bu alanda aldıkları kaliteli eğitimin sonucunda başarıyı elde ettiklerini belirten Güntaş, “daha önce Alman Dilli ve Edebiyatı okudum” 2008 yılında Beykent Üniversitesinde Mühendislik Mimarlık fakültesinde İç Mimarlık Bölümüne başladım. 2011 yılında şirketimizi kurduk. Bu günlere gelebilmek için çok emek verdik. Türkiye de İnşaat sektörü çok zorlu bir alandır buna rağmen hiçbir zaman yılmadım . Eğitime önem vererek kendimizi geliştirdik. Bugün geldiğimiz nokta bizleri sevindiriyor. Avrupa’nın birçok markasıyla çalışıyoruz. İç mimar olan M. Serdar Güntaş Beykent Üniversitesi’ni Onur belgesiyle bitirirken kendisi gibi iç Mimar olan Sertaç Güntaş ise Beykent Üniversitesi’ni başarı ile bitirdi. Okul yılları boyunca zorluklarla karşılaştıklarını belirten M. Serdar Güntaş, “yapılarda iç mimarlık anlayışının modern şekliyle yerleşmesi için projelerimizi geliştirerek bu sürece katkıda bulunacağız. Ülkemizin yurt dışında bu anlamda en güzel şekilde temsil edilmesi için çalışmalarımız devam edecek.” ifadelerini kullandı.

İşte MSG Design Kurucusu İç Mimar “M. Serdar Güntaş” ile yaptığımız röportajın tamamı:

Mesleğiniz ile tanışmanız nasıl oldu? Bu meslekteki ilk deneyiminizi bizimle paylaşır mısınız?

Mesleğim ile ilk olarak 2003 yılında aile dostumuz olan İranlı Mohammad Gorgani sayesinde tanıştım. Yaz tatillerinde Mohammad bey’in şirketinde çevirmen olarak işe başladım. Evlerini ve İş yerlerini yeniden tasarlatan İranlı müşterileri’ nin danışmanlıklarını yaptım.
Tabi bu mesleğe olan ilgimi fark etmekte çok geç kalmıştık. Mohammad asıl tasarımcı durumundayken müşterilerimiz benim önerilerimi ve konseptlerimi daha çok tercih etmeye başlamışlardı. Bu durum zamanla gelişti ve müşterilerimiz siparişlerini bana vermeye başladılar artık tasarımlar yapmaya başladım. Kısa bir zamandan sonra kendimi bu işin içinde buldum ve ürettiğim fikirler etkili oldu, olumlu anlamda geri dönüşler aldım. Tabi bu durum bana güven ve güç verdi ayrıca Mimari tasarımlara olan ilgimi de artırdı.
Zamanla eş dostumuzun evine, yazlığına, iş yerine bazı projelerlin danışmanlığını yaparak bazılarının da birebir uygulamasında çalışarak işin içine iyice girdim. Eski Beyoğlu Belediye Başkanı Çetinsaya’nın oğlunun yazlığını ve ofisini tasarlayıp uygulamasında bizzat çalıştım.

Bir zamandan sonra insanlar bana “mimar bey” diye hitap etmeye başladılar ama gerçek anlamda mimarlık belgem yoktu bu durum beni çok rahatsız etti, o sırada Marmara Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyat bölümünden Beykent Üniversitesi Mühendislik Mimarlık bölümüne geçiş yaptım ve 2008 yılında İç mimarlık bölünü okumaya karar verdim. Kardeşim Sertaç Güntaş aynı sene Özel İtalyan Lisesinden Mezun olmuştu ve beraber Beykent Üniversitesi özel yetenek sınavına girdik. Bizim için 4 sene sürecek olan zorlu süreç başlamıştı. Ben öğrencilik hayatımın ilk yılından itibaren iş almaya başlamıştım. Okulu bitirdikten sonra diplomamı alır almaz şirketi resmi olarak kurdum ve profesyonel işlere imza atmaya başladım.

Peki profesyonel olarak İşe başladıktan sonra gelişiminiz nasıl oldu?

3İşlerimizin geçmişte yapılan işlerin yanı sıra referans ve öneri üzerine gelişen bir sektör olduğunu fark ettik daha sonra arkadaşlarımız bizi çevrelerine önerdiler ve yaptığımız işleri görenler bizlere geri dönüş yapamaya başladılar. Böylece işler büyüdükçe büyüdü. İşte yaptığımız her yeni iş bir diğer işin kapısını araladı. Tabi bunda kaliteli projelerimizin de etkisi vardı . İlk zamanlarımızda mesleğe yeni başladığımız için hatalarımız ve eksiklerimiz oldu biz hatalarımızdan ders çıkarttık ve her gün eksiklerimizi kapatarak bugünkü başarımıza ulaştık.
Profesyonel olarak yani İç Mimar sıfatıyla yaptığınız ilk yapı projesi hangisiydi? O an neler hissettiniz?
İlk olarak yakın akrabam olan Sanatçı Ferhat Tunç’un Beyoğlu’ndaki müzik atölyesini butik otele çevirerek işe başladım. 7 katlı bir binayı 12 odalı butik hotele çevirerek a dan z ye hem projesi ile hem tasarımı ile hem de çalıştırdığım ekip ile ilk profesyonel işim bu oldu .
Tabi çok güzel bir duyguydu. Bir kere kapıyı kapatıp yetkili olduğunuzu bilmek, o diplomayla bu işi yaptığınızı bilmek ayrı ve heyecan verici bir duyguydu. Yıllardan bu yana yaptığım onca iş varken sanki o an her şeye sıfırdan başlamıştım ve her şeye rağmen ilk profesyonel projemin verdiği heyecan anlatılmaz bir duyguydu diyebilirim.

“Türkiye’de iç mimarlık hafife alınıyor”

Türkiye’deki iç mimarlık anlayışı nasıl buluyorsunuz?
Ülkemizde herkes İç Mimarlığı, bir yerden kapı satın almak yada koltuk alıp bir köşeye yerleştirmek olarak sanıyor. Oysa biz o koltuğun konulacağı odanın zemininden tasarlamaya başlıyoruz. Alt yapı sistemlerinden her türlü zayıf ve güçlü elektrik akımını , manyetik dalgaları hesaplayıp daha sonra üstünü kapatıyoruz mekanı tasarımımızı uygulamaya hazır hale getiriyoruz Koltuku koymak bizim için son aşamadır bilinmesi gereken birşey varki oda koltukları tasarlayan ve evlerinize konulacak hale getiren kişiler zaten ben ve meslektaşlarımdır. Türkiye’de iç mimarlık mesleğine bakış açısı bir koltuktan ibarettir bence mesleğimiz hafife alınıyor.

Peki bundan sonra vizyon ve hedefiniz ne olacak?

Hedefimiz piyasadaki iç mimarlık kavramını gerçekten mümkün olduğu kadar en iyi şekilde temsil etmek. Herkesin mekan, konut ve projesinin mimari açıdan planlamasına katkıda bulunmak istiyoruz. Biz yapılarda iç mimarlık anlayışının modern şekliyle yerleşmesi gibi bir vizyon geliştirerek bu sürece katkıda bulunacağız. Ülkemizin yurt dışında bu anlamda en güzel şekilde temsil edilmesi yönünde de çabalarımız olacak.

“Bugün geldiğimiz nokta bizleri sevindiriyor”

Kısa sürede önemli işlere imza attınız bu başarının sırrı nedir?

Bana göre başarımızın sırrı zamanı iyi kullanarak, planlı ve programlı çalışmaktan geçer. Hep kendime ‘Neden bir gün 30 saat değil de 24 saattir’ diye sorguluyorum. Sürekli iş olsun sürekli çalışmak ve üretmek istiyorum. Ayrıca hayata hep olumlu bakıyorum, karşılaştığımız tüm sorunlara ve olumsuzluklara rağmen pozitif düşünmeye devam ediyorum. Hiçbir zaman olumsuz düşünmedim neticede bunların hepsi birleştiğinde başarı kaçınılmaz oluyor. Başarılarımızın hiçbiri tesadüf gelişmemiştir. Çok zorlu süreçleri geride bırakarak bu günlere geldik.

Hizmet verdiğiniz bölgede özellikle 3.köprü’nün yapılmasıyla imar hareketliliği arttı. İleride bu bölgenin imara açılması söz konusu. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz ?

Ben bu bölgenin imara açılmasını istemiyorum. İstanbul’da bakir kalan tek alan burası. Burada yapılacak olan yapılaşma felaketlere neden olabilir. Ben ve benim gibi insanlar bu ormanlardan ve bu yeşillikten ilham alıyor. Şimdi böyle yerlerin yok edilecek olması bizleri üzüyor. Keşke bu alanlar rant için değil de ihtiyaç için sunulsa, bizlerde destek versek ama maalesef olmuyor rant uğruna bu alanlar talan edilecek ve bu nedenle buranın imara açılmasına karşıyım.

‘Gelato Vita Mia’ İtalyan dondurması tasarımı

Peki İç Mimarlık dışında başka alanlarda yatırımlarınız var mı?

Evet yatırımlarımız var. Ben yıllarca arkadaşlarıma ve müşterilerime markalar tasarladım onlara ait işletmeler kurdum. Kendilerinin bir iş yeri oldu ve başarılı oldular . Sonunda ben de böyle bir işe girmeye karar verdim ve bana ait olan İtalya Menşeili ‘Gelato Vita Mia’ adında bir İtalyan dondurma markası tasarladım. Taze meyvelerden yaptığımız dondurmaların yanı sıra kahve ve italyan tatlılarını da mönümüze ekledik. Çok yakında Demirciköy’de bu lezzeti müşterilerimizin beğenisine sunacağız.

Sarıyer Demirciköy’de inşaatı süren mimarlık ofisi ve showroom projeniz ne durumda?

Kısa süre sonra hizmete açılacak olan ofis ve showroom projemizin inşaatı hızla devam etmektedir. Nisan ortası gibi açılış yapmayı hedefliyoruz.

Son olarak ifade etmek istediğiniz bir konu var mı?

Son olarak imza yetkisi konusunu gündeme taşımak istiyorum. Aslında biz resmi olarak mimar konumundayız. Yalnız Belediyeler yapı izinleri verirken bizim imza yetkimizi zorunluluk olarak görmüyor. Bu imza yetkisi en doğal hakkımız. Çünkü bizde bu projelerde emek harcıyoruz diğer mimarlarla aynı şartlarda çalışıyoruz. Onlara imza yetkisi verilirken bizim imza yetkimizin olmayışı bizleri üzüyor. Bu konuda İç Mimarlar Odası’nın çalışmaları devam etmektedir. Ben belediyeler başta olmak üzere yapı inşaatına onay veren kurumların İç Mimarların imza yetkilerini göz önünde bulundurmalarını ve gerekirse projeleri için zorunluluk koymalarını istiyorum.

Etiketler: » » » » » » » » »
2524 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.